Anılarda yolculuk… “Ankara, Ankara güzel Ankara!”

Anılarda yolculuk… “Ankara, Ankara güzel Ankara!”

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Bu cumartesi de 3 Haziran 2005 Cuma gününe gidip, “Ankara, Ankara güzel Ankara!” başlıklı yazımı sizlere taşıyorum.

***

“Okul yılları insanların en çok anımsadığı yıllardır. Bilmem farkında mısınız, hemen hemen her gün bir biçimde anılarda yolculuk yaparken okul yıllarına şöyle bir uzanıp geri geliriz genelde.

Bu satırları yazmaya başlarken yine öyle bir yolculuk yaptım.

Konum KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın Ankara ziyareti.

Ziyaret nire, çocukluk yıllarına zaman tünelinde yolculuk nire…

Haklısınız. Ama beni bu ziyaret çocukluk yıllarıma bir marş ile götürdü.

Okul yıllarında, güzel okul şarkılarından önce marşlar bir biçimde öğretilirdi. O marşlarla ulusal duygular daha çocukken ayağa kalkmalı, damarlarımızdaki “asil kanın” farkına varmalıydık.

Orta yaş ve yukarısında olanlar mutlaka anımsayacak. Bir marş vardı, “Ankara, Ankara güzel Ankara” diye başlardı.  

“Ankara, Ankara güzel Ankara – Seni görmek ister her bahtı kara – Senden yardım umar her düşen dara –  Yetersin onlara güzel Ankara.” Aklımda kalan sözleri bunlar. “Senden yardım umar her düşen dara” mısrasını “Senden yardım umar her bahtı kara” diye de okurduk sanırım. Devamı da vardı mutlaka ama yazarken anımsamadım.

Biz Kıbrıs Türkü ya darda olduğumuz, ya da bahtımız kara olduğundan hep Ankara’ya muhtaç olduk ya da muhtaç edildik.

Dün Denktaş ve UBP her fırsatta Ankara’ya şükran edebiyatı yapardı, bugün şükran edebiyatı yapılmıyor ama her fırsatta Ankara’nın yardımlarının vurgulanmasına özen gösteriliyor.

Kıbrıs Türk insanının kendi kendine yetmesi bir biçimde istenmedi. Bu sava bazıları karşı çıkar. Ancak sonuç ortada. Bilerek ya da bilmeyerek sonuç böyle oldu. Kendi kendine yetmeyen bir yapının kendi kaderini belirleyecek iradeyi ortaya koyması olası değil.

Dün Ankara ile aşırı bağımlılığı eleştirseniz bile sorumluluk sırası size geldiği zaman ölçüsü kaçmış bağımlılık nedeniyle hayati kararları alırken Ankara’nın öncelikli iradesine saygı göstermek durumunda kalırsınız.

***

İnkâra gerek yok. Kuzey Lefkoşa-Ankara ilişkilerinin iyi olması çok önemli, çok yaşamsaldır.

Kuzey Kıbrıs’ta kendi kendine yeten bir ekonomik yapı yaratılmadığı için Türkiye, para musluğunu şöyle azıcık kıssa, Kuzey Kıbrıs’taki devlet, çalışan ve emeklilere maaş ödeyemeyecek. Devletin en yetkili ağızları Ankara için “Paranın sahibi” diyebiliyor.

Boşuna dememişler, “Parayı veren düdüğü çalar.” 

Parayı başkası veriyorsa, sizin düdük çalmanız bile yarı buçuktur.

Kendi ayaklarınız üzerinde duramadığınız sürece kişilikli duruş çabanız göstermeliktir. Şuurun altına yerleşen baskı merkezi ile gücün kaynağına bir biçimde şirin görünme eğilimi içine girer, hatta daha önce söylediklerinizi unutursunuz.

***

Kuzey Kıbrıs’ta CTP’nin damgasını taşıyan yeni yapı bir anda geçmişini inkar etmedi. İnkar etmeyi de istemiyor. Ancak geçmişin kötü yapısı yeni kadroları da teslim alıyor. Ya elinizi çabuk tutup kişilik sorunu yaratan bozuk yapıyı değiştireceksiniz, ya da çok kısa sürede bozuk yapı tüm ilişki bağlantılarıyla sizi teslim alacak. Bunun bir üçüncü seçeneği yok.  

***

Kamuoyu önünde yapılan açıklamaların içeriği ne olursa olsun Ankara’nın bütün kadrolarıyla Kuzey Lefkoşa’daki değişimi hazmettiğini söylemek için vakit oldukça erkendir.

Erdoğan- Papadopulos ayaküstü görüşmesi, özellikle Mehmet Ali Talat’ı rahatsız etmişti.  

Talat’ın çok da açık seslendirmediği rahatsızlığının Ankara’da hükümet çevrelerinde hoşgörü ve saygı ile karşılanmadığını çok iyi bilgi kaynaklarına dayanarak söyleyebilirim.

AKP’de dört etkili isim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Bülent Arınç ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Bakan Abdüllatif Şener’dir.

Erdoğan, gözünü Çankaya’ya dikti. Cumhurbaşkanlığı hesaplarını erken erken yapıyor. Buna paralel partinin tepesine kimin oturacağı mücadelesi ince ince başlamıştır. Gül ve Arınç, şu an için açıkça ilan etmeseler de AKP liderliğine aday iki isim. Partide gücü olan bir diğer isim Abdüllatif Şener’dir. Şener’in gücü başkanlığa yetmez. Ama başkan olacak kişinin Şener’in desteğine ihtiyacı var. Bu durumda Şener’i kimse karşısına alamaz.

Niye yaptım bu özet ara değerlendirmeyi?

Anlatayım.

Abdüllatif Şener, KKTC’deki değişimi henüz hazmedemeyenlerden. Şubat 2003 Genel Seçimleri öncesi UBP’ye destek atmaya çalıştığını da unutmayalım.

Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanlığı görevini Denktaş’tan devraldığı tarihi törene de Kıbrıs işlerinden sorumlu bakan olmasına rağmen gelmedi.

Şener’in Kuzey Kıbrıs’a yönelik harcama musluklarını kısmak için fırsat aradığını söyleyenler var. Bu arada Talat’ın Ankara’dan bağımsız bir Kıbrıs politikası izleme eğilimine girmesi halinde Erdoğan’ın da muslukları kesme hareketine ses çıkarmayacağı öne sürülüyor.

***

Bunları biz duyuyoruz da Talat ve Soyer, duymuyor mu? Duyuyorlar mutlaka ve Ankara ziyareti de bu duyumların gölgesinde gerçekleşti dün (2 Haziran 2005).

Yapılan açıklamalar, verilen demeçler bir yana, bu koşullarda gerçekleşen Ankara Zirvesi’nden ne çıkar? Buna siz karar verin artık.” (3 Haziran 2005)

HASAN HASTÜRER

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz