Servet vergisi konusu ve yasal durum

Servet vergisi konusu ve yasal durum

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Ülkemizde, son günlerde gündeme gelen servet vergisi konusunun esas çıkış noktası, kapanma nedeni ile sektörlere ve çalışanlara devletin destek yapacak yeterli kaynağının olmamasıdır.
Kamu ve özel sektör arasında yaşanan tartışmalar sırasında, kamu çalışanlarından kesinti yapılması talepleri ile, gelir ve kurumlar vergisi ödeyen şirket ve şahısların, her yıl açıklanan ödedikleri vergi rakamların önemli bir kısmının, kamuoyunu memnun etmemesi de bu konuyu tetiklemiştir.
Servet Vergisi konusuna bakacak olursak, KKTC ‘de bu nokta da, yeni mevzuat, yasa, araç ve formül arayışlarına gerek yok görülüyor.
Gelir vergisi yasasının 30, 38. maddeleri, Vergi Dairesine, vergi mükelleflerinden Servet beyannamesi talep etme, inceleme yapma ve bunun sonucunda vergilendirme hakkı vermektedir. Buradaki esas mantık, gerçek veya tüzel kişilerin, belli bir dönemdeki harcamalarının, taşınır, taşınmaz malvarlığının (Servet) ve banka hesaplarındaki gelişiminin, sundukları vergi beyanlarındaki tutarlılığına bakılmasıdır. 
Gerçek veya tüzel kişilerin vergi dairesine sundukları gelir beyanları, tasarruflarında bulundurdukları ekonomik kıymetlerden oldukça az olduğu durumlarda, daire servet incelemesi başlatabilmekte ve ek vergiler alabilmektedir. Yani, Vergi Dairesinin elinde servet vergisi alabilmesi için, bir mevzuat aracı bulunmaktadır ve doğru kullanılırsa, etkinliği ve verimliliği vardır.
Ancak, bu sistemin randımanlı çalışması için,
1) Vergi Dairesinde yeterli sayıda ve donanımlı bu işi yapacak kadrolar oluşturulması lazım. Şu anda, yeterli sayıda, yetişmiş personel olmadığı söyleniyor.
2) Bu vergi yönteminin,  iktidarlara ve taraftarlarına göre siyasi araç olarak kullanılmaması gerektiriyor.
3) Servet incelemelerinin, vergi adaletine uygun olarak, ayni parametreler, kriter ve kıstaslarla, herkese eşit olarak uygulanması şart.
Yani kısaca, servet incelemeleri ve vergilendirmeye halihazırda vergi mevzuatımız cevaz vermektedir.
Öte yandan, kamuoyunda bazı çevreler tarafından seslendirilmekte olan, Bankalardaki mevduatlardan, miktarına göre  özel Servet vergisi kesintisi yapılması veya mevduatların tıraşlanması gibi seçenekler, ülke ekonomisine büyük zarar verir, iş dünyasında huzursuzluğu artırır ve telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açar.
Ülkede zaten bozuk olan güven ortamı daha da bozulur ve buna bağlı olarak da, gayri menkul yatırımları, ülke içinden ülke dışına kayabilir. Ayni zamanda, mevduatlar da yurt dışına kaçabilir. Ya da, mevduat sahipleri. bankalardan özel kasa kiralayıp, parasını bu kasalarda tutmayı bile tercih edebilir.
Eğer, mevduatlar yurt dışına kaçarsa, veya bankalardan çekilirse, devlet mevduat faizi üzerinden aldığı yüzde 15 stopaj vergisinden de mahrum kalacaktır. Bütün bunlar, mevduatların kayıt dışına çıkmasına da yol açacaktır.
Bankalardan yoğun olarak nakit çıkışı başlarsa, bu durum, bankaların mali durumunu da olumsuz etkileyebilecektir. Ayrıca, bankaların kredi kullandırma kapasitesi de sekteye uğrayabilecektir. Bu bağlamda, devletin de, bankalardan iç borçlanma maksadıyla kaynak bulma imkanları da zora girebilecektir.
Ekonomiyi ve sosyal hayatı olumsuz etkileyecek eylem, düşünce ve söylemlerden kaçınılmalıdır. Zira, bir şeyin söylenmeye başlanması bile, çoğu zaman olmasından daha fazla zarar verebilmektedir.
Öte yandan, Son günlerde, özel sektör temsilcileri ile Kamudaki insanlarımızın birbirini suçlaması son derece üzücüdür. Gün, birlikte hareket etme, fedakarlık yapma ve dayanışma içinde olma günüdür. Bu durum, tedavisi çok güç olan yaralar açılmasına ve sonuçta ülkenin zarar görmesine neden olur.
Ne kamu sektörü, ne de özel sektör, olaylara sadece kendi gözüyle bakmamalı, empati yapmalıdır. Her kesim içinde çürük elmalar ve yanlış davranışlar içinde bulunanlar vardır. Genelleme yapmak ise doğru değildir. Gün, birlikte hareket etme günüdür.
Hükümetlerin, mevcut yasaları layıkıyla uygulaması, denetimini sağlaması ve eksik olan yasaları hayata geçirmesi ile, ülkemizdeki birçok sorunun çözüleceğini düşünüyorum.
Son tahlilde, Ülkemizde beyan edilen gelir vergisinin bile yarısının ödenmediği bir ortamda, genel anlamda bir vergi reformuna ihtiyaç olduğu, yasalardaki cezaların artırılması ve/veya mevcut olanların uygulanmasında taviz verilmemesi gerektiği herkesin üzerinde uzlaştığı bir olgudur.
Servet vergisi konusu da, halihazırda vergi mevzuatında bulunduğundan, bunun adaletli bir şekilde, objektif kriterlere göre uygulanması için gerekli adımlar atılabilir.
Vergi alanında yapılacak reformlar, kendi kendine yeten ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik yapı yaratmak hedefi için, en öncelikli adımların başında gelmektedir.

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın