Özlem Ünsal: Kentler, nüfus yoğunluğu ve hareketliliğin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor

Özlem Ünsal: Kentler, nüfus yoğunluğu ve hareketliliğin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor

Özlem Ünsal: Kentler, nüfus yoğunluğu ve hareketliliğin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor

✏️–Kıbrıs Postası —✏️

Kent sosyoloğu Özlem Ünsal, tek bir kentin parçası olduğu toplumun aynası olarak düşünülemeyeceği konusunda uyarıda bulundu, her kentin parçası olduğu toplumun farklı veçhelerine dair izlenim verdiğini belirtti. Ünsal, en çok ihtiyaç duyulanın kente dair hayaller yarıştırmak değil, olabildiğince ortak mutluluklar inşa edebilmek olduğunu söyledi.

Kent sosyoloğu, LTB Meclis üyesi adayı Özlem Ünsal, kent ve kentlileşme ile ilgili Kıbrıs Postası’na açıklamalarda bulundu.

“NÜFUSU YOĞUN OLAN MEKÂNSAL ANLAMDA MERKEZİLEŞTİĞİ YERLERE ‘KENT’ DENİR”

Bireysel ve toplumsal yaşamı sürdürebilmek için ihtiyaç duyulan her şeyin çevrede örgütlendiğini anlatan Ünsal, “Sağlık kurumları, iş merkezleri, üretim ve atık tesisleri, yönetim birimleri, ulaşım hatları, su kanalları, enerji kaynakları, yeme-içme olanakları, eğitim kuruluşları, kamusal alanlar…” örneklerini verdi. Ünsal, nüfusun yoğun olan mekânsal anlamda merkezileştiği yerleşimlere ‘kent’ denildiğinin altını çizdi.

“HER ZAMAN MEVCUT DURUMUN İYİLEŞTİRİLMESİ MÜMKÜN VE GEREKLİ”

Kıbrıs’ın kuzeyindeki kaynaklar ve nüfus yoğunluğuna tutarlı biçimde kent kavramının içinin doldurulabildiğini ifade eden Ünsal, her zaman her yerde olduğu gibi mevcut durumun iyileştirmenin mümkün ve gerekli olduğuna vurgu yaptı. 

Mevcut kaynakların nasıl kullanıldığının önemli olduğunu ifade eden kent sosyoloğu Özlem Ünsal, “Güzel kaldırımlar ve bisiklet yolları yapabilmişsek; fakat doğru ve sorumlu kullanımı yerine getirememişsek kent kavramının içini toplumsal olarak ne derece doldurduğumuz tartışılır. Kentin olanaklarından elde edilecek ortak yarar için herkesin birbirine karşı sorumluluk alması şart. Bu, elimizdekinin ömrünü uzatabilmenin önemli koşullarından biri.” dedi.

“İHTİYAÇLARI DOĞRU ANLAMAK ELZEM”

Herhangi bir değişim öncesinde kent ve kent sakinlerinin ihtiyaçlarını doğru anlamın elzem olduğunun altını çizen Ünsal, anlamanın ölçüsüyle olası mağduriyetlerin önüne geçileceğini, yapılan yatırımlardan maksimum verim alınacağını, katılımcı planlama ilkeleri daha rahat bir şekilde tesis edileceğini ve kentin farklı paydaşları yapılan işi kolektif olarak sahipleneceğine vurgu yaptı.

“KENTLER, NÜFUS YOĞUNLUĞU VE HAREKETLİLİĞİN İHTİYAÇLARINA GÖRE ŞEKİLLENİYOR”

Kentlerin hem Kıbrıs’ın kuzeyinde hem de diğer ülkelerde, belli olanaklar ve olanaksızlıkların varlığı ile nüfus yoğunluğu ve hareketliliğinin ihtiyaçlarına göre şekillendiğini ifade eden Ünsal, kentleri kuşatan bölgesel ilişkiler, siyasetin işleyiş biçimi, coğrafi konumlanma ile sosyal ve kültürel dinamiklerin her kente kendi biricikliğini atfettiğini söyledi.

Bazı kentlerin küresel sermaye birikiminin gereklerini yerine getirecek biçimde, diğerler kentlerin ise eko-turizmin taleplerine karşılık verecek şekilde kendini yapılandırmaya çalıştığını kaydeden Ünsal, “Özetle belli bir hiyerarşinin üst sıralarında yer almak gibi bir hedef belirleniyor ve bunların gerekleri yerine getirilmeye çalışılıyor.” görüşünü paylaştı.

Yatırım çekme arzusunun vizyon ve hedeflerin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Ünsal, önemli olanın ise toplumsal adalet ve sürdürülebilir çevre bilincini ıskalamayan, insan onuruna yakışır bir kentleşme modelini bağlama uygun olarak geliştirebilmek olduğunun altını çizdi.

“BAZI ÜLKELER ULUSLAR ÜSTÜ ANLAŞMALARI KENT YÖNETİMİNİN…”

Bazı ülkelerin çeşitli uluslar üstü anlaşmaları kent yönetiminin parçası olarak kılmaya çalıştığını anlatan Ünsal, anlaşmalarla kentlerin küresel ölçekte olan ilkeler temelinde şimdiye ve geleceğe hazırlanması için çaba gösterildiğini kaydetti.

Yan yana gelince birbirini tamamlayan ilkelere sahip bu anlaşmalara riayet etmenin yalnızca bir kamu yararı getirisi sağlamadığını ülkeler tarafından aynı zamanda bir prestij konusu olarak değerlendirildiğinin altını çizen Ünsal, “İlkeleri uygulamaya veya onlara bağlı kalmaya çabaladığınız ölçüde hem çağdaş dünyanın bir parçası olabilme ihtimaliniz artıyor, hem de kentlerin ekonomik ve siyasal rantın eline düşme ihtimali bir derece baskılanıyor.” vurgusunu yaptı.

“HER KENT PARÇASI OLDUĞU TOPLUMUN VEÇHELERİNE DAİR İZLER TAŞIR”

Tek bir kentin parçası olduğu toplumun aynası olarak düşünülemeyeceği konusunda uyarıda bulunan Ünsal, her kentin parçası olduğu toplumun farklı veçhelerine dair izlenim verdiğini belirtti.

Türkiye’den örnekler veren kent sosyoloğu Özlem Ünsal, şu ifadeleri kullandı:

“İstanbul’a bakarak Türkiye toplumuna dair çıkarsamalar yapmak tutarsızca olur. Ülkenin en kalabalık, en devingen nüfusuna sahip kentin mevcut olanak ve olanaksızlıklarıyla ilişkisi ve bunların toplumsal sonuçları Türkiye’nin geriye kalan coğrafyasında geçerli olmayacaktır. Benzer şekilde, İç Anadolu’nun en büyük kentlerinden Konya’ya bakarak da genel tespitler yapamayız. Fakat kentlerdeki genel deneyim toplamında ortaklaşan ve farklılaşan öğelere bakarak toplumsal yapıya dair bir şeyler elbette söyleyebiliriz.”

“KENTİLEŞME, BİR YAŞAM KÜLTÜRÜ ETRAFINDA NE KADAR ORTAKLAŞABİLDİĞİMİZLE ALAKALI”

Kentlileşme ile ilgili de düşüncelerini aktaran Ünsal, “Kentlileşme, sanırım bir yaşam kültürü etrafında ne kadar ortaklaşabildiğimizle alakalı bir durum.” dedi ve bunun sadece olumlu anlamda olmadığını belirtti.

Kaynakların nüfusa göre kısıtlı olduğu bir kentte kentliliğin yaşamın her alanında ‘yer kapma’, ‘ayak kaydırma’ ve ‘fırsatçılık’ gibi becerilerle tanımlı olabileceğini örnek gösteren Ünsal,  bu becerilerin ne kadar geliştiğine bakılarak, o kent bağlamında ‘kentlileşen’ olarak kabul göründüğünü belirtti.

Ünsal, kaynakların mevcut nüfusa görece adil bir biçimde paylaştırılabildiği, bu kaynaklarla ilişkinin ortaklaşmış bir aidiyet duygusunu beslediği, kentteki kamusal olanakların müşterek olarak sahiplenildiği kentlerde ise kentlileşmenin daha olumlu bir niteliğe sahip olduğunu belirti.

Ünsal, en başta kentlilerin birbirinin yerine göz dikmediği, başkalarının haklarına karşı sorumluluk duyduğu, yeri geldiğinde bu hakları savunabildiği ve bazı temel olanak ve hizmetleri ortak yarar için talep edebildiği bir varoluş hali mümkün olabileceğini belirtti.

Ünsal, “Böyle bir ‘kentlileşme’ ve ortak yaşam kültürünü arzu etmeyecek yoktur diye ummak istiyorum” dedi.

“ORTAK MUTLULUKLARI ÇOĞALTMAYA ÇABALAMAK İÇİN ADAYIM”

LTB Meclis üyeliğine aday olması hakkında konuşan kent sosyoloğu Ünsal, aday olma nedenini “Ortak mutlulukları çoğaltmak için çabalamak.” olarak açıkladı. 

“AYAKLARI YERE BASAN BİR YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI İLE…”

En çok ihtiyaç duyulanın kente dair hayaller yarıştırmak değil, olabildiğince ortak mutluluklar inşa edebilmek olduğunu kaydeden Ünsal, “Ayakları yere basan bir yerel yönetim anlayışı ile Lefkoşa’nın ihtiyaçlarına, Lefkoşalıların ise ortak mutluluk arayışına omuz vermek için tam kadro bu yoldayız. Benim gibi uzmanlar tam olarak bunun için var. Başka yerlerden öğrendiklerimi kendi kent deneyimimize aktarmak en büyük arzum.” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

Özlem Ünsal: Kentler, nüfus yoğunluğu ve hareketliliğin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor

 

Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz