Düşmansız var olamama kültürü

Düşmansız var olamama kültürü

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Düşmansız var olamama kültürü ya da korkusu hem Türkiye hem de bizde en üst düzeylerdedir.

Bunun nedeni sağlıklı, doğru olarak saptanıp tedavi edilmediği sürece hastalık kronik haliyle devam edecek.

***

Mikrofonu eline kapan, kamerayı karşısında gören önce kendine göre düşmanlarına veryansın eder.

Bu anlayışın askerde olmasını doğal karşılayabilirim de sivil ve hele demokratik yaşamda varlığını gökten Allah inse bana kabul ettiremez.

***

Normal koşullarda bir ülkenin silahlı birliklerinin kendi sınır boylarında sık sık savaş yaşaması mümkün değildir.

Buna rağmen silahlı kuvvetler tatbikat yaparken hayali düşman kuvvetleriyle savaşın denemesini yapar.

Hiç savaş tehlikesi olmasa da silahlı kuvvetlerin en düşük olasılık için bile savaşa hazır olması gerekir.

Silahlı kuvvetlerde her türlü hesaplama olası düşman gücüne göredir.

***

Savaş düşüncesinin beyinlerden kazınıp çıkarılmasını içtenlikle arzu edenlerdenim.

Keşke dünyada askeri güç gereksinimi sıfır düzeyine inse ve askeri harcamalar daha insani amaçlar için kullanılsa.

Bu arzum bugünün dünyasında hayal ötesi… Bunu da biliyorum.

Ancak sıra sivil ve demokratik yaşama geldiği zaman düşmansız var olamama kültürünü anlayıp kabul etmem imkansız.

Bu konuda maalesef Türkiye’nin bize güzel örnek olamadığı kesin.

Yapılan konuşmaların çok azı kendilerini, politikalarını anlatma içeriğine sahiptir.

Konuşmanın en az yüzde doksanı kendilerine göre muhaliflere laf yetiştirme kılıfı altında saldırıdır.

Sanki de savaş halinde olunan düşman ülke liderinin açıklamalarına yanıt veriliyor.

Üslup ve kullanılan kelimeler, pozitif disiplin uygulaması olan bir okulda kullanılsa, o öğrenciler disiplin kuruluna verilir mutlaka.

***

Bütün mesele düşmansız var olabilmektir.

Her konum yakalayan önce düşmanını bulur ya da yaratırsa, ülke seçim meydanlarından çok savaş meydanlarına sahip olur.

Bu süreçte en başta basına görev düşer.

Barış politikasından uzak, düşmanca politika izleyenlerin sesini kısmak basın için demokratik bir görev olarak algılanmalı.

Kimse bu yaklaşımı düşünce özgürlüğüne kısıtlama olarak görmesin. Tam tersi bu başarılırsa düşünce özgürlüğü alan kazanırken, siyasete de kalite gelecek.

Bu yazdıklarımı okurken, Türkiye’de olumsuz yönden atı alanın Üsküdar’ı geçtiğini söyleyebilirsiniz.

Haklısınız.

Ancak, bizler 23 Ocak seçimlerine doğru ilerliyoruz.

Seçim kampanyaları başladığı zaman bizim medyamız doğru davranırsa kazanan Kıbrıs Türk Halkı olur.

HASAN HASTÜRER

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz