Taner Ulutaş yazdı…UBP, Erken Seçim ve ‘Dökülen ‘ KKTC’

Taner Ulutaş yazdı…UBP, Erken Seçim ve ‘Dökülen ‘ KKTC’

   ✏️–Detay Kıbrıs —✏️

UBP, erken Seçim ve  ‘Dökülen ‘ KKTC’

KKTC diye isimlendirdiğimiz coğrafyada enteresan bir süreçten geçiyoruz. Hani kimin eli kimin cebinde diyoruz ya, o devir bitti. Şimdilerde o devirden, kim kimin kuyusunu kazıyor. Kim kimin için kazığı yontuyor devri başladı. Hükümet bireyleri, Kalahari çölünde bir serap olmaktan çıkan ve ufukta kendini hayal meyal göstertmeye çalışan erken seçim için kolları sıvamaya başladı.  Özellikle, birçok kişinin, İrsen Küçük dönemini bile arattırıyor dediği Ersan Saner’in, Evliya Çelebi gibi yolllara düşmesinden ve köy ile kasaba yollarını arşınlamaya başlamasından bunu anlıyoruz.

Başbakan Ersan Saner, önceleri kurultayda kazanacak arkadaşıma parti başkanlığını devredeceğim açıklamasının ardından, eline geçirdiği güç sonrasında ne be ama ben evredomuyum imasında bulunarak 180 derece dönüş yaptı. Ve bende adayım dedi. Yol haritasını çizerek, önce yapılması kararlaştırılan Kurultayı erteledi.  Sonrasında da hükümet protokolünde yer alan erken seçim tarihini, pozisyonunu güçlendirmek için yerim dar yenim dar diyen nazlı gelin gibi Nisan 2022’ye aktarmaya çalıştı.  

Bununla da yetinmeyerek, üye kayıtlarını hızlandırdı. Para yok diyenlerin hükümet duvarını ‘Ağlama duvarına’ dönüştürdüğü bu zaman diliminde, herkesin midesi tambura çalarken, kurultayda parti üyelerine, Girne Eziç’de kahvaltı, İskele, Güzelyurt, Lefke’de yemekler vermeye başladı. Bu duruma cep dayanmaz denildiği noktada, bizim ‘Minik Kuşlar’ yemek paralarının cepten değil, Başbakanlık bütçesinden ödendiğini iddia etti. İddia doğruysa ört ki ölem modundayız.

UBP Başkan adaylarından Faiz Sucuoğlu’nun sessizliğini koruduğu ve eğilde gulle geçsin modundaki tavrını sürdürmesinin yanısıra, bir başka başkan adayı Hasan Taçoy, ‘Yok artık’ bu kadarına da pes deme noktasına geldi. Partinin ağır toplarından Zorlu Töre, UBP içerisindeki kumpaslar nedeniyle deprem yaşandığını artçı depremlerin de halen sürdüğünü ve bunun da güven duygusunun yitirilmesine neden olduğunu belirtti. Partinin, demokratik olmayan bir yapıyla yöneltildiğine vurgu yaparken, despotizmin hüküm sürdüğü imasında bulunarak, kurultay tarihini belirleyecek parti meclisinin, 6 aydır toplantıya davet edilmediğini ve bay pass edildiğini söyledi.

Ulaştırma Bakanı Resmiye Canaltay, kamunun hantallığını gideremediklerinden şikâyet ederek, belki topal eşek gibi gidiyoruz demedi.  İpe un sermeye çalışılıyor ve yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar da demedi. Ama anayollardaki lambaları bile değiştirmekten aciz olduğumuzu söyledi. Ve KKTC tomofilinin makinesinin teklediğini, tekerlek rulemalarının yendiğini ve yamburi yampuri giden tomofilin tumba olacağı imasında bulundu.  

İç kavgalar ve sorun çözme yeteneğinden yoksun UBP yönetimini, birçok örgüt başkanı da eleştirirken, Sağlık Bakanlığını çürümenin dışında tuttu. Sağlık Bakanı Ünal Üstel ile müsteşarı Deren Oygar’ın ile getirdikleri sistem ile hem nüfusun büyük bölümünü aşılamayı hemde turizmin kapısını açmaya çalıştığını belirtti.

Siyasi hasım olarak görülen belediyelere de tavır alınması sanırım ülkenin, olmazsa olmazı konumundaki belediyeleri de sıkıntıya sokacak. Karpaz yolarının iyileştirilmesi çalışmalarında, bizden değil düşüncesi ile Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun ile Karpaz Milletvekili Biray Hamzaoğulları’nın çalışmalardan uzak tutulmaya çalışılması yok artık dedirtti.

Erken seçim tarihinin belirlenmesi yönündeki tartışma devam ederken, anket çalışmalarının da gizliden gizliye başladığını gözlemledik. Elimize geçen bazı anketlere ve verilere bakarak, halk üzerindeki güven duygusunun yanı sıra içteki hesaplaşmaların UBP’yi oy oranında gerilettiğini gördük. Yarın ne olur bilmem. Ama Şuandaki verilere göre UBP’nin birinci sıradaki yerini CTP’ye kaptırttığını gözlemledik.

Oy kaybına uğradığı öne sürülen HP’nin son zamanlardaki atağı ile toparlanmaya başladığına tanık olduk. Keza TDP son günlerdeki atağı ile oy oranını oldukça ileri taşırken, büyük tartışma yaşanan YDP’de tartışmanın bitmesi sonrasında, yaraların sarılmaya başlandığını ve üyelerin Erhan Arıklı’nın etrafında yeniden kenetlenmeye başladığına şahit olduk.

Kah barajın üzerinde, kah baraj çizgisinin üzerinde gösterilen DP ile ilgili şahsi kanaatim barajda boğulmayacağı şeklindedir. Tabii Serdar Denktaş’ın pozisyonunun, sanırım bu konuda en belirleyici unsur olacak.

KKTC’de siyaset dökülürken, tuz da kokmaya başladı. Sparkları yağlanan araba gibi tekleyerek giden hükümeti geçtim. Ama memleketin geneline baktığım zaman gördüklerim hiçte iç açıcı değil. Örneğin, Cumhurbaşkanı Tatar’ın tanımam dediği, Almanya’da yasaklı Osmanen Germania (Almanyalı Osmanlılar) çetesinin yöneticilerinden Taner Ay ile birlikteki fotoğrafı hoş bir görüntü yansıtmadı. Sonrasında haberi yapan gazetecilere yönelik hakaretamiz açıklamalar o görüntünün üstüne konan sos gibi durdu.

Ekonomik krize girildiği bir dönemde evine ekmek götürmekten aciz, iflasların hatırı sayılır boyutlara yükseldiği bir dönemde beyaz önlük yerine siyah önlük giymeyi tercih eden siyasi doktorlarımız, hastaya kan vermek yerine, Mazbatalar vasıtası ile hastadan kan çekmeye çalışması sanırım KKTC’ye has bir davranış oldu.

Sorunları eline neşteri alarak halledecek olanlar, mecliste nisabı bile halledemiyor. Meclisin toplanacağı günlerde ya nisap hasıl olmaz yada Nisap sonrasında Meclis-i Mebusan’ın ceylan derili koltuklarında sadece 5-10 kişinin kaldığını görürüsünüz. Balık baştan kokarmış. Yalan vallahi de yalan billahi de yalan. Tuz koktu ve balık  tümden koktu da bunların haberi bile yok.

Karpaz’da, Karayollarının tamiri örneğinde olduğu gibi, Tak diye verilen emri şak diye yerine getiren emir eri bolluğu yaşanan bir ülke konumuna geldik. Bunun yanı sıra, Dünya ülkelerinin güneşten yararlanılması için teşvik vermesine karşın, güneşin 11 ay yüzünü gösterttiği ender ülkelerden birisi konumundaki Kıbrıs’ta, güneş enerjisinden yararlanılmasının önüne geçilmesine şaşırıp kaldık.  

Gazetecilerin gerçeğe dayalı yaptığı bir haber için mahkemeye verildiği ve hapis edilme yaşadığı Uganda dışında bir başka ülke varmı diye sorsam ayıp olur mu?

Ombustman Emine Dizdarlı’nın da belirttiği gibi işe gitmeden ve izinli oldukları günlerde fazla mesai yaptıkları gerekçesi ile ekstra ödenek alanlar KKTC dışında herhangi bir başka ülke var mı?

Yada sahte lise diploması ile Polis Genel Müdürlüğü yapan, KKTC dışında hangi ülke varmı?  Soruları daha da uzatabiliriz. KKTC klasiğinde yok artık dedirten olay çok.

Kısacası, Siyasetten, siyasetçimizden, kamuya kadar ‘Dökülüyoruz.’                     

 

 

Öpüşmem!..

dünyada sadece bir çift kalan nadir bir ayı türünün erkeği ölmüş.
bu ender hayvanın üreme ihtimali sıfır. bu yüzden soyu tükenecek.
ne yapalım diye düşünmüşler; kurullar toplanmış, çözüm yok.
bir türk bilim adamı şöyle demiş:
‘bizim memlekette bir hayati abi var. söylemesi ayıp, aynen bu
ayıya benziyor, hatta daha kıllıdır.
ondan rica edebiliriz. 150-200 dolar da ödül verdik mi bu iş tamam!
ayıların soyunu ancak bu yöntemle kurtarabiliriz.’
bakmışlar başka çare yok, hayati abiye gitmişler ve durumun önemini,
yapacağı hizmetin büyüklüğünü
anlatmışlar, bir de ‘karşılığında 150 dolar söz konusu’ demişler.
hayati abi bir an düşündükten sonra, ‘olur ama..’ demiş, ‘üç şartım var.’
herkes büyük bir sevinç içinde ama daha çok merakla,
‘nedir şartların?’ diye sormuşlar…
hayati abi bir çırpıda sıralayıvermiş:
1. öpüşmem.
2. yavru erkek olursa rahmetli babamın adını koyarsınız.
3. 150 dolar çok, en fazla 50 dolar veririm

 

198189838_506532950547831_4836671216498150775_n.jpg196758365_863020810982560_8554672368769795639_n-(1).jpg

Taner Ulutaş yazdı...UBP, Erken Seçim ve  ‘Dökülen ‘ KKTC’

 

 Detay Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

Yorum bırakın