İnsan inanmadığına güven duymaz, güven duymadığına da inanmaz

İnsan inanmadığına güven duymaz, güven duymadığına da inanmaz

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

İnanmak kelimesinin, dini manasının dışında, sözlük manasına baktığımızda;

1.Bir şeyi doğru olarak benimsemek.

2.Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek, açıklamaları ile karşılaşırız.

Sözlük manasından yola çıkarak inanmak için, güven ve doğruluk öne çıkan iki olgu.

Kısaca insan, inanmadığına güven duymaz, güven duymadığına da inanmaz.

Gökyüzünün maviliğine, bir ağacın yapraklarının yeşiline, sütün beyazlığına, ayın yuvarlak oluşuna ve benzer birçok maddesel varlıkların doğruluğunda karar vermek kolay.

İşin içine insan girdiğinde ise konu başka boyuta geçiyor.

Konu devlet idaresi, ekonomi, hayat kalitesi, sosyal adalet, işsizlik, alım gücü, projeler gibi toplumu ve ihtiyaçlarını ilgilendiren insan ve insana bağlı idare ile bağlantılı konulara geldiği zaman ise inanmak, hayatın akışını ve kalitesini doğrudan etkileyeceğinden, bir o kadar daha hayati önem kazanıyor.

Bu kez insanı ve söylenenin doğruluğunu sorguluyoruz.

Ülke yönetiminde siyaset, siyasi partiler ve siyasiler topluma doğru yön vermekle mükelleftir.

Bu mükellefiyetten doğan veya doğması vaat edilen proje ve icraatlar,  ne oranda fiiliyata dönüşüyorsa, toplumsal inandırıcılık, o oranda yükselir.

Bunu bilmeyen mi var dediğinizi duyar gibiyim.

Ben de, toplum olarak bilmediğimizi, hem de, ısrarla iddia ediyorum.

Neden?

İçinde bulunduğumuz durumun baş sorumlusu, her ne kadar idare olsa da, toplum olarak, içinde bulunduğumuz durumdan aslında hepimiz sorumluyuz.

Değerlendirmeye, yıllardır büyük bir kısmı sadece memur ve emekli maaşına ayrılmış, hizmetten uzak bütçeden başlamak yetse de, isterseniz ülkemizdeki eğitimin durumunu, sağlık hizmetlerinin durumunu, yerli sermayenin ne kadar korunduğunu, ülke insan ve doğal kaynaklarının katma değere dönüşümünü, rekabet koşularını ve sosyal adaleti bir düşünün. Çürümüşlük kaynaklı olan olumsuzlukları bir yana atarak düşünseniz de olur.

Ne kadar verimli bir ülkeyiz? Kurulu düzen insanımızın geleceği için ne kadar koruyucu ve nasıl bir gelecek vadediyor? Hiç düşündünüz mü?

Detayına inmeden bile,birçok konuda neyi tutarsanız elinizde kaldığı bir düzende yaşıyoruz.

Yakın geçmişi bir an düşündüm. Kıbrıslı Türklerin, son 20 yılda toplum olarak, siyasal önderlik olmadan bağımsız tepki verdiği sadece 2 olay aklıma geldi; birincisi 2000 yılındaki bankalar krizi, ikincisiise, 2001 yılından başlayarak, Annan Planı’na giden süreç ve referandum. Sonrasını ise, uzun bir toplumsal uyku süreci olarak değerlendiriyorum.

Ben, Kuzey Kıbrıs’ın mevcut ‘tanınmamışlık’handikaplarına rağmen, sadece doğru planlama ile kendine insanca yeten ekonomik varlığa ve potansiyele sahip olduğuna inanan taraftayım. Sorun yanlış idare, yanlış planlama ve yanlış kararlardadır. Daha önemli sorun ise, toplumun tepkisiz bir şekilde bu durumu içselleştirmesindedir.

Devletin kaynakları kullanılarak yaratılan değerler, bugün devleti ve kamu yararını kemirir noktaya gelmiştir. Buna aracılık eden konumunda olan ise ne yazık ki siyasettir.

Kuzey Kıbrıs sorunlarına rağmen, internette satılığa çıkarılmış, dünya üzerindeki herhangi bir özel ada değil, üzerinde tarihi ve mazisi olan bir Kıbrıs Türk toplumunu barındıran, stratejik önemi yüksek olduğu kadar, doğal güzelliği ile de dünyanın güzel bir köşesinde olan, bir ülkedir. Kimsenin özel malı veya özel amacına hizmet eden bir varlık değildir.

İnsanların toplu yaşadığı her yerde hukuk düzeni bir ihtiyaçtır. KKTC devleti de ayni temelle kurulmuş olsa da, bugün için bunoktadan uzaklaşıyor. Devlet kaynakları şahıslar için değil, kamu yararı için olduğunu tekrardan hatırlatarak, kurulu yapıda, devletin varlığı sorgulanır hale geldiyse, sorunun büyüklüğüne dikkat çekmek isterim.

Size söylenenlerin ve verilen vaatlerin doğruluğuna, geleceğinize ve neye inanacağınıza siz karar vereceksiniz.

Gördüğünüz, yaşadıklarınız ve size sunulan vaatlerle ne kadar paralel?

Soru belli. Cevap vermekten ve tepkisiz kalmaktan korkmayın.

Sizin duyarlılığınıza paralel, güvenip inanacağınız alternatifler de çoğalacaktır.

İnsan, inanmadığına güven duymaz, güven duymadığına da inanmaz.

SERKAN HASTÜRER

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz