Su Dairesi’nin ne parası ne de bir ekskavatörü varmış…

Su Dairesi’nin ne parası ne de bir ekskavatörü varmış…

Haber Kıbrıs

“Yıllardır bu ülke iyi yönetilmiyor” dediğimizde kızıyorlar…

   “Bu ülkeyi yönetenler ve bu ülkede yaşayan birçok kişi geleceği düşünmüyor, kendi kendine yeter olmak istemiyor, zenginliklerimizi, kaynaklarımızı, değerlerimizi korumuyor ve gelecek nesillere ne kalacağını umursamıyor” dediğimizde “Cumhuriyetimize laf mı ediyorsun, sen geçmiş mücadeleleri bilir misin?” diye bana sorular yöneltiyorlar.

    Bunlara cevap vereceğim bir yazı daha yazacağım ama bugün size tek konu üzerinden söylediklerimde haklı olduğumu kanıtlamaya çalışacağım.

    Dünkü Diyalog Gazetesi’nin manşetinde yine “susuzluk” sorunu vardı, bu konuda Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz, gazeteci Çiğden Aydın’ın sorularını yanıtladı.

    Tarım Bakanı Dursun Oğuz’un verdiği bilgiye göre, 1975’ten beri ıslah yapılmayan göletler varmış.

    Bakanlık şu anda bunlar için kaynak bulmakta ve ayırmakta zorlanıyormuş.

    Uzun yıllar göletlere bakım yapılmadığını anlatan Dursun Oğuz, sadece bir gölete set çekmek için 880 bin TL’ye ihtiyaç olduğunu ama bakanlığın böyle bir parası bulunmadığını söyledi.

    Bakan Oğuz, Su İşleri Dairesi’nin çaresizlik içinde olduğunu da inkar etmeyerek, “Ne yazık ki hiç aracımız yoktur. Mesela ekskavatör yoktur ve bu araç dere yataklarıyla göletlerin temizliği için olmazsa olmazdır. Zaman zaman Orman Dairesi’nden alarak sorun çözmeye çalışıyoruz” dedi.

    1975’ten beri hiç ellenmemiş göletler olduğu gibi, birkaçı temizlenmiş ama ne zaman biliyor musunuz?

    En son gölet temizliği 1994 ve 1996 yıllarında yapılmış…

    O tarihten sonra bir daha da gölet temizliği yapılmamış…

    Temizlenmediği için bazı göletler su tutma özelliğini yitirmiş.

    Mesela Köprü Göleti’nde 1975’ten beri temizlik yapılmadığı için gövdesinden su sızdırıyormuş…

    Kuraklıktan sonra bazı göletlerin hacimlerinin bir şekilde artırılması gerekiyorken, bazı bölgelerde ise yeni göletlere ihtiyaç varmış…

    Mesela Serdarlı, Gönendere, Kanlıköy, Geçitkale göletleri şu anda kullanılamıyormuş…

    Göletlerin tümünün su tutar hale gelmesi için henüz bir maliyet hesaplaması yapılmamış ama Tatlısu Göleti’nin aktif hale gelmesi, tamiratının yapılması için güncellenen rakam 880 bin TL’ymiş…

    Sadece bir göletin önüne perde şeklinde set çekmek için bu kaynağa ihtiyaç varmış…

    Bunları ben uydurmuyorum, Tarım Bakanı Dursun Oğuz’un verdiği bilgiler, Diyalog Gazetesi’nden aktardım.

    1975’ten beri hiç temizlenmeyen göletler varsa bu memlekette, en son gölet temizliği 1994 ve 1996’da yapılmışsa, bu durum ülkeyi yöneten gelmiş geçmiş kişilerin umurunda bile olmamışsa ne dememi beklersiniz?

    “Ülkemi seviyorum” demek sözle olmaz ki, bunu eylemle göstereceksiniz…

    Dikkatinizi çekerim, bu ülkeye Türkiye’den su 2015 yılında gelmeye başladı, biz ondan önce su sıkıntısı çekiyorduk, kimi bölgelere 3 günde, kimi yere 4 günde, 6 günde bir su geliyordu.

    Üstelik birçok bölgeye, mesela Lefkoşa’ya gelen su son derece kalitesizdi ve bu ülkeyi yönetenler böyle bir sıkıntı içinde göletlere el atmayı düşünmedi.

     Yıllarca göletler bakımsızlıktan su tutmadı, ülkede susuzluk yaşandı ama ülkeyi yönetenler, “Ne yapabilirim? Bunları nasıl ıslah edebilirim?” demedi, nasıl olsa bir gün Türkiye’den su gelecekti.

     Türkiye’den su getiren borular patladığı, tamiratı da uzun sürdüğü ve susuzluktan kırıldığımız için şimdi bunları konuşuyoruz.

      Suyumuzun aktığı iki ay öncesine kadar bunları konuşmuyorduk.

      Normal bir vatandaş aslında yağmur sularının denize akıp gittiğini tahmin edebiliyor bu ülkede ama herhalde 1975’ten beri temizlenmeyen göletler olduğunu, en son temizliğin 1994 ve 1996’da yapıldığını bilmiyordu.

     Siz istediğiniz kadar bana kızın, Türkiye’den gelen su elbette bu ülke için önemlidir, elbette ülkeye su bakımından büyük rahatlama getirdi, ilerleyen zamanlarda su tarım alanına da aktarıldığında tabii ki çok faydasını göreceğiz ama tüm bunlara rağmen “Türkiye’den gelen su” hazırcılığa alışıklığımızın en önemli simgesidir.

     Boru patladı ama Geçitköy Barajı’nda su olduğu için aylarca daha su aldık, ne tasarruf ettik, ne “Ne olacak bu iş?” dedik, ta ki su bitsin umurumuz olmadı, su bitince de başımızı duvarlara vurmaya başladık.

      1975’ten beri temizlenmeyen göletler olacak, en son 1994’te ve 1996’da temizlik yapılacak, yeni gölet ihtiyacı karşılanmayacak, Su Dairesi gibi önemli bir dairenin tek aracı bulunmayacak ve siz bana bu ülkenin iyi yönetildiğini, yöneticilerin bu ülkeyi sevdiğini mi söyleyeceksiniz?

      Türkiye’den suyun gelmediği 2015’ten önce de suyun gelmeye başladığı 2015’ten sonra da kimse bu ülkenin su sorununu düşünmedi, yağmur sularının nasıl tutulacağının hesapları yapılmadı, doğal kaynaklarımız akıllara bile gelmedi…

     Bakan Dursun Oğuz, hem göletlerin ıslahı için hem de yeni gölet yapmak için Türkiye Su İşleri Dairesi ile işbirliği yapacaklarını söyledi… Dahası da var, KKTC Su Dairesi’nin araçları yok ya, Bakan Oğuz’un söylediğine göre Su Dairemize Türkiye’den hibe ekskavatörler gelecekmiş…  

    Bakan Oğuz, “Param yok, aracım yok diye oturup bekleyemeyiz” diyor ve kendince de haklıdır, tabii ki hiçbir şey yapmamaktan çok daha iyidir ama gördüğünüz gibi buradan de bir “bağımlılık” hikayesi çıkıyor.

     Türkiye’den boruyla su gelecek, göletlerin temizliğine ve yeni gölet yapılmasına Türkiye yardım edecek, Türkiye, KKTC Su Dairesi’ne ekskavatörler hibe edecek…

    Peki biz ne yapıyoruz? Biz neden yıllar içinde kaynak ayırıp en azından yılda bir göleti ıslah etmedik?

    Devlet neden Su Dairesi’ne ekskavatör satın alamasın? Bunları bile beceremeyeceksek, biz nasıl bir devletiz?

    Biz bağımlılığa alıştık, alıştırıldık, “Biz bir şekilde devlet çalışanlarının maaşlarını ödeyelim, diğer her şeyi Türkiye yapsın, hatta maaşları denkleştiremediğimizde de Türkiye versin” mantığıyla hareket ediyoruz, sonra da “biz devletiz” diyoruz, daha sonra da “Türkiye içişlerimize karışmasın” diyoruz…

    Sorunlarımızı dert edinmedikçe ve çözmeye çaba sarf etmedikçe, “hep birileri bize yapacak” diye hazırcı davrandıkça hiçbir zaman gerçek bir devlet olamayacağız…

    Bu ülkenin ciddi bir zihniyet değişikliğine ve gerçekleri görebilme yetisine ihtiyacı var.

Ali Baturay

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

Yorum bırakın