Pazartesi notları

Pazartesi notları

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

GAZİ MECLİS GÜNLERİNİ ANIMSAMAK: “Nisap sorunu” nedeniyle Cumhuriyet Meclisi’nin  toplanamaması erken seçim tartışmaları içinde derin izlerini bırakan olaydır… “Nisap sorunu” diye bir açmazı hiç yaşamamış ve en çetin dönemimiz olan kuşatma, enklavlar ve savaş günlerinde halkımızı esenliğe çıkaracak yasaları ve kararları 30 KL aylık maaşla ve geceli gündüzlü çalışmalarla geçirmeyi başarmış, bugün kaoslar içinde çalkalanan devletimizin temellerini de atmış olan Gazi Meclis’imize bir saygı duruşunda bulunacağım bugün… O tarihi Meclis’in üyelerini tümüne yakını şimdi yaşamda değildir, ruhları şad olsun… İktidarı da, muhalefeti de, komiteleri de ve hatta şehit milletvekili de olan, izleyiciler ve gazetecilerle iç içe çalışan bu Gazi Meclis, kan ve ateş günlerimiz 1960’lardan başlayarak ilk genel seçimimizin yapıldığı 1976 yılına dek adanın dört bir yanında kantonlarda param parça yaşayan perişan ve acılı halkımız adına yoğun çalışmalar yapmıştı…  Akritas Planlı Kanlı Noel’in indirdiği darbeyle 100 bin dolayındaki nüfusumuzun yarısı, kendi vatanında mülteci konumuna düşmüş, sefalet içinde sürünüyordu… Makarios Rejimi’nin teşvikiyle dış ülkelere göç had safhadaydı…
İşte böylesi bir halkın temsilcisi olan bizim o Gazi Meclis, Ortaklık Cumhuriyeti Meclis Başkanı Glafkos Klerides’in “gelmeyiniz, güvenliğinizi sağlayamam” diyerek engellediği ve Türklere kapatılan Temsilciler Meclisi’nin ve Türk Cemaat Meclisi’nin seçilmiş milletvekillerinden oluşmuştu… Tarihinden ilham alamayanlardan, tarih bilincinden yoksun kişilerden ne ülkeye, ne de halka bir hayır gelir… Gazi Meclis’in başkanlıklarını, Türk Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Raif Denktaş adına Dr. Orhan Müderrisoğlu ile Dr. Necdet Ünel yapmıştı… Onların da ruhları şad olsun…
***
PLANLARIMIZ NE OLMALI?: Ekonomik durum güncel endişe kaynağımız… CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, seçim gezilerinde uzun vadeli kalkınma planıyla kendi ayaklarımız üzerinde durabileceğimizi seslendiriyor… Ekonomist Derviş Kemal Deniz ise maaş krizinden söz ederken; “Maaşları ödeyemeyiz tamam. Neler yapılabilir? Bunu konuşalım… Plan ne? Açık seçik olmak, halkla paylaşmak lazım” diyor.
Evet, sözü edilen kalkınma planlarının içeriği ne, nelerin konuşulması gerekir… Daha somut, daha içerikli ve daha inandırıcı açıklamaların yapılması gerekir… Bu ülkede işlerin olması adına değil, olmaması adına kurgulanan bir bürokrasi var… Hükümetlerin yönetmesi ve ülkeye de hizmet vermesi gereken bu bürokrasi nasıl ıslah edilebilecek?.. Öncelikle bunun üzerinde durmalı…
 ***
HÜSEYİN ÖZGÜRGÜN: Yerlerde sürüklenen bir siyasetle ve bu siyasetin yıpranmış oyuncularıyla karşı karşıyayız… İstanbul’a uğrayanların ziyaret odağına dönüşen Hüseyin Özgürgün, artık siyasetten çekildiğine ve hiçbir seçime katılmayacağına ilişkin açıklamaları hâlâ kulaklarda çınlarken şimdi siyasetten kopmadığını, seçime katılabileceğini ve yargı huzuruna çıkmaktan da çekinmediğini seslendiriyor…
Ona şöyle seslenmek gerek: Hüseyin Bey; siyasetten kopmamışsan ve seçime katılabileceksen neden daha önceki o ifadeleri kesin pozlarda yaptın?.. Mağdur bir kimlikle duygulara mı hitap etmek istemiştin?.. Yargı huzuruna çıkmaktan çekinmiyorsan neden bir an önce gelip bu ülkenin yargısıyla yüzleşmiyorsun?.. Bu soruların yanıtlarını da sizden beklemek hakkımızdır…
Kimileri Kıbrıs Türk halkını balık hafızalı sansa da durum hiç de öyle değildir… Bu halk, hafızasının dehlizlerinde kalan gizemli konuların bir an önce aydınlanarak açıklığa kavuşmasını bekler… Bu beklenti de ancak Özgürgün’ün KKTC’ye dönmesi ve yargı huzuruna çıkmasıyla gerçekleşebilir… Gündem bu ya… “Yoksa Özgürgün de siyasetimizde tavan yapan komploların kurbanlarından biri midir?” sorusu da ciddi şekilde yanıtını beklemektedir şu son çarpıcı gelişmeler karşısında… Bunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Ama bu sorunun yanıtı da ancak Yargı Organı’nda alınabilir… Masumiyet karinesi, itham edilenlerin  yargı huzuruna çıkarak aklanmasını öngörür…
***
OTORİTER DEVLET GEREK: Akaryakıt ve gaz sıkıntısı bu ülke için kronikleşen sorun… Her an karşımıza çıkabiliyor…  Ekonomi ve enerjiden sorumlu bakanımız Erhan Arıklı, iki firmanın piyasayı istedikleri gibi belirleyemeyeceklerini belirterek piyasaya yeni aktörler sokmak için yeni lisans duyurusu yapacaklarını açıkladı… Tecrübeyle sabittir: Bu konuda 10 tane firma da oluşturulsa, çıkarları söz konusu olduğunda yine ortak kâr paydalarında birleşir ve piyasayı kendilerince belirlemeyi sürdürürler… İhtiyacımız olan, ekonomik sorunlar ve dayatmalar karşısında halkı savunabilecek, güçlü, yaptırımcı ve caydırıcı yasalara sahip otoriter devlettir… Bu arada anımsatmakta yarar var ki, piyasadaki likit gaz aktörleri ikiden fazladır ve bir tanesi de Kooperatif’tir…
***
MOSSAD’IN ARAP AJANLARI: MİT’in (Milli İstihbarat Teşkilatı) İsrail istihbaratı Mossad’ın Türkiye’de faaliyet gösteren casusluk şebekesine yönelik operasyonuyla deşifre olan 15 kişilik şebekenin mensuplarının Arap olduğu belirlendi… Arap kökenli ajanların fink attığı bir Mossad fotoğrafı, İsrail’in bir avuçluk nüfusuyla kuşatması altında olduğu Arap ülkelerini nasıl perişan ve kontrol edebildiğinin de en açık öyküsüdür… Kendilerini Mossad’a bile satan Araplar var oldukça İsrail elbette ki Arap dünyasını parmağında oynatacaktır… MİT operasyonuyla ortaya çıkarılan şebekenin odaklandığı esas misyon, Türkiye’deki İsrail aleyhtarlarını ortaya çıkarmak ve onları yakından izlemek idi…
***
PANDORA’NIN KUTUSU FENA AÇILDI: Kuzey Kıbrıs’ta da, Güney Kıbrıs’ta da Pandora’nın kötülükler kutusu fena halde açıldı… KKTC kaset skandalıyla çalkalanırken, Güney Kıbrıs da Nikos Anastasiadis’in dur durak bilmeyen yolsuzluklarıyla depremler geçiriyor… Avrupa Parlamentosu’nun kara para aklanması konusunda aldığı ve aralarında Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in de isminin geçtiği “Pandora Papers” soruşturma kararı, Güney Kıbrıs’ı fena halde sallamakta… Anastasiadis’in daha önce bulaştığı “Panama Papers” olayı da bu arada unutulmamalı… AKEL ve diğer muhalif Rum siyasi partileri Anastasiadis’in istifa etmesini istiyorlar… Altın pasaport pazarlamalarında AB ile arası açılan Anastasiadis, şimdi de “Pandora Papers” kararı ile gelişmelere baş edemez duruma geldi… Gündemi değiştirerek dikkatleri başka tarafa çekebilmek için sağa sola başvurarak askıya alınan Kıbrıs sorunu görüşmelerinin yeniden başlatılmasına çaba harcıyor… Bu denli yıpranmış bir siyasal kimlikle görüşme masasına oturmanın ne yararı var?..

AHMET TOLGAY

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz