Erhürman: Siyasi eşitlik temelinde bir federasyon

Erhürman: Siyasi eşitlik temelinde bir federasyon

GIYNIK

Seçimin birinci ve ikinci turunun var olduğunu herkesin bildiğini fakat seçim sonrasında yani 19 Ekim’de ne yapılması gerektiğinin asıl önemli olan nokta olduğunu vurgulayan Erhürman, ekonomide ve eğitimde yaşanan sıkıntıların ortada olduğunu söyledi

  • Beşli konferans ve müzakere başlarken dışa açılma çabası sürmeli
  • Beşliye giderken kapalı maraşın uluslar arası hukuka uygun olarak açılması çabası da başlamalı
  • Anında ab ile yeşil hat tüzüğünün kapsamının genişletilmesi için girişimler başlatılmalı
  • Türkiye ile derhal diplomasi yoluyla ortak dil bulunmalı
  • Sporcularımızın dünyaya açılması için adımlar atılmalı

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman, önümüzdeki 5 yıllık sürecin hiç kolay olmayacağının altını çizerek, vizyonların gerekçelendirilmesi gerektiğini söyledi.

“AYAKLARIMIZIN ÜSTÜNDE DURMA NOKTASINDAN AN BE AN UZAKLAŞIYORUZ”

İçte ve dışta yaşananlar doğrultusunda kendi ayaklarımızın üstünde durma noktasından an be an uzaklaşıldığını söyleyen Erhürman, seçilmeleri durumunda yeni bir strateji ve vizyon ortaya koyduklarını ifade etti.

“CUMHURBAŞKANI ‘BÜTÜNLEŞTİRİCİ’ OLMALI”

Yaşananlardan öğrenilen şeylerin olduğunu geçmişimizde bıraktığımız sorunlara da yeni çözümler bulmak zorunda olduğumuzu söyleyen Erhürman, Cumhurbaşkanlığı makamının sadece müzakerecilik makamı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak açıklamasına şu şekilde devam etti:

“Oysa sadece bu şekilde görülürse, müzakerelerin kesintiye uğradığı dönemlerde sadece sembolik bir makama indirgenir. Yaşadığımız süreçte, ilgili makamın iki özelliği var… Tanınmamış olmamız nedeniyle tabiri caizse dışarıya açılan tek kapımızdır bu makam… Bu pencereyi kapatmak hiç doğru değildir.

Bir diğer özellik ise ‘bütünleştirici’ olması… Anayasa’da da yer alan maddeye göre yürütme organının iki bacağından birisi… ‘Düşüp-kalkan’ hükümetler arasında birleştirici olmalıdır Cumhurbaşkanı…”

Erhürman, tanınmamış bir ülke halkının dünyaya açılması noktasında önemli adımları ortaya koyması gerektiğini vurgulayarak, Anayasa’nın benzer görevi yüklediğini ifade ederek ‘yeni vizyon’ ilkesine şu şekilde açıklık getirdi:

“Biz yeni vizyon derken bu dönemde bugüne kadarki algıdan beslenecek bir stratejiyi hedefliyoruz. Seçilecek cumhurbaşkanı, müzakereciliğin yanında halkımızın dünyaya açılması noktasında önemli adımlara katkı koyacak; Kapalı Maraş’ın uluslar arası uygunluk çerçevesinde açılmasına kadar her şey eş zamanlı olarak altını çiziyorum müzakereleri düşünmeden eş zamanlı bir şekilde önümüzü açacak; içeride de liderlik yapacak; düşen kalkan hükümetler arasında köprü görevi görmek noktasında görev üstlenecek.”

“SEÇİMİN İKİ TURU VAR ELBETTE AMA 19 EKİM’DE NE OLACAK?”

Seçimin birinci ve ikinci turunun var olduğunu herkesin bildiğini fakat seçim sonrasında yani 19 Ekim’de ne yapılması gerektiğinin asıl önemli olan nokta olduğunu vurgulayan Erhürman, ekonomide ve eğitimde yaşanan sıkıntıların ortada olduğunu söyledi.

Geçmişte biriken sıkıntılara da işaret eden Erhürman, reforma ihtiyaç duyulan bu günlerde görevi aldıktan sonra “yetkim yoktur” gibi açıklamalarla müdahil olmayı reddeden bir Cumhurbaşkanının önümüzdeki günlerde ülkeyi daha kötü günlere götüreceğini belirtti.

“TÜRKİYE SEVEN-SEVMEYEN, ÖZEL-KAMU ÇALIŞANI AYRIMCILIKLARINA BİRLEŞTİRİCİ YAKLAŞMALI”

Son dönemde seçim sürecinde Türkiye’yi seven-sevmeyen ve özel-kamu çalışanı ayrımının yapıldığını söyleyen Erhürman, “adeta dilim dilim bölünüyoruz, böyle bir strateji güdülüyor… Cumhurbaşkanı bu noktada birleştirici olmalıdır” ifadelerini kullandı.

“MÜZAKEREYE GİDEN YOLDA İÇ MESELELERİMİZİ TOPARLAMALIYIZ”

Sürekli müzakereler gerçekleşsin sonra sorunlarımıza döneriz gibi bir düşünce olduğunu söyleyen Erhürman, bu zihniyetten uzaklaşılarak geçmişte yaşananlardan ders alınarak müzakere masalarına güçlü bir şekilde oturulması gerektiğini vurguladı.

Erhürman, Rum tarafının ileriye dönük adımlar atarak sadece müzakere masasına odaklanmadığını, dış politikayla bölgedeki ülkelerle ve başka ülkelerle anlaşmalar imzalamasını örnek göstererek “Rumlar masadaydı ama deniz yetki alanlarıyla ilgili anlaşmalar imzalıyordu, dolayısıyla müzakere var gibi görünüyordu ama Rumlar ellerini güçlendirmeye devam ediyordu, biz de güçlü bir dış politikayla adımlar atmalıyız. Müzakere masası başlayacaksa bu masa sonuç odaklı, ucu açık olmamalı” dedi.

BM bunun arkasında durmalı aynı anda dışa açılma çabamızın devam etmesi gerekiyor, anında kapsam

Erhürman, Cumhurbaşkanının yapması gerekenleri şu şekilde sıraladı:

SORU: “RUM TARAFININ ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİNİ NASIL SAĞLAYACAKSINIZ?”

“Siz de takip ediyorsunuzdur; Türkiye iki devletli çözüm diyor. Sayın Çavuşoğlu, beşli gayri resmi görüşmeyi iki devletli çözümün masaya gelip gelmeyeceğini anlamak için önerdiklerini söyledi… Ne diyeceksiniz? Federal çözümde ısrarlı mı olacaksınız? Rum tarafının zihniyet değişikliğini nasıl sağlayacaksınız?”

“SİYASİ EŞİTLİK TEMELİNDE BİR FEDERASYONDAN SÖZ EDİYORUM”

Masada görüşülecek formülün netleştirilmesi noktasının altını çizen Erhürman, müzakere formülleri hakkında şunları kaydetti:

Siyasi eşitlik temelinde bir federasyon benim söz ettiğim…

Sayın Anastasiadis’in bana göre teknik olarak yanlış olan ifadesiyle gevşek federasyonu görüştük, desantralize federasyonu görüştük, merkezi değil de kanatları güçlü olan federasyon demek. Biz yıllardır buna benzer görüşü savunduk ama Güney Kıbrıs’ın da görüşü federasyondu ama Sayın Anastasiadis son görüşmelerde desantralizasyonu yeni bir görüş gibi ortaya attı, ben de bunu görünce bu durumu desteklediğimi belirttim.

Dünyada birçok örneği var, bütünlüklü çözümün görüşüldüğü bir müzakere masasından söz ediyorsak, orada var olan formülün federasyon olduğunu ve Crans Montana’da ortaya çıkmadığını birçok güvenlik konseyi kararında çözüm iki bölgeli iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı formüldür.

Bmgk kararları değişmediği sürece masadaki formülün ne olduğu da malum, 5li konferansta az önce değindiklerim kabul edilirse, müzakerelere başlanıp bir an önce çözüme ulaşılması…

Desantralize bu şekilde mümkün olur.

Türkiye’nin açıklamasının ne zaman geldiğini de biliyoruz, Guterres’in açıklamasının ardından yapılan bir açıklamadır, seçim sürecinde Türkiye Cumhuriyeti’nin dediklerini değerlendirmek yerine kendi durumumuzu değerlendirmeliyiz, elbette 5’li öncesi Türkiye ile koordine bir şekilde masaya gidilebilir.

Bütünlüklü çözüm dışında eğer işbirlikleri gündeme gelecekse, güney bununla ilgili bir tavır ortaya koyuyor.

Guterres’in raporlarında da söz konusu görüşmelerin KKTC’nin tanınmasına sebep olacağından işbirliğine de engel olacağını söyledi

Masadaki formül netleşmeli. Bu herkes için böyle olmalı. Beşlide ne tartışacağımızı ortaya koyuyorum ben, kanatları güçlü bir federasyon temelinde görüşmeler gerçekleşmelidir.

O konuşma sırasında da Kıbrıs Türk halkının iradesi doğrultusunda

Kaldığı yer konusunun yeniden tartışılması gerekiyor, açıklanmalı, Kosova kararının içerisinde çok da gerek olmamasına rağmen KKTC maddesi bulunuyor karar farklı olurdu, gerçekçi konuşalım.”

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

Yorum bırakın