Cansu Nazlı: Üçüncü uyruklu pek çok ev emekçisi kadın düşük ücretle uzun saatler çalıştırılıyor

Cansu Nazlı: Üçüncü uyruklu pek çok ev emekçisi kadın düşük ücretle uzun saatler çalıştırılıyor

Cansu Nazlı: Üçüncü uyruklu pek çok ev emekçisi kadın düşük ücretle uzun saatler çalıştırılıyor

✏️–Kıbrıs Postası —✏️

Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Bölge Sorumlusu ve Kadın Eğitimi Kolektifi’nde eğitmen Cansu Nazlı, üçüncü uyruklu pek çok ev emekçisi kadının, görev tanımı belli olmadan, düşük ücretle uzun saatler çalıştırıldığını belirterek, “Emeğin ve kadının özgürleşmesi için hep birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.

Ülkede ev hanımlarının emekleri ‘iş’ kapsamında değerlendirilmiyor…

Ev hanımları yaptıkları işin karşılığında maddi bir ödenek almazken, haklarını garanti altına alacak yasalar da mevcut değil.

TEMİZLİK İŞLERİNE GİDEN KADINLAR EN FAZLA MAĞDURİYET YAŞAYAN KESİMLER ARASINDA

Başka evlere para karşılığı temizlik yapmak maksadıyla giden kadınlar da en fazla mağduriyet yaşayan kesimlerin başında geliyor.

Birçoğu üçüncü ülke uyruklu olan pek çok ev emekçisi kadın, görev tanımı ve çalışma saatleri belli olmadan, düşük ücretle uzun saatler çalıştırılıyor…

Ülkede kamusal aşevleri, çamaşırhaneler, kreş ve etüt merkezlerinin hayta geçmesi ‘ev içi işlerin sadece kadınlar üzerinden karşılanmaması’ noktasında en kalıcı çözüm önerisi olarak sunuluyor.

Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Bölge Sorumlusu ve Kadın Eğitimi Kolektifi’nde eğitmen olarak görev yapan Cansu N. Nazlı, ev emekçisi kadınların karşılaştığı sorunları ve onların emeklerinin daha görünür olabilmesi için yapılması gerekenleri Kıbrıs Postası’na değerlendirdi.

NAZLI: GÖNÜLLÜ EMEĞİN İŞ KAPSAMINDA GÖRÜLMEMESİNDE ÇİFT YÖNLÜ SÖMÜRÜ VAR

Ev işlerinin aile içerisinde kadınların ‘gönüllü’ emeğinin, herhangi maddi karşılık ya da sigorta olmaksızın iş kapsamında görülmemesinde çift yönlü bir sömürü olduğuna dikkat çeken Nazlı, konuya ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Bunlardan ilki emeğin yeniden üretimi; yani çalışan kesimlerin yeni iş gününe hazırlanması için görülmesi gereken emektir. Örneğin işten eve geldiğinizde karnınızı doyurmanız, temiz bir çarşafta uyumanız ve iş kıyafetlerinizin temizlenmesi gibi ihtiyaçlarınız görülmezse yeni iş gününe hazır olamazsınız. Emeğin yeniden üretimi için bu gerekli olduğundan işverenlerin sorumluluğunda ve karşılaşması gereken ihtiyaçlarken içinde bulunduğumuz ataerkil kapitalist toplumda bu ihtiyaçların karşılanması hane içerisinde yaşayan kadınların sırtından bedavaya getirilmektedir. Çalıştığı yerde ailesiyle birlikte yaşamayan işçilere lojman/ yemek vb. imkan verildiğini görürüz. İşte bu tam olarak bu nedenledir. İkinci yönü ise eşitsiz toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle bu işlerin evdeki kadın tarafından yapılmasının olağan kabul edilmesidir.”

Nazlı, kadınların özgürleşmesi için evde yaptıkları işin maddi karşılığının verilmesi cinsiyete dayalı sömürü biçimini çözmeyeceğini belirtti.

Kadınları özel alana para karşılığı da olsa hapsetmenin çözüm olmadığına vurgu yapan Nazlı, “Kısa vadede ev işlerinin evde yaşayan kişilerce paylaşılması, orta ve uzun vadede de bu işlerin kamusal olarak karşılanması bizi bu dertten kurtaracak çözümdür” dedi.

“EV İŞLERİNİN KAMUSAL OLARAK KARŞILANMASI ÇÖZÜM NİTELİĞİ TAŞIYOR”

Nazlı, kısa vadede ev işlerinin evde yaşayan kişilerce paylaşılması, orta ve uzun vadede de bu işlerin kamusal olarak karşılanmasının çözüm niteliği taşıdığını ifade etti.

Cüzi miktarda fiyata yararlanılabilecek kamusal aşevlerinin, kamusal çamaşırhanelerin kurulmasının hem ekonomik, hem ekolojik hem de toplumsal cinsiyet eşitliği açısından faydalı olabileceğini kaydeden Nazlı, söz konusu uygulamanın avantajları ile ilgili şunları söyledi:

“Bu uygulamanın her evde her akşam ayrı ayrı yemek piştiğindeki gerçekleşen elektrik ile tüp gaz sarfiyatı yanında atık yiyeceklerin azalması ve yoksul kesimlere ücretsiz yemek temini gibi pek çok avantajı vardır. Benzeri kamusal çamaşırhaneler için de geçerlidir, yine elektrik ve su tasarrufu bakımından ekolojik bir yöntemdir.”

Nazlı, ev işlerinin kamusal olarak karşılanmasının ‘yerel yönetimler üzerinden uygulanabilecek bir model’ olduğunu belirterek, “Bağımsızlık Yolu olarak ilerleyen süreçte açıklayacağımız yerel yönetimler programımızda da bu uygulamalara yer verdik” açıklamasında bulundu.

“İŞSİZLİK GİDEREK KADINLAŞIYOR”

İşsizliğin giderek kadınlaştığını, bir başka deyişle işsizlerin içerisinde kadınların oranının giderek arttığını dile getiren Nazlı, “Ekonomik krizin derinleşmesi, pandeminin patlaması sırasında işten ilk çıkarılanlar ekseriyetle özel sektör emekçisi kadınlar olmuştur” diye konuştu.

Nazlı, özel sektörde çalışan ya hamile kaldığında ya da izinden döndüğünde işten çıkarıldığının bilindiğini ifade ederek, “Bu yüzden çalışmayan her kadının çalışmamayı kendinin tercih ettiğini düşünemeyiz” dedi.

Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde eğitimin önemiyle ilgili açıklama yapan Nazlı, “Eğitim elbette önemli alanların başında gelmektedir” ifadelerini kullandı.

Nazlı, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde ana eksenin ‘eşitsizlik yaratan koşulları değiştirmek’ olduğunu belirtti.

“EMEĞİN VE KADININ ÖZGÜRLEŞMESİ İÇİN HEP BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ”

Emeğin ve kadının özgürleşmesi adına hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini vurgulan Nazlı, konuyla ilgili açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Çalışma yaşamında kadınların maruz kaldığı pek çok ayrımcılık ve sömürü karşısında özel sektörde sendikalaşma, kadınların hamileyken işten atılmasının yasaklanması, ebeveynlik izninin yasalaşması gibi taleplerin yükseltilmesi ve örgütlenmesi önem arz ediyor. Tabi ki bunun yanında Alo 183’e alt yapı kazandırılması, her bölgeye sığınma evi ve şiddet önleme merkezlerinin kurulması, kamusal kreşler ve etüt merkezlerinin açılması gibi talepler de kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadınların çocuk bakımı nedeniyle işini bırakmak zorunda kalmasını önleyici nitelikte olduğundan kadın özgürleşmesi adına öncelikli hedeflerimiz olmalı.”

Nazlı, ev hizmetlerinde çalışan göçmen kadınların ülke içinde yaşadığı sorunlarla ilgili de değerlendirmelerde bulundu.

Ev hizmetlerinde çalıştırılan göçmen kadınların, evlerin iş yeri olarak denetlenmemesinden dolayı daha büyük sorunlar yaşadığını kaydederek, “Sömürünün en ağır olduğu alanlardan biri olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

“ÜÇÜNCÜ UYRUKLU PEK ÇOK EV EMEKÇİSİ DÜŞÜK ÜCRETLE UZUN SAATLER ÇALIŞTIRILIYOR…”

Nazlı, üçüncü uyruklu pek çok ev emekçisi kadının, görev tanımı ve çalışma saatleri belli olmadan, düşük ücretle uzun saatler çalıştırıldığını söyledi.

İş mevzuatının İngilizce dilinde bile tercümesi bulunmadığını ve matbu hizmet akitlerinin yalnızca Türkçe olduğunu dile hatırlatan Nazlı, “Çalışma Bakanlığı’na bağlı dairelerde yabancı işçilerin şikayetini alacak, anlayacak tercüman bulunmuyor” dedi.

Nazlı, ülke içinde ev emekçilerinin yaşadığı sorunların tamamen ortadan kalkması için kamusal aşevleri, çamaşırhaneler, kreş ve etüt merkezlerinin hayata geçmesi gerektiğini vurgulayarak, “Biz bu işlerin kadınların üzerine yıkılmasından kurtulmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Kadını çalışma hayatından uzaklaştıran muhafazakar ve cinsiyetçi uygulamaları tasvip etmediğini kaydeden Nazlı, “Devlet kendi sosyal hizmet yükümlülüğünden kadınları özel alana hapsederek ve toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirerek kurtulmaya çalışmamalı” açıklamasında bulundu.

Cansu Nazlı: Üçüncü uyruklu pek çok ev emekçisi kadın düşük ücretle uzun saatler çalıştırılıyor

 

Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz