Masumiyet karinesi

Masumiyet karinesi

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Günümüzde genel ağ ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşması, masumiyet karinesinin (presumption of innocence) korunmasını çok daha önemli bir hâle getirmiştir.

Son günlerde yaşanan olaylarda pek çok kişi sosyal medyada suçlu ilan edilmiştir.

Sanığın suçluluğunun kesin bir yargı kararı ile saptanmasına kadar masum sayılacağı anlamına gelen masumiyet karinesi, suç yüklemesi altında bulunan kimselerin kamuoyu karşısında suçlu varsayılmasını engellemektedir.

Masumiyet karinesi uyarınca bir kimsenin suçlu olarak nitelendirilebilmesi ve hakkında ceza yaptırımları uygulanabilmesi, yargıorganı tarafından verilen hükmün kesinleşmiş olmasına bağlıdır.

Bununla beraber bir kimsenin suç oluşturan bir eylemden mahkûm olması, eylemi işlediği hususunun her türlü kuşkudan uzakbir şekilde kanıtlanmasını gerektirir.

Bu nedenle, masumiyet karinesinin ceza yargılamasındaki sonucu ve uygulama alanı;kanıt ve kanıt yükümü ile ilişkindir.

Bir suç işlendiği savınıkuşkuya yer vermeyecek şekilde kanıtlamak iddia edene aittir.

Sanık, suçsuzluğunukanıtlamakla yükümlü değildir.

Gerçekten ceza davalarında maddi gerçeği araştırmanın amacı, ne yalnızca suçluyu cezalandırmak ve ne de masumu korumaktır.

Sanık, suçlu ise cezalandırılacak, masum ise beraat ettirilecektir.

Bu bakımdan ceza davalarının amacının;

Sanığın suçlu olup olmadığını araştırmak,

Suçlu ise cezalandırmak,

Masum ise beraat ettirmek

olduğunu söyleyebiliriz.

Anlam yükleme

İlkeyi belirtmek amacıyla değişik deyimler kullanılmaktadır.

İlkeyi ifade etmek üzere; masumiyet karinesi, masumluk karinesi ya da suçsuzluk karinesi deyimleri yaygın olarak kullanılmaktadır.

İlke, karine terimi ötesinde hak kavramı ile de ifade edilmektedir.

Örneğin masum sayılma hakkı ya da suçsuz sayılma hakkı gibi.

Bir diğer ifade ile hangi deyim kullanılırsa kullanılsın, hepsi  aynianlama gelmektedir.

Masumiyet karinesinin bireye olağanüstü hallerde dahi; sınırlandırılamayacak, vazgeçilmez, temel, çekirdek nitelikte bir hak sağlamaktadır.

Karine sözcüğü

Karine sözcüğü, dilimize Arapça “karn” sözcüğünden geçmiştir.

Sözlük anlamı ipucu, emare ve belirtidir.

Hukukta ise bir suçu kanıtlamaya neden olan varsayım anlamına gelir.

Osmanlı döneminde kullanılan “karine ile anlamak” deyimi ise, sözden gizli mana çıkarmak anlamına gelmektedir.

Karine, varlığı bilinmeyen bir olgu hakkında sonuç çıkarmamızı sağlayan bir işaret yada belirtidir.

Yasal karineler ise varlığı bilinmeyen bir olgu hakkında sonuç çıkarmamızı sağlayan ve yasada öngörülmüş olan işaretler, belirtilerdir.

Aksi kanıtlanabilen karinelere adi yasal karineler denir.

Tarihsel gelişim

Tarihsel gelişim içerisinde diğer temel haklarda olduğu gibi, masumiyet karinesinin elde edilişinde de uzun ve çetin bir savaşım yaşanmıştır.

Birçok coğrafyada bir zamanlar suçluluk karinesi hâkimdi.

15. yüzyıla kadar Avrupa’da suç isnadı altındaki bir kişinin suçsuz olduğunun yeminli şahitler tarafındankanıtlanması gerekirdi.

Bu şahitlerin bulamadığı koşulda ise Tanrı’nın yargısı devreye girmekteydi ki bu da düello çağrısıydı.

Masumiyet karinesi uzun savaşımlar sonunda İkinci Dünya Savaşı’nın ardından evrensel ve bölgesel insan hakları belgelerinde yerini almaya başlamıştır.

1948 tarihli Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 11 (2) ve 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 (2) maddelerinde masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkının bir ögesi olarak belirtilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 (2) maddesinde; “bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” denmek suretiyle masumiyet karinesinden bahsedilmiştir.

İlk kez 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nin 9’uncu maddesinde yer alan ilke, zaman içinde ulusal ve uluslararası insan hakları belgelerine konulmuş, ülkelerin anayasalarında ve uluslararası sözleşmelerde yer almıştır.

Türkiye’de ise masumiyet karinesinin kökleri Osmanlı Devleti’nin son döneminde hazırlanan Mecelle ’ye uzanır.

Mecelle’nin 8. maddesinde “Berâet-i zimmet asıldır” hükmü yer alır.

Buna göre esas olan kişinin borcunun olmamasıdır.

Bir kişi birinden alacağı olduğunu ileri sürüyorsa bunu kanıtlamak durumundadır.

Kısacası iddiacı iddiasını kanıtlamakta yükümlüdür.

Türkiye’de bir medeni hukuk metni olan Mecelle ’de yer alan bu ilke; ceza hukukuna masumiyet ya da suçsuzluk karinesi olarak geçmiştir.

Ülkemizi ilgilendiren yönü ile1985, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası’nın Cezaların Yasal ve Kişisel Olması ve Sanık Hakları başlığını taşıyan18 (4) maddesine göre; “Bir suçtan sanık herkes, suçluluğu yasaya uygun olarak ispat edilinceye kadar suçsuz sayılır.”hükmüylemasumiyet karinesi kuralı benimsenmiştir.

Bu bağlamda 1975 Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasası’nın 28 (4) maddesinde de aynı hükmün yer aldığını belirtmek gerekir.

Bu durumda; ceza davalarındakanıt için sabit oluş (sübut)arandığına göre, bunun dışında mahkûmiyet kararı verilmeyecek, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi (in dubioproreo) devreye girerek muhakeme beraatla sona erecektir.

Bir suçlunun cezasız kalmasının, bir suçsuzun mahkûm olmasına yeğlenmesi ve suçluluğu sabit oluncaya kadar masum sayılması anlamına gelen kuşkudan sanık yararlanır ilkesi, masumiyet karinesinin doğal bir sonucudur.

Adil yargılanma hakkının da ögesi olarak masumiyet karinesi, temel hakların etkinlik kazandığıİnsan Haklarınıve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 6 (2) maddesinin son şekli ile masum sayılma olarak geçmektedir.

Özetle; masumiyet karinesinin etkili şekilde korunabilmesi ötekine saygı kültürünün geliştiği, hukuk ve adaletin hâkim olduğu bir sosyal ve siyasal iklimi gerektirmektedir.

Esasen hukuk ve adaletten ayrılmak, sadece toplumsal ve siyasal düzeni yozlaştırmaz, aynı zamanda insanı insan olmaktan uzaklaştırır.

Son söz:Yaşayan varlıkların en yetkini olan insan, hukuk ve adaletten ayrıldığında yaratıkların en kötüsü olur. – Aristo

OLGUN BEYOĞLU

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz