Bir ülkede sermayeyi elinde bulunduran, o devletin siyasetini şekillendirir

Bir ülkede sermayeyi elinde bulunduran, o devletin siyasetini şekillendirir

  –GIYNIK —

Milliyetçilik milletin çıkarlarını birinci planda tutmaktır. Buna göre, bir program hazırlayıp milleti kalkındırmak, ileriye götürmek ve en önemlisi milletin haklarını çiğnetmemektir

Bir ülkede sermayeyi elinde bulunduran, o devletin siyasetini şekillendirir. Rum kesiminde para kilisenin elindedir. Kilise, halkın zengin kesimi ve diaspora, Kıbrıs Türklerine karşı ırkçı olduğu gerçeği aşikardır. Yurt dışında iş yapan Kıbrıs Türklerinin sırf milli kimliklerinden ötürü alenen dışlandıkları gerçeği ile mevcut koşullarda bir tamam eşit Federal bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nden bahsetmek de pembe bir hayalden daha ileriye gitmez.

Diğer taraftan, biz Kıbrıs Türklerinin, Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinde, BM Güvenlik Konseyi kararlarında da kesinleşmiş ve parametre haline gelmiş ada üzerindeki siyasi eşitlik, egemenlik ve dönüşümlü başkanlık haklarımız mevcuttur. Bunun aksini iddia eden siyasiler halka doğruyu söylememektedir.

Kıbrıs Türkü 1983 de var olmadı. Ne vardı Kıbrıs Türk Federe Devleti’nde de bunu ortadan kaldırdık? Üstelik tüm dünyayla ticaret yapabilen, kendi ayakları üzerinde durup, ekonomik, kültürel ve sosyal anlamda dünyaya entegre olmuş bir federal devletken. Güzel ganimet vardı, bunları koçan dahi ettik, terlemeden, sorgulamadan aldık. Üstelik bu ganimeti kendi aramızda eşit ve adaletli bile dağıtamadık. Bunu yaparken de ve halen bedel ödedik, kanla aldık, kan akıttık diyoruz ama bunu söylerken de yine hukuku katlediyoruz. Hal böyle olunca, malum siyasi ve ticari ambargolar uygulanıyor şanlı KKTC’mize. Biz de dünya Rumları destekliyor, Birleşmiş Milletler kararları altında Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sadece Rumlar temsil ediyor diye şikayet edip kendi kendimizi kandırıyoruz.

Toplum olarak çok önemli bir virajdan geçiyoruz. Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölgede enerji kaynakları ve yeni dünya konjonktürüne bakıldığında, yakın gelecekte Kıbrıs konusunda bir çözüme gidileceği görülmektedir. Son dönemlerde yerel medyada sıkca bahsedilen Kıbrıs’ta iki ayrı bağımsız Cumhuriyet biçimi şeklindeki çözüm biçimi önerileri, Rumlara  Kıbrıs adasının  tümü üzerinde bir tamam egemenlik hakkı vermekle eşittir. Buda bizi, tanınmadan amborgolarla birlikte bir ömür dış kaynaklardan gelen insiyatif hibelere bağımlı şekilde yaşamaya hapsetmedir. Adı Cumhuriyet ama kendi iç dünyamızda Cumhuriyet, dünyaya kapalı şekilde yaşamak. Ne yazık ki, bu ganimet düzeninden menfaat elde etmiş ciddi bir kesim, bugün toplum üzerinde etkin rolde mevkii ve makam sahibidir. Siyasette ve iş insanlarımızdan oluşan bu kitle statükonun bu şekilde devam etmesi için ciddi uğraş vermektedirler.

Milliyetçilik milletin çıkarlarını birinci planda tutmaktır. Buna göre, bir program hazırlayıp milleti kalkındırmak, ileriye götürmek ve en önemlisi milletin haklarını çiğnetmemektir.

Kıbrıs’tan sorumlu BM Genel Sekreteri Cuellar’ın Aralık 1991 tarihli raporunda da belirtildiği üzere tüm ada üzerinde Kıbrıs Türklerinin de egemenlik hakkı bir tamam vardır.  Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkler ve Rumlar tarafından ortak kullanıldığı müddetçe egemenlik bölünemez. Ayrı bağımsız bir Cumhuriyet üzerinde ısrar edip Kıbrıs Cumhuriyeti’nden vazgeçersek adanın tüm egemenlik haklarını Rumlara vermiş oluruz.

Avrupa Birliği Konfederasyon örneğidir. Bu örnek Kıbrıs adası üzerinde de uygulanabilir. Kıbrıs Cumhuriyeti altında bağımsız iki farklı federal devlet, uluslararası meselelerde ortak ve eşit tek yönetim. Bu sistem Rum’a bağlanmak yada Rum egemenliği altında yaşamak değildir! Bilakis eşit statüde siyasi eşitlik, adanın toprak bütünlüğü ve doğal kaynakları üzerindeki eşit haklarını Kıbrıs Türk’üne teslim etmektir.

Bunun dışında oluşacak bir muadele, Kıbrıs Türkü’nün geleceği açısından çok büyük tehlike arz etmektedir.

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

Yorum bırakın