Görüş ve söylem birliğinin önemi

Görüş ve söylem birliğinin önemi

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Kapalı Maraş, Kıbrıs sorununun içinde önemli bir konu başlığıdır.

1974 Barış Harekâtı sonrası, Maraş’ın bir bölümü yerleşime açılırken, ekonomik değeri yüksek, otellerin var olduğu sahil şeridi kapalı tutuldu.

Kapalı tutulan bölge, ‘Kapalı Maraş’ olarak anıldı.

Kapalı tutulurken, özel statüsü, BM kararlarına da yansıyınca, karar üretip uygulamada, Türk tarafının iradesine etki yapan bir yapı oluştu.

Kapalı Maraş’ın KKTC sınırları içinde olup olmadığını bile sorgulayanlar oldu.

Çözüm müzakerelerinde pazarlık aşamasına yanaşıldığı zaman Kapalı Maraş, Rum tarafı için ‘Çantada keklik’ olarak görüldü.

Bu arada Kapalı Maraş’taki taşınmaz malların asıl sahiplerinin Vakıflar olduğu konusu da hep gündemde yer buldu. Vakıflar bilim adamlarının çalışmalarına dayanak göstererek Kapalı Maraş’ın esas sahibin Vakıflar olduğunu söylüyor.

Ancak bu görüş siyasi destekten yoksun sayılır.

Neden?

Çünkü siyasilerin yaklaşımında Vakıfların yaklaşımıyla istikrarlı örtüşme yoktur.

En son Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun eş zamanlı açıklamalarındaki farklılıkta yine görünüyor.

Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı aynı siyasi partidendir.

Kıbrıs sorununda görüş farklılıkları yok kabul ediliyor.

Antalya Diplomasi Forumu nedeniyle Tatar ve Ertuğruloğlu Antalya’da.

Önce Tatar, “Mallar ve mülkler de uluslararası hukuka göre, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun vereceği karara göre ilk sahiplerine iade edilecektir. O şekilde bir açılma süreci gerçekleştirilecektir, bu da insan haklarına uygundur. (Maraş’ta) Mal ve mülklerin iadesi için 3 binden fazla Rum ve yabancının TMK’ya başvurduğunu biliyorum. Madem onlar başvuruyor ve biz de malları iade etme noktasındayız, dolayısıyla bu insan hakları bakımından olumlu bir gelişmedir. (Maraş’ta) İnsan haklarına dikkat etmeye ve uluslararası hukuka ters düşmemeye çalışıyoruz” dedi.

Sonra Ertuğruloğlu, şu ana kadar bireysel mülkiyeti etkileyen hiçbir adımın atılmadığını ve bu konuya dikkat ettiklerini söyleyip ekledi: “Ama iş o aşamaya da geldiğinde Osmanlı vakıf malları dahil, eski mal sahiplerinin hakları, uluslararası yasalara uygun bir formülle çözülecek duruma gelecektir. O güne gelene kadar neredeyse 50 yıldır kapalı bir şehrin altyapısının sağlıklı bir hale getirilmesi lazım. Sonuçta Maraş Türk idaresinde yaşayan bir şehre dönecek. Yani Maraş’ın Rum tarafına iadesi söz konusu değildir.” 

Aynı siyasi görüşten oldukları bilinen, dahası Ankara ile uyumlu siyaset yapan Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanı’nın Kapalı Maraş gibi hassas bir konuda farklı politika seslendirmesi dikkat çekicidir.

Görüş ve söylem birliği önemli mi?

Elbette önemlidir. 

Hatta çok çok önemlidir.

Farklılık bir zenginlik değildir bu noktada.

Dıştan bakanların kafasında soru işareti yaratır. O soru işareti ise Türk tarafının Kapalı Maraş konusundaki siyasetinin ciddiye alınmasını olumsuz etkiler.

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

Yorum bırakın