Mantık aynı; “gör beni, göreyim seni”

Kıbrıs Gazetesi

Mantık aynı; “gör beni, göreyim seni”

 

   Daha önceleri, yani yakın geçmişimizde, siyasi seçim dönemleri, daha renkli, daha olgun, daha seviyeli ve şölen havasında geçerdi.
   Şimdilerde, seçim dönemleri, kutuplaşma, ayrışma, tartışma kültüründen uzak, kim, kimi daha çok küçük düşürecek yarışına döndü.
   Üzücü olduğu gibi, kimseye de faydası olmayan, kuru gürültülere, ülke demokrasisi feda ediliyor.
   Yine de demokrasi ve saygı herkes için en iyisi ve en gereklisidir.
   Amerika Birleşik Devletleri (ABD) elli eyalet ve bir federal bölgeden oluşan, federal anayasa ile yönetilen, dünyanın süper gücü sayılan ülke.
   ABD, Başkanlık seçimi beklenmedik bir değişiklik olmazsa, 3 Kasım 2020 tarihinde yapılacak.
   Seçimde, Cumhuriyetçi Parti Başkan adayı ve mevcut Başkan Donald Trump ve Demokrat Parti adayı Joe Biden yanında, daha küçük siyasi partilerin adayları da Başkanlık için yarışacak.
   Trump, seçilmesi, seçim vaatleri, kararları ile çok tartışılan, tepki gören bir dönemi geride bırakıyor. 
   Joe Biden, daha önceki Başkan Obama’nın yardımcılığını yapmış, Kıbrıs’a gelmiş, dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu ile de görüşmüş, Demokrat Parti Başkan adayı.
   ABD de, oy kullanma yöntemleri, eyaletten, eyalete değişiyor.
   Bazı eyaletlerde, erken oy kullanma, seçim sandığına gidemeyecekler için, posta ile oy kullanma imkânı var.
   Yeni Başkanın görevi 20 Ocak’ta yapılan yemin töreniyle başlıyor. 
   Başkan ve Cumhuriyetçi Parti Başkan adayı Trump’un Koronavirüs testi pozitif çıktı.
   Bu durumun seçimi nasıl etkileyeceği merak edilirken, ABD kamuoyu bir başka olayı tartışıyor.
   ABD Başkanlık seçiminde, çeşitli oy verme yöntemleri kullanılıyor demiştim.
   Posta ile oy verme de bunlardan biri.
   Bu yöntem daha önce de kullanılıyordu, Koronavirüs sebebiyle, daha da önem kazanan bir oy verme yöntemi oldu.
   İşte burada, yaşanan bir olay, ABD’de tartışılmaya başlandı.
   2016 yılında yapılan ve Trump’ın Başkan olduğu seçimde, Louis DeJoy isimli Amerikan vatandaşı, Trump’ın seçim kampanyasına bir buçuk milyon dolarlık bağış yapmış.
   Bu olay elbette normal, hemen her ülkede, siyasi partiler, adaylar, bu tür yardımları, bağışları kabul ediyor.
   Burada mesele, bu bağışın, bir karşılığının olması.
   Trump Başkan seçildi, bir süre sonra, bağışçısı Louis DeJoy’un eşini Kanada’ya büyükelçi atadı.
   Haziran 2020 de, Başkan Trump, bağışçısı DeJoy’u, Amerikan Posta Hizmetleri’nin başına getirdi.
   Hem koronavirüs, hem de seçim sürecinde, posta hizmetleri daha önem kazanmış durumda.
   Posta hizmetlerinin bilerek, kasıtlı olarak yavaşlatıldığına inanan binlerce ABD vatandaşı, gösteriler yaptı.
   Washington eyaletinde, seçmenlerin tamamı, oylarını, posta yoluyla kullanıyor.
   “ABD’de yaklaşık 300 bin çalışanı temsil eden Ulusal Posta Taşıyıcıları Derneği, seçimlerde Demokrat Parti’nin başkan adayı Joe Biden’a destek veriyor”.
   İşin bir de bu yönü var.
   Ve bize hiç de yabancı gelmeyen, benden olanlar, benden olmayanlar mantığı.
   Anlaşılan, bu mantık, dünyanın süper gücü, demokrasinin beşiği de olsanız değişmiyor.
   Bir adaya bağış yapan ve o adayın Başkan olmasıyla, fazlasıyla ödüllendirilen, sıradan bir vatandaş.
   Bu olay bana şunu hatırlattı;
   Gör beni, göreyim seni.
   Sadece bizde olmuyormuş, demokrasi böyle bir şeymiş.
  

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın