Cumhurbaşkanı adaylarının ölçüsüz ve dayanaksız söylemleri

Kıbrıs Gazetesi

Cumhurbaşkanı adaylarının ölçüsüz ve dayanaksız söylemleri

 

   Cumhurbaşkanlığı seçimine günler kala adayların söylem ve sloganları bizleri hayrete düşürüyor. KKTC’ye özgü (suigeneris) koşullardan dolayı Cumhurbaşkanının toplum lideri olma özelliğini ve anayasal yetkilerini bilen bir kişi olarak cumhurbaşkanı adaylarının söylemleri beni dahi şaşırtıyor. Şöyle ki, adaylar cumhurbaşkanının yetki ve sorumluluklarını esas söylem ve vaatlerde bulunacaklarına sanki de başkanlık sisteminde başkan olacaklarmış gibi sloganlar atmakta ve söylemde bulunmaktadırlar. Cumhurbaşkanı adaylarının Anayasal ve gerçekçi zeminden yoksun söylem ve sloganlarına atıf yapmadan KKTC Cumhurbaşkanının anayasal yetkilerini hatırlatmakta yarar görüyorum.
   KKTC Anayasasının aşağıdaki 4 fıkralık 102. maddesi Cumhurbaşkanının yetki ve görevlerini açıklamaktadır.
   (1) Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla, Devletin ve toplumun birliğini ve bütünlüğünü temsil eder.
   (2) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Anayasasına saygıyı, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle yürütülmesini ve Devletin devamlılığını sağlar.
   (3) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi adına Cumhuriyet Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığını temsil eder.
   (4) Cumhurbaşkanı, bu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevlerini tarafsız olarak yerine getirir.
   KKTC’de yürütmenin tamamen hükümette olduğu ve cumhurbaşkanının zaman zaman bakanlar kuruluna başkanlık etse bile bunun istişare düzeyde kaldığı Anayasa gereği sorumsuzluğundan anlaşılmaktadır. Yine KKTC Anayasasının 103 (1) Maddesi “Cumhurbaşkanı, görevleri ile ilgili işlemlerinden sorumlu değildir.  Cumhurbaşkanı ile birlikte imzalanan kararnamelerden, imzası bulunan başbakan ve ilgili bakanlar sorumludur.” Kısacası ülkeyi yönetmede yürütme yetkisi de sorumluluğu da Anayasal düzen itibariyle hükümete verilmiştir.  Buna rağmen, KKTC Cumhurbaşkanının Ombudsman, YÖDAK ve Kamu Hizmeti Komisyonu başkanını atama yanında üçlü kararnamelere imza atma ve yasaları bir kez veto etme gibi yetkileri bulunmaktadır. Cumhurbaşkanının atamış olduğu kişileri görevden alma yetkisi bulunmadığı gibi talimat vermeyetkisi de bulunmamaktadır. Ancak, durum böyle olmasına rağmen Cumhurbaşkanı adaylarımız sanki de Türkiye veya ABD’de başkan olacakmış gibi davranmaktadırlar. Üstüne üstlük, adayların çoğu geçmişte başbakan, başbakan yardımcısı veya bakan görevlerinde bulunmuş ve bugün vaat ettiklerini yetkileri olduğunda ya yapmamış ya da yapamamıştır. Bugün, yetkileri olmadıkları halde bu vaatlerde bulunmalarının maalesef popülizmden başka nedeni olamaz.
   KKTC Cumhurbaşkanı adaylarının Anayasal ve gerçekçi zeminden yoksun bazı söylem ve sloganlarına aşağıdaki gibi atıf yapabiliriz:
   -Adaylardan biri sağlık, ekonomi gibi tüm alanlarda liderlik yapacağını vaat etmektedir. Hâlbuki geçmişte başbakanlık yaptığı sürede bu alanlarda liderlik yapamadığı gibi, yolsuzlukları önleme vaadine karşı yönetsel, kurumsal ve ekonomik önlemler almak yerine yolsuzlukları ussallaştırırcasına savcılığın mesele yok kararlarının taşeronluğunu yapmıştır. Özellikle bu adayımız sel felaketinden kaybettiğimiz dört gencimiz ile ilgili raporu Başbakan olarak iki yılda hazırlatamamakla tarihte önemli bir başarıya imza atmıştır.
   -Adaylardan bir diğeri şeffaflık ve hesap verebilirlik sözü verirken nerede ise yürütmüş olduğu bakanlık şeffaflıktan ve hesap verebilirlikten nasibini halen daha almamıştır. Hariciye Nazırı olarak halen diplomasi ve tecrübe ile Kapalı Maraş’ı açmaktan bahseden aday bu konuda Cumhurbaşkanını sürece dahil etmezken Cumhurbaşkanı olması durumunda hükümete rağmen Maraş’ı nasıl iskana açacağını açıklamamaktadır. Öte yandan, yine aynı bakan uluslararası hukuk uzmanı olarak BREXİT’in KKTC’ye doğrudan ticaret ve uçuş imkânı sağlayacağını iddia etmiştir. Hukuki ve ekonomik temelden yoksun bu iddiayı öncelikle İngiltere’nin Kıbrıs’taki Yüksek Komiserliği reddetmiştir. Yine aynı aday Cumhurbaşkanlığının kendi işi olduğunu iddia ederken halen bulunduğu bakanlık görevinde net olarak toplum için başardığı herhangi bir işten bahsedememektedir.
   -Cumhurbaşkanı adayları arasından biri ise halen daha Cumhurbaşkanı görevini yürütmektedir. Bu adayımız 5 yıllık görevi boyunca ve hatta uzatmayla daha fazlasında Kıbrıs Türkünü temsil etme adına dış dünyada ne kadar başarılı olmuştur? Örtülü ödeneği kullanarak Kıbrıs Türkünün haklı davasında dünyada ne kadar farkındalık yaratmıştır? Anayasal görevi olan devletin bütünlüğünü ve birliğini sağlamada ne kadar başarılı olmuştur?  Alternatif sağlık ve ekonomi komiteleri yerine devlet işlerinin kesintisiz ve düzenli gitmesi için ne kadar başarılı olmuş ve ne ölçüde uzman görüş ve raporları ile rehberlik yapmıştır?  Cumhurbaşkanı seçilirken topluma verdiği Kapalı Maraş’ı açma sözünü neden sonra unutmuştur? Dört boyutlu siyasette ne kadar başarılı olmuştur? Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğini ne kadar şeffaf ve etkili kullanmıştır?  İşte bu aday bu soruların yanıtını samimi olarak toplumla paylaşmak yerine gündemi değiştirerek sanki de rakibi Türkiye Cumhuriyeti imiş gibi ülkedeki marjinal grupların karakterine bürünmüştür. Burada akla gelen iki soru vardır 1)Cumhurbaşkanı seçilse dahi biat etmemek adına Türkiye’ye rağmen keyfi Kıbrıs Sorunu görüşmeleri mi yapacaktır?  2) Bu denli kötüleşen ilişkiler ile her açıdan dünyaya açılımı ve ekonomisi Türkiye’ye bağlı olan Kıbrıs Türküne bir faydası geçebilecek midir?  Yoksa bugün sadece takiyye yapıp psikolojik ve sosyolojik zaaflar üzerine politika mı tesis etmektedir
   -Son olarak adaylardan biri ise bir taraftan Kurucu Cumhurbaşkanının mirasına sahip olduğunu iddia ederken, Rauf Denktaş’tan farklı olarak ne KKTC’nin tanınması ne de federasyon sözü vermekte sadece KKTC’yi alt yönetim yapmayacağını iddia etmektedir. Hâlbuki bakanlık veya başbakan yardımcılığı yaptığı yaklaşık 30 yılda alt yönetim olgusunu dillendirmemiş ve/veya bu yönde ezber bozucu samimi herhangi bir ciddi girişimde bulunmamıştır.
   Sonuç olarak, adaylar toplum lideri olarak görev ve sorumlulukları ile anayasal yetki/görevlerine uygun performans hedefleri koyma yerine yetkileri dışına çıkarak seçime dönük kolayı seçmekte ve genelde popülist söylemlerde bulunmaktadırlar. Kıbrıs Türkünün böylesi palavralara karnı tok diye düşünüyorum.
  

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın