Okuyalım… Düşünelim… Gülelim…

Kıbrıs Gazetesi

Okuyalım… Düşünelim… Gülelim…

 

Bu Pazar günü de sizler için fıkralar derledim.

Hade hep birlikte okuyalım…
***
Papaz, davacı olmakta ısrar edince…

1950’li yıllar… Lefkoşa’dan Poli’ye gitmek için iki otobüs yol çıkmış.. Şoförlerden biri Kıbrıslı Türk, öteki ise Kıbrıslı Rum…

Rum şoför Kıbrıslı Türk şoförün geçmesi için yol vermiyor. Sonunda Kıbrıslı Türk şoför bir fırsatını bulup, geçmiş… Geçerken de kolunu uzatarak Rum şoföre küfür etmiş. Haber uçurulmuş şimdiki ismi Yedidalga olan yerde, polis bizim şoförü durdurmuş. Arkadan da Rum şoförün kullandığı otobüs gelmiş. Rum otobüsünden bir papaz inip polise, “Türk şoför bana küfür etti. Davacıyım demiş.

Kıbrıslı Türklerin seyahat ettiği otobüsten inen bir ilkokul öğretmeni, papaza, “ Papaz efendi, şoförler bir birlerini küfür eder. Sen niye üzerine alıyorsun?” der.

Papaz tüm gayretlere rağmen davacı olmakta ısrar edince, bizim öğretmen şöyle demiş: “ Papaz efendi, şoför küfür ederken söylediği yalansa niye öfkelenip davacı oluyorsun? Yok eğer yalan değil, gerçekse niye davacısın?”

*** 

Gölü yürüyerek geçen kral…

O memleketin Kralı “az konuşurmuş”, her fırsatta soru soran gazetecilere cevap vermezmiş, diyeceği varsa basın sözcüsü konuşurmuş:

“Sayın Kral, bugün şunlarla görüştü, şu toplantıya katıldı, şu kanunu imzaladı.”

Kralın sözcüsü bir gün gazetecilere şaka yapayım demiş:

“Kral bugün gölü yürüyerek geçti!”

Gazeteciler şaşırmış:

“Ne yaptı, ne yaptı?”

“Gölü yürüyerek geçti!”

Ertesi gün gazetelerden birinin manşeti:

“Yüzme bilmeyen Kral, gölü yürüyerek geçti!”

Ve habere eklenen yorum:

“Yüzme bilmeyen Kral mı olur?”

***

Deve ile yavrusu

Vaktiyle adamın biri, bir deve ve yavrusunu alıp yola çıkmış. Yavru deve:

-Anne, dizlerim titriyor. Önsezimle, bir tehlike seziyorum, dönelim.

Anne deve, başını çevirip yavrusuna bakmış ve yola devam etmiş. Yavru deve bunu tekrar edince anne deve:

-Yavrum, sezdiğin tehlikeyi ben de yola çıkmadan sezmiştim. Senin veya benim bu tehlikeyi sezmem önemli değil. Asıl sahibimizin, bunu sezmesi gerek. Yoksa biz de onunla beraber helak olacağız.

***

İkisi de doğru söylüyor

İki siyasetçi her nedense aralarında geçinemiyorlarmış.

Araları tamamen açıldığı için onları barıştırmak adına hatırı sayılır birine götürmüşler.

Birinci siyasetçi “Bu ahlaksız yok mu..” deyip adamın tüm ayıplarını ortaya döküp rezil/kepaze etmiş.

Diğer siyasetçi de “Bu edepsiz, bu soysuz yok mu…” deyip ondan aşağı kalmamış.

Dinleyenler hatırlı adama dönüp: “Her iki tarafı da dinlediniz. Söyleyecekleriniz yok mu?” diye sormuşlar. Adam gülümsemiş:

-Her ikisi de doğru söylüyor, demiş.

***

Cimri siyasetçi

Bir dilenci bir siyasetçiden dilenince, yanındaki adamına seslendiğini duymuş:

-Anber`e söyle Cevher`e söylesin. Cevher de Yakut`a, o da Elmas`a, Elmas da Firuz`a,  Firuz da Mercan`a desin ki, bu dilenciye “Allah versin” desinler.

Dilenci bunun üzerine ellerini kaldırmış:

-Allah`ım!  Cebrail`e emret Mikail`e söylesin. O da İsrafil`e, İsrafil de Azrail`e desin ki şunun canını alsın.

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

Yorum bırakın