Kimi mağdur, kimi iş bilmez, kimi akıllı rolünde

Kimi mağdur, kimi iş bilmez, kimi akıllı rolünde

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Siyasi hesaplaşmaların yaşandığı bugünlerde siyasetin tansiyonu düşecek gibi değil. Görevden almalar atamalar derken süreç hızlı bir şekilde yaşanmaya devam ediyor. Hep yazdık yazmaya da devam edeceğiz. Kişisel değil toplumsal çıkarların ön planda tutulduğu anlayış yıkılmadıkça bazı şeylerin değişmesi mümkün gözükmemektedir.
Dengelerin tam anlamıyla yerine oturması için süreç ve lidere ihtiyaç duyulmaktadır. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayan süreçteki dalgalanmalar henüz rayına oturmamıştır. Seçim, kurultay, yeni hükümet, yeni kabine derken siyasi dengesizlik ve halk nazarında siyasilere karşı oluşan itibarsızlık artarak devam etmektedir. 
Kimi mağdur, kimi iş bilmez, kimi akıllı rolünde olmaya devam etmektedir. Sadece kendilerini biçilmiş rolleri oynarken toplumun beklentilerine cevap veremiyor, kişisel beklentiler üzerine yoğunlaşmış siyasi anlayış artarak devam etmektedir.
Halk da artık bu siyasi anlayışı benimsemiş durumdadır. Dikkat ederseniz bölgesel beklentilerin temelinde bölgesel bakan yatmaktadır. Devletin ve halkın bakanı yerine kişilerin ve bölgelerin bakanı olmak anlayışı sadece siyasilerde değil toplumda da var olan bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Siyaset de toplumsal sorun çözen değil, kişisel sorun çözen yaklaşımı tamamen ülkemizde benimsenmiş bu yaklaşımın dışında hareket edenlerin de siyasi yaşamı çok uzun olmamıştır. Veya bu anlayışını değiştirmeyen kişiler ülkemiz de siyasetten silinmiştir.
Bazı şeyleri düzeltmek halkın elindeyse yeri ve zamanı geldiğinde bunları düzeltmesini bilecektir. Sadece konuşmak veya sosyal medyadan paylaşım yapmakla bu işler olmuyor. Ülkemizdeki yanlışlar da düzelecek gibi değildir. Siyasetçiyi bir kenara koyduğumuzda halk da artık mış gibi siyaset ve söylemde bulunmaktadır. Bugün koparılan yaygarada sadece mış gibi bir yaygaradır.
Normalleşmenin adımlarının atıldığı bu günlerde kontrolü elden bırakmamamız gerekiyor. Güvenli ve sağlıklı bir ada stratejisiyle inşallah yakın gelecekte güzel günler göreceğiz. Hayatta hiçbir dönem umudumu kaybetmedim.
Çıkarımlar ve projelerden var olabilmenin hedefini koydum, koymaya da devam edeceğim. Günlük yaklaşım ve şartlarla hareket etmedim. Doğru neyse doğrunun yanında olmaya çalıştım.

Bu bir duruş meselesi aslında…

İnsanın hayatta bir duruşu olmalı. Öyle, böyle şöyle değil. Bu duruşu ve düşüncesi felsefesi etrafında hareket eder. Görüş farklılıkları olsa bile saygı göstermeyi bilmek de olgunluktur.
Tabii görüş ve düşünceler yeri ve zamanında ortaya konduğunda makuldür. Bunların dışında oluşturulan ve bilinçli zikredilenler sadece ayrışmalara, saflaşmalara ve sıkıntılara yol açar.
KKTC ve TC ayrışmasından faydalanmak isteyen kesimler böylesi dönemlerde ortaya çıkar. Bunlara taviz vermemek lazım. Bu ülkede olabilecek en büyük sıkıntı bu noktada yaşanacak ayrışmadır.
Tarihin var ettiklerini, yansımalarını nerden nereye gelindiğini iyi bilmek ve bu bağlamda hareket etmek en doğrusu olacaktır.
Değişimi anlamak ve yönetebilmek için önce değişimi doğru algılamak ve anlamak gerekir…
Bunu halka anlatmak çok da kolay olmuyor…
Siyasilere, daha ileriye gideceğim kardeşin kardeşe güveninin kalmadığı bir zaman diliminde yaşıyoruz…
Yaşadığımız değişimi geçmişin alışkanlıklarıyla, düşünce tarzıyla ve eski yöntemlerle yönetmek günümüzde artık mümkün değildir…
Yaşamın değişimini gerçek yönünü anlayanlar değişimi doğru yönetmesini bilenler ile güçlü olmuştur. İleriye güvenle bakabilmek için doğruyu bulmak yetmiyor, sürekli ve her an dinamik bir değişim süresi içerisinde hep daha iyiye doğru ilerlemek gerekiyor…
Hayatta ve siyasette dengeler statik değildir, dengelerin hepsi dinamiktir. Bu dinamik süreç yaşadığımız yüzyılı işaret ediyor…

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın