Kalıcı olan insanlıktır…

Kalıcı olan insanlıktır…

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Belli bir noktaya gelen insanların sergilediği tutum ve davranışlar bugüne kadar hep tartışma noktası olmuştur. Olmaya da devam edecektir. Mevki ile alınan güç ve yetkinlik geçici; insani ve icraat temelli yaklaşımlar ise kalıcı olmuştur. Bugünün bakan ve bürokratlarının sergilediği tutum ve davranışlar da gelecekte kalıcılığının göstergesi olacaktır. Bu aslında belirli noktaya gelen kamu çalışanları için de geçerlidir. Koltuğun ve imza yetkisinin büyüsüne değil, aklın ve değerlerin temeline sahip çıkmak her zaman kazanan olacaktır.
İnsanın ruhunun okşanması önemlidir. Güzel sözcükler insanı mutlu eder, hatta en önemli motive kanalıdır. Başarı ve takdir edilmek insanı mutlu eden ve çalışmayı yönelten unsurların başını çeker. Ben merkezli ve benin hegemonyasını ilan ettiği günümüzde mevkisel ve akademik küçümsemeye girmemek lazım. Birinci tekil şahıs yerine üçüncü tekil şahısı kullanmak her zaman daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Asla size yapılan iyiliği unutmayın. Süre aşımı size önceden yapılan iyiliğin unutulmasının nedeni olmamalı günümüzde. Değerlerin yıprandığı bugünlerde geçmişte yapılanları unutmamak ve hatırlamak gelecek adına anlamlı olacaktır.
“Bir kahvenin kırk yıl hatırı var.” Yaklaşımı aslında değerler silsilesinin dışa yansımasıdır. Bir düşünün size yapılan iyiliğe veya yardıma karşı ne kadar saygı duyuyoruz? Gerçekçi olduğunuzda anlatmak istediğimi daha iyi yorumlamış olacağız.

Gelecek konusunda insanlar yorumda bulunurken genelde umutsuzluk hâkimdir. Bir şeylerin olacağına inanan insan sayısı azdır. Bununla birlikte güzel şeyler ortaya çıkarmak için uğraşan da pek yoktur.
Kime sorsanız, cevap belli; karamsarlık dolu yanıtlar…
Peki, o zaman geleceğinize kim yön veriyor?
Siz mi, başkaları mı?
Yükseköğretime geçiş sıvalarını ele alsak; kimse memnun değil…
Herkese göre sistem hatalı…
Bunlar doğru da sisteme de takılmamak lazım…
Gelecek nerede? Üniversitede mi, yoksa hayatın tam da içinde mi?
Popülerlikle akademik hayatın bir bağlantısı var mı?
Kesinlikle yok…
İnsan kendi hedefleri doğrultusunda hareket etmeli. Hareket ederken de geleceğin resmini çizmeli. Ona göre hareket tarzları ve stratejiler üretmeli.
Öğrenci, bir meslek seçerken, kendini en iyi şekilde ifade etmesini sağlayacak, kişilik özelliklerine uygun, kendi karakter yapılarına uygun, kendini mutlu edecek bölümleri seçmeli…
Kişi meslek hayatı boyunca ve yaptıklarıyla psikolojik ihtiyaçlarını karşılar.
İnsan geleceğine yön verirken o mesleğin özelliklerini, getirisini ve kendi özellikleriyle uyumuna dikkat etmelidir.
Babası ve annesi istedi diye değil; kendi isteğiyle var olmalıdır.
Tabii ki insan çevresinden, öğretmenlerinden, anne ve babasından etkilenecektir.
Onların görüşlerinden önerilerinden kendisine pay çıkaracaktır; ama kendi kararlarını kendisi verecektir.
Öğrenci ne istediğini iyi bilmeli; her şeyden önce kendini iyi tanıyabilmelidir.
Kendini tanıma okul yıllarında olması gereken bir durumken, meslek sahibi olduktan sonra birey kendini tanıma şansı buluyor.
Bu da mesleğinin kendisine uygun olmadığını düşünen mutsuz bireylerin oluşmasına olanak sağlıyor.
Meslekleri tanıtma konusunda öylesine geç kalıyoruz ki çoğu zaman iş işten geçmiş oluyor.
Meslek seçimi konusunda, büyük hatalar yapan ve umduğunu bulamayan anne ve babalar…
Kendi hayalleri ve başaramadıklarına çocukları aracılığıyla ulaşmak istiyor…
Baskıcı oluyor…
Bunlara gerek yok…
Yardımcı olun, hayat tecrübelerinizi çocuklarınızla paylaşın…
Ama karar verici olmayın; bırakın meslek seçimini çocuğunuz yapsın…
İzin verin mutlu olsun; geleceğine siz değil, kendisi yön versin…

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın