Uzaklar, yakın oldu

Kıbrıs Gazetesi

Uzaklar, yakın oldu

 

   Arşive, eski dönemlere bir bakmak gerek.
   Eski ile bugünü karşılaştırınca, gelinen yer çok daha iyi anlaşılabiliyor.
   Siyasi tercih zamanlarında, yani seçim süreçlerinde, sıkça eskilere bakılır.
   Bakılır da, konulardan çok, kim ne dedi ona bakılır.
   Oysa konular, gündemler aynıdır.
   Sorunlar, sıkıntılar, yıllar önce de aynıydı, bugün de aynıdır.
   Hep aynı tekrarları yapıyoruz, aynı suçlamalar, aynı eleştiriler, aynı yollar, tekrar tekrar deneniyor.
   Çok şey söylendi, yazıldı, çizildi.
   Her şey normal seyrinde gitseydi, bugün Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmış ve üzerinden aylar geçmiş olacaktı.
   Pandemi süreci hayatı etkilemeye devam etse de, gündemden düşmeye başladı.
   Cumhurbaşkanlığı seçimi, pandemi ile beraber yürüdü, seçim ertelendi.
   Ve artık, günler, saatler kaldı.
   Seçim tartışmaları, zaman zaman tansiyonu yükseltti, bel altı vuruşlar, seviye düşüklüğü ve esastan sapılan zamanlar oldu.
   Kendi adıma bu sürecin sonuna gelindiği için seviniyorum.
   Bu gerginlik, seçim gailesi bitecek, ülke gerçek gündemine dönecek, herkes yine birbirinin yüzüne bakacak, selamlaşacak, konuşacak, bunlar önemli.
   Daha da önemlisi, kendine olan güveni ve saygıyı kaybetmiş bu halk, kendi sorunlarını çözebilecek, kendi çarelerini üretebilecek noktaya gelecek mi, istenen bu mudur?
   Kıbrıs Türk halkı, kendi demokrasisi, kararı ve iradesi ile sandığa gidecek ve oylamasını yapacak.
   Bu ülkede, onca olan, bitenden sonra, her şey normalmiş gibi yapılıyor.
   İhtiyacımız, özlemimiz, kendi yapabildiklerimizi görebilmek.
   En başta, kendi saygımızı ve güvenimizi kazanabilmek.
   Bizler toplumun iradesini yönlendiremeyiz, bu toplumun kararı, ancak objektif bir şekilde, toplumsal kararlara katkı koymak görevimiz.
   Bu süreçte en çok üzerinde durduğum, geleceğimizi sloganlara bırakmamaktır.
   Hareket, nerede, nasıl olursa olsun, ses vermek, biz de varız demek.
   Her ortamda, her platformda, Kıbrıslı Türkler de buradadır diyebilmek.
   Türkiye, BM, AB, garantör ülkeler, ilişki kurulabilecek sivil toplum örgütleri, İslam Birliği ülkeleri, Türki Cumhuriyetler, her kapı zorlanmalı.
   Ses duyulmuyor olabilir, ya da önemsenmiyor, ama yine de geri durmamalı.
   Kıbrıs konusu, çözüm süreci, model veya modelleri, bunlarla ilgili zaman, enerji ve süreç sürerken, bunlardan bağımsız olarak, bu amaçlardan ayrı, bu toplum nasıl görünür olabilir?
   En başta diplomasi, sadece ülke içi, sadece Türkiye yetkilileri, sadece müzakere masası değil, her türlü engel ve karşı koyma girişimlerine rağmen, yol bulacak, kapı aralayacak girişimlere odaklanmalı.
   Yoksa başka ne isteyebiliriz ki?
   Kimse bu ülkenin, Türkiye ve Türk halkının zararına olacak bir şey istemez.
   Kıbrıslı Türklerin yıllardır verdiği siyasi eşitlik ve demokrasi kavgası, bu saatten sonra geri gitmez.
   Pazar günü sandıklar kurulacak, irade ortaya çıkacak, bir sürpriz yaşanmazsa, ikinci turda yarışacak adaylar belirlenecek.
   Sonucu yine tartışacağız, şunu da göreceğiz, bu dönemin sonunda da çok önemli sonuçlar yaşanacak.
   Siyasi kırılmalar olacak, dengeler değişecek.
   Her şeyden önemlisi, demokrasinin, toplumsal güvenin zarar görmemesi.
   Artık uzaklar yakın oldu, kim ne ektiyse, onu biçecek, şimdi sonuç ne olursa olsun, herkes Kıbrıslı Türklerin kararına saygı duymalı.
  

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın