Rodos Adasının Türklük damgası bir kitap: Rodos Adası’nda Osmanlı Mimarisi

Rodos Adasının Türklük damgası bir kitap: Rodos Adası’nda Osmanlı Mimarisi

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

1522-1912 yılları arasında 400 sene Osmanlı Türk yönetimi altında kalan Rodos adası, Adalar Denizi (Ege) ve Akdeniz’de Kıbrıs’la birlikte Türk nüfus ve damgasını en çok taşıyan iki adadan biridir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Türk topraklarına katılan ada, 400 yıl boyunca Osmanlı-Türk nüfusu, kültür çalışmaları ve her türlü mimari yapısıyla bizi gösteren bir ada, parça haline gelmiştir. Diğer Ege adalarında ve Kıbrıs’ta olduğu gibi Osmanlı Türk askerinin adalardan çekilmek zorunda bırakılmasının ardından gelen yönetimler, -Rodos’ta İtalyan sonra Yunan, Kıbrıs’ta İngiliz sonra Makarios yönetimi- Ada Türkleri için sıkıntılı dönemler demek olmuştur. 1911’de önce İtalyanların işgali ve peşinden 1912’de İtalyan yönetimine geçen Rodos’ta yerli Türkler, hem Rumların hem de İtalyanların baskılarına dayanmaya çalışmış, bir kısmı ise Türkiye’ye göç etmiştir. II. Dünya Savaşı sonrasında İngiltere’nin desteği ve Yunanistan’ın propagandaları sonucu Rodos 1947’de Yunanistan’da bırakılmış, bu da adadan Türkiye’ye kaçışı, göçü hızlandırmıştır. Bugün 6000 civarında Türk’ün kaldığı Rodos ve İstanköy adalarında, Avrupa Birliği içindeki Yunanistan’ın vatandaşı olan Türkler, insan haklarından yoksun yaşamaya çalışmaktadır. İşyeri açma, vergi, yurt dışına çıkma konularında zorluk çekmekte veya çifte standart yaşamakta, Türk okuluna gidemedikleri gibi, Türkçe konuşma ve dini ibadet konularında yasaklar yaşamaktadırlar. Osmanlı-Türk mimari yapıları da Yunan yönetiminin saldırı ve kötü uygulamalarından nasibini almaktadır. Her türlü tahribat ve restore işlerindeki zorluklara, yıkım veya onarım adı altındaki bozmalara rağmen bugün epeyce bir Türk mimari yapısı Rodos’ta adanın 400 yıllık Türk kimliğinin göstergesidir. İşte bu konuda yeni sayılabilecek bir çalışma bilim dünyasına 2019’da armağan edilmiştir:
“Mehmet Zeki İbrahimgil – Ammarİbrahimgil, Rodos Adasında Osmanlı Mirası”.
Eser, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları arasından çıkmış. Önsözde şimdiye kadar Rodos’taki Osmanlı mirasının tam bir envanterinin çıkarılmadığı ve eserin bu amaçla hazırlandığı kaydedilmiş. “Rodos Adasında Osmanlı Mirası”. 593 sayfalık dev bir çalışma. İçinde, Rodos adasında Osmanlı Türklerinden günümüze kalan külliyeler, camiler, hamamlar, çeşmeler, evler, türbeler, sağlık ve mektep yapıları, mezar taşları ve müzelerde sergilenen kitabeler ile, Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi avlusundaki kitabeler ayrıntılı biçimde tanıtılıyor.  Tarihe, sanat tarihine, mimari ve sanata düşkün herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap.
Eserin sayfalarını karıştırırken atalarımızın küçük bir ada Rodos’u nasıl imar ve mamur ettiklerini tekrar okumak ve görmek fırsatını yakaladım. Bu eser beni başka çağrışımlara götürdü. Bugün Rodos ve İstanköy’de 6000 civarında Türk’ün yaşadığını, Yunanistan idaresinin onların haklarını gasb ettiğini çoğumuz bilmiyor. Televizyonlarda ve gazetelerde 500 yıldır İstanköy dediğimiz adanın Yunanca ismi “Kos” anonsu yapmaktan, yazmaktan sıkılmayanlar var. İnsanımızı belleksizleştirme ve belleksizleştirilme, Kıbrıs dışında Türklerin yaşadığı Rodos hakkında da iç kamuoyunda pompalanıyor. Özker Yaşın yıllar yıllar önce gazeteciler toplantısı için gittiği Rodos’taki Türklerin çektiği sıkıntıları Kıbrıs Türkleriyle paylaşmıştı. Merhum KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın bir eserine verdiği isim “Kıbrıs Girit Olmasın!”dı. Ben buna, “Kıbrıs, Girit ve Rodos Olmasın!”ı ekliyorum.

PROF. DR. OĞUZ KARAKARTAL

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz