Ali Baturay yazdı: Tatar, aynı hataları tekrar tekrar yapıyor ve hep bir gerekçesi var…

Ali Baturay yazdı: Tatar, aynı hataları tekrar tekrar yapıyor ve hep bir gerekçesi var…

   ✏️–Haber Kıbrıs —✏️

Ali Baturay yazdı: Tatar, aynı hataları tekrar tekrar  yapıyor ve hep bir gerekçesi var…

Herhalde bugüne kadar, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar kadar yaptıklarıyla ve söyledikleriyle ilgili açıklama yapmak zorunda kalan bir cumhurbaşkanı daha olmamıştır. Tatar’dan önceki hiçbir cumhurbaşkanı yaptıkları ve söyledikleriyle ilgili bu kadar izahat yapma ihtiyacı duymamıştır. Maalesef Sayın Ersin Tatar, göreve geldiğinden beridir sürekli bu durumda…

   Tatar, geçen gün görevindeki bir yılını değerlendirirken keşke bu özelliğinden de söz etseydi. Yaptıkları ve söyledikleriyle sürekli olarak eleştirilere maruz kalan cumhurbaşkanı, bunları düzeltme yoluna da gitmiyor, “inadına yapacağım” tavrını benimsiyor.

   Sayın Tatar, Cumhurbaşkanlığı makamının daha önce yaptığı görevlerden farkı olduğunu bir türlü içselleştiremedi. Bu makam daha bir ağırbaşlılık ister, herkesi kucaklayabilmek gerekir, cumhurbaşkanı görüşünü beğenmediği kişileri her aklına geldiğinde kötüleyemez, bir partinin üyesi gibi davranamaz, zaten cumhurbaşkanının tarafsız olması, herkese eşit durması da Anayasa gereğidir.

   Türkiye’deki “partili cumhurbaşkanlığı sistemi” (Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi) anlaşılan Sayın Tatar’ın kafasını karıştırmış, orayı örnek alıyor, oraya öykünüyor ama onlar başkanlık sistemine geçerken yasal düzenleme yapmış, “partili cumhurbaşkanı/ devlet başkanı” gibi bir şey yaratmıştı, bizde öyle değil… Bizde anayasa cumhurbaşkanı için tarafsızlık öngörüyor, o nedenle Sayın Tatar, Türkiye’deki yönteme öykünmesin, kendi ülkesindeki yasal prosedüre uysun, anayasal ihlal yapmasın…

    Tatar’ın en büyük özelliği, yapılan eleştirilere, yapılan uyarılara uymayarak inadına aynısını yapmasıdır. Israrla aynı şeyleri yapar ve hep kendine göre gerekçeleri var…

     Ersin Tatar, önceki hafta UBP’nin kuruluş yıldönümüne katılmış, bir UBP’li lider, bir UBP’li üye, bir UBP’li milletvekili gibi konuşma yapmış, üstelik bu konuşmada muhalefeti de eleştirmişti. UBP’nin kuruluş yıldönümünde, çıktığı kürsüde coşarak halen UBP Genel Başkanıymış gibi konuşma yapan Tatar, eleştirilmişti, muhalefetten sert tepki görmüştü.

     Ancak o olay ders olmadı, o olaydan sonraki tepkiler görmezden gelindi ve UBP Kurultayı’nın dünkü açılışında kürsüye çıkarak, yine tarafsız bir cumhurbaşkanı gibi değil, UBP lideri, UBP üyesi, UBP milletvekili gibi konuştu.

     Tarafsız olması gereken cumhurbaşkanı, UBP’li üyeleri sandığa davet etti, oy kullanılmasını istedi, “UBP, yürekli insanların partisidir” dedi, UBP’nin kurultaydan güçlü çıkması gerektiğini söyledi.

    Tabii ki Tatar, yine sert bir şekilde eleştirilince de TAK’a verdiği demeçte tarafsız olduğunu ancak Cumhurbaşkanının aldığı davetlere katılabileceğini, UBP Kurultayına da davet aldığı için katıldığını, bunun da kendi tercihi olduğunu söyledi.

     Elbette cumhurbaşkanı aldığı davetlere katılabilir, bunda bir sorun yok ama o katıldığı yerde cumhurbaşkanı olduğunu unutmamalıdır, orada coşup da kendini kaybetmemelidir. Tarafsızlık sözle olmaz, yapığınız konuşmalar ve hareketler “tarafsızım” sözünüzü tekzip ediyor.

     Elbette cumhurbaşkanı olması Tatar’ın UBP’liliğini sekteye uğratmaz, elbette UBP’lidir, elbette gönlünde UBP vardır ve belki de hep olacaktır. Bunu anlayabiliyorum ama cumhurbaşkanlığı makamı herkesi kucaklaması gereken bir makamdır, anayasal olarak da böyle olmalıdır. Buna dikkat etmelidir…

      Ersin Tatar, yalnızca UBP’lilerin cumhurbaşkanıymış gibi davranıyor ve bunu defa defa yapıyor. Hatırlayın, daha önce UBP’nin başkan adaylarını cumhurbaşkanlığına çağırıp arabuluculuk yaptığını söylemekten de çekinmemişti. Cumhurbaşkanlığı sarayı, UBP içişlerinin konuşulduğu, dizayn edildiği bir merkez olamaz, olmamalıdır…

      Tatar üstelik, bir partinin etkinliğinde milletvekiliyken siyasi rakiplerini eleştirdiği gibi eleştirebileceğini sanıyor, üstelik siyasi rakiplerini eleştirmekle de kalmıyor, onların camiasını da karşısına alıyor, düşmanlaştırıyor. Tatar, Türkiye’ye yaptığı gezilerde de aynı şeyi yapıyor, oralara gidip kendi insanını kötülüyor.

   Tatar, federal çözüm ve Avrupa Birliği isteyen tüm kitleye, “Rumcu” diyor, “Rum boyunduruğu altına girmek istediklerini” iddia ediyor.  Buna benzer çok ağır ifadeler kullanıyor, kendisi ile aynı şeyleri düşünmeyenleri, farklı siyasi görüşte olanları kötülemekten geri durmuyor…

   Halen federal çözümü doğru çözüm yöntemi olarak gören çok büyük bir kitle var, Avrupa Birliği üyeliğinin topluma faydaları olacağına inanan çok sayıda insan var, Tatar bunları yok sayıp, düşman ilan edemez, etmemelidir. Tatar, kendi aklına göre, “Türkiye girmeden Avrupa Birliği’ne girmeyiz” diyemez.

   Tatar, “federal çözümü” neden benimsemediğini, neden olmayacağına inandığını, “iki devletliliği” neden benimsendiğini ve onunla bu toplumun daha iyi yerlere gidebileceğini kendince anlatabilir, bu onun en doğal hakkıdır ama kendi gibi düşünmeyen kitleleri “tu kaka” ilan edemez, saldıramaz, kötüleyemez…

   Tatar, kitleleri, yani halkı, siyasi rakipleri gibi karşısına alamaz, yere batıramaz, kötüleyemez, bu hem etik olarak doğru değildir hem de anayasanın kendisine verdiği tarafsızlık ilkesine aykırıdır, zaten bırakın yasaları, anayasayı, etiği metiği, bu insanlığa sığmaz, önce bir insan olarak cumhurbaşkanı vatandaşlarını düşman olarak göremez, kötülemez, böyle bir şey olmamalıdır.

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz