Adil ve makul sürede yargılanma için ‘Evet’

Adil ve makul sürede yargılanma için ‘Evet’

Haber Kıbrıs

Avukat Öncel Polili, 11 Ekim günü Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte yapılacak Anayasa Referandumu’nda halkın ‘Evet’ oyu vermesinin yargı için önemli olduğunu ifade etti. Polili, Adil ve Makul Sürede Yargılanma Hakkı’nın Sağlanması için Yüksek Mahkeme Yargıç Sayının Artırılması Gerektiğini kaydetti.

Haber Kıbrıs, Avukat Öncel Polili ile Anayasa referandumu ile ilgili olarak, özellikle hak ve özgürlükler konusunu konuştu. İşte röportajımızın tamamı:

Soru: Anayasa değişikliği ile ilgili yapılan eleştiriler ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Polili: Aslında, yargıdaki sorunların tartışılması için iyi bir fırsat oldu. Bizim hukuk sistemimizde içtihatlar önemli bir yer tutar. Bunun anlamı, yasama organı tarafından yapılan mevzuat, genel olarak toplum için öngörülebilir kurallar oluştursa da, tüm durumları, yasal sorunları ve sorunları tek başına bu şekilde ele almak imkansızdır. Bu bağlamda mahkemeler, mevzuatı yorumlamakla görevlidirler. Eğer ki bu tür kararlar Yüksek Mahkeme tarafından yapılmış ise, bu kararlar içtihat olur ve diğer tüm mahkemeleri ve devletin tüm organlarını bağlar.

Dolayısıyla Yüksek Mahkeme sadece davaların kararlarını vermekle görevli değil, yasaları yorumlama ve yasaların nasıl uygulanması gerektiği konusunda görüş bildirme yükümlülüğü de vardır.

Hal böyle olmasına rağmen, bir çok sebepten ötürü mahkemelerin sorunları devletin diğer organlarının sorunları kadar gündeme gelmemektedir. Bunun bir çok sebebi vardır. Ancak söyleyeceklerimle sınırlı olmamakla beraber bence başta gelen sebepler olarak, hukuk konusunun çok teknik bir konu olması, KKTC’deki üniversitelerin KKTC hukukunu geliştirmek için ciddi çalışmalarının olmayışı, mahkemelerin geleneksel olarak diğer devlet kurumlarına nazaran değişim konusunda daha muhafazakar tutumu olmasını ve  avukatların çalışma koşullarının arzulandığı oranda olmamasını söyleyebiliriz. Avukatların çalışma çalışma koşullarının arzulandığı oranda olmamasının sebeplerinin başında gelen etkenlerden birisi de yine yıllardır çözülemeyen tebliğ, icra, mahkemelerin fiziki alt yapısının yetersizliği gibi konuları öne çıkartabiliriz. Bunun dışında yargıç sayısının azlığı da önemli bir faktördür.  Her ne kadar da, bu tür sorunlar avukatları sorunların çözülmesi için daha aktif olmalarını gerektirirken maalesef bir çok meslektaşımız davalarının yürümesi için vaktinin önemli bir kısmını açmış olduğu davanın tebliğ edilmesi için harcamaktadır. Her ne kadar da son zamanlarda Barolar Birliği etkinliğini artırmış olmasına rağmen, sorunların gündeme gelmesi ve çözülmesi için avukatların çalışmalarının arzu edildiği kadar olmadığını söyleyebilirim. Bu konuda çalışma yapıp görüş bildiren avukat sayısı çok azdır. Bununla beraber, ülkede bir çok hukuk fakültesi olmasına rağmen, yine akademik olarak da çalışma yapıp halka bilgi veren özellikle Anayasa konusunda uzmanlığı olan kişilerden de bir ses çıktığını ben duymadım.

 

Umarım bu süreç yargıdaki sorunların çözülmesi için ciddi çalışmalar yapılmasına da vesile olur.

 

Soru: Yüksek Mahkeme’nin görevleri nelerdir?

Polili: Yüksek Mahkeme’nin çeşitli görevleri vardır.  Anayasanın 143.(2) maddesine göre Yüksek Mahkeme; Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan, Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi görevlerini yapar.

 

 

 

 

       Anayasanın 152. maddesine göre Yüksek İdare Mahkemesi, yürütsel veya yönetsel bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir kararının iptal etme yetkisine sahiptir. Kısaca, devlet aleyhine açılan davaların büyük bir kısmı Yüksek İdare Mahkemesinin yetki alanına girmektedir. Bununla beraber, Yüksek İdare Mahkemesi bir devlet organının yapılmasını  ihmal ettiği eylem veya işlemin yapılması gerektiğine karar verebilir.

 

Anayasanın 154. maddesine göre Yüksek Mahkeme, kendisinin veya herhangi bir diğer mahkemenin uygulama ve usul kurallarını düzenlemek için bu Anayasa ve yasalarda belirlenen kurallar çerçevesinde mahkeme tüzükleri yapar.

Anayasanın 141. maddesine göre de Yüksek Mahkemenin Başkan ve Yargıçları Yüksek Adliye Kurulunun da üyesidirler. Yüksek Mahkemenin Başkan ve Yargıçlarının yanı sıra Cumhurbaşkanının atadığı bir üye, Cumhuriyet Meclisi’nin atadığı bir üye, Başsavcısı ve Barolar Birliğinin seçtiği bir üye de Yüksek Adliye Kurulunun üyesidir. Yüksek Adliye Kurulu, yargının genel işleyişi, düzenli çalışması, yargıçların ve mahkemelere bağlı kamu görevlilerinin görevlerine devamları, işlerin verimli bir biçimde yürütülmesi, yargıçların yetişmeleri ve mesleğin vakar ve onurunu korumaları yönünde gerekli önlemleri alır. Bunun yanında, her takvim yılı sonunda yargı işlerinin durumu ve bunların yürütülmesinde aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanına, Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur. Yargıçların atanmaları, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, görevlerine son verilmesi ve disiplin konuları hakkında karar verme yetkisi de Yüksek Adliye Kurulunundur.

Bunların dışında, Yüksek Mahkemenin bazı yargıçları Yüksek Seçim Kurulunda da görev yapmaktadır.

Soru: Neden Yüksek Mahkeme yargıçlarının sayısının artması isteniyor?

Polili: Özellikle Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi’nde artan bir dava sayısı var. Yüksek Mahkemenin diğer görevlerini de göz önünde bulundurduğumuz zaman, 8 kişilik Yüksek Mahkeme ile bu yükün altından makul bir süre de kalkılması mümkün değildir.

Unutmayalım ki, hem Anayasanın 17.(2) maddesi hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.(1) maddesi gereğince, herkesin davasını makul bir süre içinde görülmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın yerine gelebilmesi için devletlerin önlem alması gerekmektedir.  Hali hazırda bir çok hem alt mahkemede hem de Yargıtay’da makul bir süreden daha fazla bir süreden devam ettiği haller vardır. Bu sorunu çözmemek Yüksek Mahkemeye giden davaların büyük bir bölümünün makul sürede görülmeme ihtimalini ortaya çıkartmaktadır. Bu durum bir çok sosyal sorunu da beraberinde getirir. İnsanlar maddi ve manevi olarak zarar görür ve haklarını mahkeme dışı yöntemlerle elde etmeye çalışırlar.

Örnek vermek gerekirse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, iş hukukuna dayanan davalar kısa sürede birkaç yıl içinde bitmesi gerekmektedir. Ancak, bizde 10 yıldır devam eden davalar vardır.

Bunun dışında, Ceza Mahkemesinin hapislik cezası verdiği kararlar da istinaf edildiği zaman erken bir zamanda dinlenmesi gerekmektedir, çünkü alt mahkemenin kararı hatalıysa ve sanığın serbest kalması gerekiyorsa her geçen gün bir kişinin özgürlüğünden çalınmış demektir. Ancak, yine bu tür davaların da arzulanan sürelerde sonuçlandığını söylemek mümkün değil.

İş davalarının Yüksek Mahkeme yargıcı sayılarının artmasıyla çözülmeyeceğine ve bunun yerine İş Mahkemelerinin kurulması gerektiğine dair iddialar var, ne söylemek istersiniz?

İş Mahkemeleri aslında, yabancı dillerden doğru bir şekilde tercüme edilmeyerek dilimize girmiştir. İş Hukukunda bahsedilen İş Mahkemeleri, Employment Tribunal’dan tercüme edilmiştir. Employment Tribunal bildiğimiz klasik anlamdaki mahkemeler değildir. Sanıldığı gibi, İş Mahkemeleri mevcut mahkemeleri özel olarak sadece iş davalarına bakacak şekilde görevlendirme anlamı taşımamaktadır. Bu tür oluşumlarda, işçi temsilcileri, iş veren temsilcileri ve tarafsız diğer üyeler yer alıp karar verirler. Bu sistem mahkeme dışı bir  çözüm sistemidir. Bence de kurulursa, iş hukukuna dayalı meseleler daha hızlı çözülebilir. Ancak, bu tür mekanizmaların kurulması Yüksek Mahkemenin yükünü önemli oranda azaltmayacaktır çünkü bu tür mekanizmaların kararları mahkemeler tarafından denetime açıktır ve yine Yüksek Mahkeme’nin gündemine gelecektir.

Soru: Anayasada yapılması istenen değişiklikte yargı sayısı net olarak belirlenmedi Yüksek Mahkeme yargıç sayısı 8 ile 16 arası olabilecek ne düşünüyorsunuz?

Polili: Anayasa’da bu tür başka madde de var. Örneğin, Anayasa 108.(2)’ye göre de bakanlık sayısı hiçbir halde onu aşamaz.  Burada da kesin bir sayı verilmiş değildir. Ancak yine de, Yüksek Mahkeme yargıç sayısı ile ilgili olarak böyle bir muğlaklığın olmamasını tercih ederdim. Ancak, ben bu durumu kişilerin makul sürede yargılanma hakkının elinden alınması için yeterli bir sebep olarak görmüyorum. Diğer taraftan, yargıç sayısı ile ilgili olarak Anayasa’da net bir düzenleme yapılmadığı cihetle yasa ile de Yüksek Mahkemenin ihtiyacına göre Yüksek Mahkeme’de kaç yargıcın görev yapacağı düzenlenebilir.

Soru: Yapılması istenen değişiklikle, Yüksek Mahkeme başkanına en kıdemli üye yerine Yüksek Adliye Kurulunun seçeceği bir kişi vekalet edebilecek ne düşünüyorsunuz?

Polili: Mahkemelerde kıdem önemlidir ancak vaz geçilmez bir durum değildir. Günün sonunda, Yüksek Mahkeme başkanına vekalet etmeyi en kıdemli üyeden başkasının hak ettiğini düşünüyorsa Yüksek Adliye Kurulu ben burada bir yanlışlık görmüyorum.,

Soru: Alt Mahkemelerin ağır iş yükü daha büyük bir sorun değil mi?

Polili: Alt mahkemlerin de ağır bir iş yükü vardır. Fakat bu durum Yüksek Mahkemenin ağır iş yükü olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Alt mahkemeye de daha çok yargıç istihdam edilmeli. Fakat bunun için Anayasa değişikliğine gerek yok.  Ancak, alt mahkemeye daha çok yargıç istihdam edilmesi demek, daha çok davanın yargıtaya gitmesi demektir.

Soru: Başka ülkelerde de Yüksek Mahkeme yargıç sayısı çok fazla değil, bu yüzden bizde de bu kadar yargıca gerek yoktur iddiasına ne diyeceksiniz?

Polili: Böyle bir iddia da bulunmak için, öncelikle o ülkelerdeki hukuk sisteminin bizimkine benzer olması ve Yüksek Mahkemenin görevlerinin aynı olması gerekmektedir. Bunula beraber, çalışma yapılarının da benzer olması gerekmektedir. Mesela Amerika Birleşik Devletleri’nde Yüksek Mahkemede 9 yargıç vardır ancak mahkeme bakacağı davalar konusunda ciddi bir takdir yetkisine sahiptir. Mahkeme genellikle halkın önemli bir bölümünü veya hükümeti yakından ilgilendiren davalara bakmaktadır. Her hâkimin dört raportörü vardır. Mahkemede hâkimlerden sonra en kritik görevi üstlenmiş görevliler raportörlerdir. Raportörler, ABD’nin en iyi üniversitelerinden mezun olmuş, genellikle en iyi ve parlak hukukçular arasından seçilir. Raportörler mahkemeye yapılan başvurular ve onların kabul edilebilirliği hakkında rapor hazırlarlar. Bir çok raportör daha sonra da Yüksek Mahkeme yargıcı olmuştur. Bu sebeplerden ötürü bizim Yüksek Mahkememiz ile ABD Yüksek Mahkemesini kıyaslamak bizi doğru sonuca götürmez.

Bize en yakın hukuk sistemi olan Kıbrıs Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi’nde de 13 yargıç var. Ancak, Kıbrıs Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi’nde de makul süre de yargılama ile ilgili ciddi sıkıntılar zaten var. Bunun dışında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde idari davalar için de alt mahkeme vardır.

 

Soru: Anayasanın geçici 10. Maddesi kalkmadan böyle bir değişikliğe gidilmeli mi sizce?

Polili: Sivil haklar için gerek gönüllü gerek profosyonel bir şekilde mücadele veren bir avukat olarak. Anayasanın geçici 10. maddesinin hala daha yürürlükte olmasına karşıyım. Ancak, bu madde yürürlükten kalkmayacağı için insanların davalarının makul bir zamanda görülmesinin engellenmesi bence gereksiz. Anayasanın geçici 10. Maddesi Kıbrıs Türk halkının savunması ve iç güvenliği ile ilgilidir.

Anayasa değişiklik talebi öncelikle Yüksek Mahkemeden geldi. Yüksek Mahkemeden Anayasanın geçici 10. maddesi ile ilgili bir teklif gelmesi pek alakalı olmazdı.  Diğer taraftan, geçici 10. maddenin değişmesi ile ilgili olarak öne çıkartılan gerekçe polisin sivile bağlanması konusudur. Ancak, polisin sivile bağlanması konusunda Anayasa’nın geçici maddesinin kalkmasına gerek olduğu yönünde bir hukuki ortak görüş yoktur. Anayasanın geçici 10. maddesi, Anayasanın 117. maddesi olan  Yurt Savunması ve Silahlı Kuvvetlerin Kuruluşu ile ilgili maddeyi askıya almaktadır. Halbuki, Polis Örgütü Anayasanın 118. maddesi ile düzenlenmektedir ve yürürlüktedir. Anayasanın 118.(1) maddesine göre Polis Örgütünün kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir. Polis Örgütü Yasasınn 3. maddesine göre Polis Örgütü, Polis Yasasından kaynaklanan  görev ve yetkilerini Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına bağlı olarak yerine getirir. Örgütün işleyişi,  çalışması, yönetimi, gözetimi, disiplini       ve denetimi Güvenlik  Kuvvetleri Komutanlığı tarafından  yürütülür. Güvenlik  Kuvvetleri Komutanı, bu görev  ve  yetkileri  bakımından  Başbakana karşı sorumludur. Polis Örgütünü, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına bağlayan yasal düzenleme budur ve bence bu maddenin değişmesi için Anayasal bir değişikliğe ihtiyaç yoktur.

 

Soru: Hukuk Sisteminde Çok Sorun Var Mı?

Polili: Sistemde de çok sorun var. Başlı başına bir hukuk reformu gerekmektedir. Kuşkusuz ki böyle bir reform yapılacaksa Yüksek Mahkeme’de bu süreçte önemli bir rol oynayacaktır. Tam da bu sebepten dolayı da sayının artması faydalıdır.

 

 

 

 

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

Yorum bırakın