Ekim, kahve ve hukuk

Kıbrıs Gazetesi

Ekim, kahve ve hukuk

 

   Ekimin ilk günü her yıl “Dünya Kahve Günü” olarak kutlanır. Kahvenin ünü, kokusu, tadı ve vazgeçilemez oluşu tüm coğrafyalara yayılmış ve sevilen içecekler arasında ilk sıralara yerleşmiştir. Kahvenin kökenine bakıldığında ise tahminen 13.yüzyıllara gidilmesi gerekir. Etiyopya’da keşfedilen kahve, Yemen’de tüketilmeye başlanmıştır. Türkiye, kahveyle 16.yüzyılda ilk kez İstanbul’da tanışmış, Amerika’nın tanışması ise 18.yüzyılı bulmuştur.
   Kahvenin tarihinden bahsetmişken; 1992’de Amerika Birleşik Devletleri’nin New Mexico eyaletinde meydana gelen ilginç bir olaydan bahsetmek isterim. McDonald’s’tan aldığı kahvenin üzerine dökülmesi sonucu üçüncü derece yanık teşhisi konulan 79 yaşındaki Stella Liebeck adlı kadının, McDonald’s’a açtığı dava sonucunda mahkeme, 160,000 $ zararı karşılayan tazminat ve kadının çektiği acılara karşılık 2.700.000 $ cezai tazminat kararı vermişti. Olay esasen şöyle gelişmişti; Liebeck, arabaya kahve sipariş eder. Arabayı ise torunu kullanmaktadır. Kadın, kahveyi iki dizinin arasına koyar ve kahve kucağına dökülür. Bu olay sonucunda kadının kalça ve kasık kısmı yanar ve bunun üzerine hastaneye götürülür. Muayenede üçüncü derece yanık teşhisi konur. Kadın yanık sebebiyle sekiz gün hastanede kalır, kaldığı günlerde ise dokuz kilo kaybettiği gözlemlenir. Daha sonra da iki yıllık tedavi uygulanır. Stella Liebeck, hastane masrafı olan 10.000 $’ı ödemesini rica etmek için McDonald’s’a mektup yazar; fakat McDonald’s 800 $ ödeme yapabileceğini bildirir. Kadının avukatı mahkemede McDonald’s’ın kahveleri 82-88 derecede servis ettiğini ve bu sıcaklığın iki saniyede üçüncü derece yanığa neden olacağını ve bu yüzden kahvenin 60 dereceden yüksek sıcaklıkta servis edilmemesi gerektiğini savunur. McDonald’s avukatı ise arabaya serviste müşterilerin, kahvenin daha uzun süre sıcak kalmasını istediğini ve bu yüzden sıcak olması gerektiğini iddia eder. Mahkeme jürisi kararında; McDonald’s’ı %80, Liebeck’i %20 oranında kusurlu bulur. Esasen kahvenin üzerinde uyarı olmasına rağmen, jüri bu uyarıyı yeterli bulmaz. Ve jüri, Liebeck’e 160.000 $ tazminata ek olarak 2.700.000 $ cezai tazminat ödenmesi kararına varır. Mahkeme, McDonald’s’ın günlük kahve satış gelirinin 1.350.000 $ olduğunu saptar ve iki günlük kahve satışı geliri kadar ceza verir. Bu cezanın verilmesinin ardından daha sonra cezada indirime gider ve cezanın 480.000 $’a düşürülmesine karar verilir. Sonuç olarak mahkeme Liebeck’e, toplamda 640.000$ ödenmesi gerektiğine karar verir. Yine bu davaya çokça benzeyen bir dava örneği daha vardır. Sözü edilen davada bir müşteri, 2010 yılında Starbucks’a karşı dava açmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde yaşamakta olan Zeynep İnanlı adlı Türk vatandaşı, Manhattan’daki bir Starbucks şubesine girer ve çay siparişinde bulunur. Kendisine sunulan çayı üzerine döken kadın, dökülen çayın olması gerekenden çok daha sıcak olduğunu ileri sürer ve Starbucks’a karşı hukuki işlem başlatır. Vücudunda ikinci dereceden yanıklar oluşan 28 yaşındaki İnanlı, sözü edilen markanın, “fiziksel ve ruhsal olarak acı çekmesine neden olduğunu” belirterek Starbucks’tan yüklü bir tazminat talep eder. Dava henüz sonuçlanmamıştır. Ancak bu olaylar sonucunda bu tarz beklenilmeyen davalara karşı özellikle de Amerikan markaları, uyarı işaretlerini koymayı fazlalaştırmıştır.
   Yukarıda belirttiğim olaylarda kahve ya da çay içmek isteyen kişilerin karşılaştıkları beklenmedik durumlarla ilgili davalara rastlanmıştır. Ününün kıtaları aştığı düşünüldüğünde ve “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” atasözünden de hareketle, kahvenin önemini unutmayın; ama yine de dikkatli olmaya çalışın…

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın