“Yaşanan değişimlerin geri dönüşü olmayabilir”

“Yaşanan değişimlerin geri dönüşü olmayabilir”

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Her kafadan bir ses çıkmakla birlikte, her ülkede olduğu gibi, KKTC’de de aşı kampanyası devam ediyor. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da ortalığı bulandırmak isteyenler, hatta çabalayanlar olsa da, kervan yürümeye devam ediyor. Nitekim Halkın Partisi’nden Jale Refik Rogers, toplum bağışıklığını yakalamak için, toplumun yüzde 70’ini veya daha fazlasını aşılamak gerektiğini söyledi, “Aşı, pandemiden ve ekonomik buhrandan kurtulmanın anahtarıdır” dedi. Sağlık Bakanı Ali Pilli de, “Hedefimiz mart sonu aşı kampanyasını bitirmek… Tek sorunumuz aşıya ulaşmak. Kapanmak için değil, açılmak için uğraşıyoruz” dedi.

İşte bu tür beyanlar, halkın kafasını karıştırmak veya her şeyi gri göstermek isteyenlere de bir bakıma cevap niteliği taşıyor. Kararsızlıktan daha kötü bir şey olmadığından, özellikle bu süreçte kesin ve biraz da cesurca görüş ortaya koymak gerekir. Bu şekilde davranmakla vatandaşın da güveni artar, salgın üzerinden siyaset yapma sevdasında olanlar da ‘küllü suyu’ gibi alta iner. Aslında hemen her konuda şeffaf olmak ve de kararlılığı sergilemek gerek. Her konu açıldığında örnek gösterilen eski İngiliz Başbakanlarından Margaret Thatcher’in de politikası da böyle değil miydi?

İç konularda olduğu gibi, 52 yıldır Rum tarafının kaprisleri nedeniyle çözülemeyen Kıbrıs konusunda da benzeri adımların atılması gerektiği inancındayız. Nitekim Türkiye ve KKTC’nin, iki devletli çözümde ısrar etmesi, yetkililerin aleni açıklamalarında bunu öne çıkarması, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de raporunda ‘arzu edilen çözüm şekline’ atıf yapmaması Rum yönetimini kaygılandırdı. BM Genel Sekreteri Guterres de, Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda, “zamanın Kıbrıs’ta karşılıklı kabul edilebilir siyası çözüme karşı işlediğini” belirtti. Genel Sekreter, adada yıllardır süren statükonun ardından iki toplumun farklılıklarını barışçıl, temkinli ve kararlı biçimde çözmeye yeniden kendilerini adamamaları halinde, yaşanan değişimlerin geri dönüşünün olmayabileceğini vurguladı.

İsterseniz defalarca okuyun bu mesajı. Son derece önemlidir ve ciddi uyarı niteliğindedir. Genel Sekreter parmak arkasına saklanmadan net konuştu. Geri dönüşün olmayabileceğini vurgularken, 5+1 toplantısının son şans olabileceğini de ima etti.

Rum kesiminde birçok yetkilinin de itiraf ettiği gibi, Crans -Montana’da müzakere masası Rum-Yunan ikilisi tarafından devrildikten sonra çok şeyler değişti. KKTC ve Türkiye yetkilileri ‘Eşit egemen iki devletli’ çözümü gündeme getirdi. Rum tarafının böyle bir çözümü kabul etmesi mümkün değildir. Ancak Türk tarafının bu görüşü gündeme yerleştiği gibi, Rum’un egemenliğinde olası bir çözüme ‘evet’ denilmeyeceği, dolayısıyla Rumlar gibi Türklerin de kendi egemenlikleri olduğu gerçeğinin ‘kırmızı çizgi’ anlamına geldiği anımsatıldı.

Egemen eşitlik temelinde iki ayrı devlet vurgusu bir süreden beri dillendirilmekte ve gerek Kıbrıs’ta, gerekse bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesinde bunun önemi vurgulanmaktadır. Geçmişin acı deneyimleri ve hâlâ ambargolar altında bulunan Kıbrıs Türk halkının yıllardır süregelen mağduriyeti de dikkate alınarak, taraflara sunulan son şansın en iyi bir şekilde değerlendirilmesinde fayda vardır. Çünkü Genel Sekreter Guterres’in de altını çizdiği gibi, yaşanan değişimlerin geri dönüşü olmayabilir.

 ***

Duatepe, Abidin ve Turan Kaynar

Önceki gün vefat eden, Başbakan Hamza Ersan Saner’in kayınpederi ve Mağusa’nın tanınmış simalarından Limasollu Şemi Duatepe (84), Gazimağusa’da son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze törenine Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da katıldı.

Sevgili eşi Macide hanım, evlatları Bengül & Martin Gruber, Mine & Savaş Camoğlu, Bahar & Ersan Saner, torunları Coşku, İmge ve Güneş Eran, “Değerli öğretmenimiz Şemi Duatepe’yi kaybetmenin derin üzüntüsü içerisinde olup, tüm akraba, dost ve sevenlerine duyururken, yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler. UBP de başsağlığı mesajı yayınlayarak, merhuma Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı diledi.

Abidin ailesinin çok değerli varlığı Muhammed Zeynel Abidin ise dün Karaoğlanoğlu’nda defnedildi. Sevgili eşi Nevin hanım, evlatları Nazife, İsmail, Derviş, Doğu-Abidin, gelinleri Selen, Handan ve Melek Abidin, torunları Doran, Daner, Tardu, Talu, Arel, Karen, Batı ve Leysan, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, üzüntülerini tüm dost, akraba ve sevenleriyle paylaştılar, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

Bu arada Kaynar ailesinin meleği, fedakâr ve iyi insanı Turan Kaynar dün Lefkoşa’da toprağa verildi. Eşi Durmuş Kaynar, evlatları Gönül-Ahmet Ataner, Kenan-Emine Kaynar, Hakan-İlknur Kaynar, torunları Mert ve Nilden Kaynar, Asil Ataner-Şenay Sahil Ertan, Nilüfer-Mustafa Vamık, Karan-Nisan Kaynar, Turan hanımı her zaman kalplerinde yaşatacaklarını belirttiler. Sonsuz acı içerisinde olduklarını ifade eden aile fertleri, derin üzüntülerini duyururken, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını temenni ettiler.

Turan Kaynar (80) 14 Kasım tarihinde bir sürücünün motosikletiyle çarpması sonucu ağır şekilde yaralanmış olup, geçen güne kadar tedavi görmekteydi. Yaşama tutunamayan Kaynar’ın vefatı aile çevresinde ve kendisini tanıyanlar arasında derin üzüntü yarattı.

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın