Aslı Murat: İnsan ticaretinden kar sağlayan güçler, konunun üstünün kapatılmasını sağlıyor

Aslı Murat: İnsan ticaretinden kar sağlayan güçler, konunun üstünün kapatılmasını sağlıyor

Aslı Murat: İnsan ticaretinden kar sağlayan güçler, konunun üstünün kapatılmasını sağlıyor

✏️–Kıbrıs Postası —✏️

Avukat Aslı Murat, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, insan ticaretinin ülkenin bir gerçeği olduğunu ifade ederek, insan ticareti suçundan kar sağlayan güçlerin, konunun bir şekilde üstünün kapatılmasını sağladıklarını belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini kabul etmesi, insan haklarının uluslararası düzeyde korunmasına yönelik önemli ilk adımı olması nedeniyle, 10 Aralık tarihi bütün dünya ülkelerinde “İnsan Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır. Dünya İnsan Hakları Günü, herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bütün hak ve özgürlüklere sahip olduğuna dikkat çekiliyor.

Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi Başkanı, Avukat Aslı Murat, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla güne özel Kıbrıs Postası’na değerlendirmelerde bulundu.

Kıbrıs Türk Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi Başkanı, Avukat Aslı Murat, Kıbrıs’ın kuzeyinde pek çok alanda eşitsizliğin yaşandığına değinerek, ihlal edilen insan hakları arasında herhangi bir ayrım yapmanın mümkün olmadığını söyledi.

“DEVLETİMİZ HİZMETLERE ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRICI ADIMLAR ATMIYOR”

Avukat Aslı Murat, yoksulluğun derinleştiği son dönemlerde, anayasada da koruma altına alınan kamusal eğitim ve kamusal sağlık konularında ciddi sorunlar yaşandığını belirtti. Kağıt üzerinde herkesin sağlık ve eğitim haklarına erişebileceğinin yazıldığını belirten Avukat Aslı Murat, “Somut duruma bakıldığında kamu okulları, özel hastaneler ve özel okullar arasında teknik imkanlar arasında ciddi farklar var” dedi. Teknolojinin gelişmesiyle eğitim ve sağlık alanlarında refahın yükseldiğini ifade eden Avukat Aslı Murat, “Devletimiz bu hizmetlere erişimi kolaylaştırıcı adımlar atmıyor” ifadelerini kullandı.

“SAĞLIK HAKKINDAN BAHSETMEMİZ İMKANSIZ”

Ülkede yaşanan ilaç eksikliği sorununa değinen Avukat Aslı Murat, “İhtiyaç duyulan ilaçların yokluğunu yaşıyorsak, sağlık hakkından bahsetmemiz imkansız. Keza geçtiğimiz yıl Barış Ruh Hastanesi’nde bir hastanın, geçtiğimiz hafta ise Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde bir hastanın intihar ederek hayatını kaybetmesi, yaşam hakkının korunmasında ciddi bir ihlal olduğunu gündeme getiriyor. Bu konularda ya soruşturma yapılmıyor ya sonuçsuz kalıyor ya da netice şeffaf bir şekilde paylaşılmıyor” açıklamasında bulundu.

Kadına yönelik eril şiddetin ciddi problem olduğunu vurgulayan Avukat Aslı Murat, eril şiddetin mahkeme ve polis verilerine yansıdığını kaydederek, “Son zamanlarda şikayete giden kadınların, polis karakollarında başlatmak istedikleri şikayet süreçlerinde zorluk yaşadığı bilgileri de geliyor” diye konuştu.

“POLİSLERİN SÖZLERİ VE DAVRANIŞLARI ŞİKAYET SÜREÇLERİNİ TIKAMAMALI”

Kadına Yönelik Şiddet Birimi’nin geçmiş dönemlerde sıfır tolerans ile hareket eden bir yapıda olduğunu söyleyen Avukat Aslı Murat, birimde bazı sıkıntıların yaşandığını belirterek, “Mağdur olan kadınların karakola veya birime başvurması halinde, polislerin sözleri ve davranışları şikayet süreçlerini tıkamamalı, aksine zaten maruz kaldığı şiddet sonucunda kendini güçsüz hisseden kadının yanında olunduğu gösterilmelidir” dedi.

Çocuklara yönelik cinsel istismar ve ihmalin ciddi boyutlara ulaştığını ifade eden Avukat Aslı Murat, “Bu noktada çocukları güvenli alanlara almak bir yöntem ama onun ötesinde eğitim kurumlarında kendi hakları konusunda bilgilendirilmeleri, insan haklarına ilişkin derslerin mevzuata dahil edilmesi kendilerini korumalarına ve güçlenmelerine imkan yaratacak” ifadelerine yer verdi.

“İDARECİLER ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR”

Avukat Aslı Murat, insan ticareti ve mülteci konularının görmezden gelindiğini belirterek, “Mülteciler söz konusu olduğunda, uluslararası hukuktaki en temel prensipleri yok sayıp, kendilerini zulme uğrama ihtimali olan yerlere geri gönderiyor, bunun öncesinde tutuklayıp cezalandırıyoruz. Ekonomik haklar bağlamında insani koşullarda çalıştırılmayan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Kayıt dışılığa çanak tutarak, kişilerin zor durumlarından yararlanarak, bir şekilde kaçışını engellemek için seyahat belgelerine el koyarak modern köleliğe ortam yaratıyoruz. Bunu bizler yapıyoruz, idareciler de üç maymunu oynuyorlar” dedi.

“LGBTİ+’LAR VE ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREYLER, SADAKA GİBİ VERİLEN SOSYAL YARDIMLAR İLE HAYATLARINI İDAME ETTİRİYORLAR”

LGBTİ+’ların (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks ve artılar) ve özel gereksinimli bireylerin toplumda ayrımcılığa uğradığından bahseden Aslı Murat, bireylerin en temel hakkı olan çalışma hakkı bakımında çok zorluk çektiklerini vurgulayarak, “İktidarın sadaka gibi verdiği ve aslında hiçbir ihtiyacı karşılamayan sosyal yardımlarla hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar” açıklamasında bulundu.

“İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE YASAĞININ HİÇBİR İSTİSNASI YOKTUR”

Ülkedeki mahkumların sorunlarına da değinen Aslı Murat, yeni cezaevinin mahkumları mekânsal olarak rahatlattığını ancak ciddi eksikliklerin olduğuna yer verdi. Yeni cezaevinde yeterli personelin olmadığını açıklayan Aslı Murat, “Sosyal aktivitelerin hala başlatılmaması, doktor ve psikoloğun yokluğu sorunları artırıyor” dedi. Aslı Murat, suç oranlarındaki artışın yaşanmasıyla birlikte, yakın zamanda cezaevinin kapasitesinin yeterli olmayacağını belirtti. Karakollarda ve cezaevinde, her zaman yaşanmasa da özellikle belli suçlar söz konusu olduğunda mahkumların, işkence ve kötü muamele uygulamaları ile karşı karşıya kaldığını açıklayan Aslı Murat, bu tip olayların bazen avukatların gözü önünde de yaşandığını söyledi. İşkence fiilinin, Ceza Yasası’nda suç olarak tanımlanmadığına yer veren Aslı Murat, “Bu eksikliğin en kısa sürede tamamlanması gerekiyor. Karakol hücreleri insani koşullardan çok uzak. Unutmayalım ki bir kişi suç işlemiş olabilir veya henüz şüpheli olabilir, sizin yetkiniz kanun çerçevesinde sadece özgürlüğünden yoksun kılmaktır. Diğer insan haklarını eksiksiz sağlamak zorundasınız. İşkence ve kötü muamele yasağının hiçbir istisnası yoktur, haklı bir sebep olamaz. Avukat eşliğinde ifade alma zorunluluğu, en azından bu tip istenmeyen davranışların bir nebze de olsa önüne geçecektir” dedi.

İfade ve basın özgürlüğüne de değinen Aslı Murat, “Gündemimize düşüp sonradan ışık hızıyla beklemeye alınan yasa tasarıları, hoşnutsuzluk yaratan düşüncelerin ifade edenlerin hapislikle cezalandırılabileceği içeren yasalar. Her üç yasa tasarısı da eğer yasalaşırsa, uygulanmasa dahi hak ihlali yaratacak içeriktedir. Tabii ki gazetecilere, muhaliflere ve vatandaşların geri kalanına yönelik siyasilerin rahatsızlık duyması neticesinde açılan ceza davaları da düşünce ve ifade özgürlüğünü ihlal eden örnekler arasındadır” ifadelerini kullandı.

“MEVZUATA DAHİL EDİLEN PEK ÇOK İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMEMİZ VAR”

Aslı Murat, insan ticareti, mülteciler, eğitim, sağlık hakkı gibi konuları içeren yasaların mevcut olduğunu söyleyerek, çözüm üretecek sözleşmelerin bulunduğunu kaydederek, “Ülkenin siyasi konumundan ötürü uluslararası hukukun dışında bırakılsak da, en azından mevzuata dahil edilen pek çok insan hakları sözleşmemiz var” dedi. Anayasa’nın 90. Maddesi’ne değinen Aslı Murat, “90. Madde çözüm üretecek yasalarla eşit bir değere sahip ve anayasaya aykırılığı iddia edilemez. Hem devlet erkini elinde bulunduranlar hem de mahkemeler bu sözleşmelerdeki düzenlemelerle bağlıdır ama maalesef bu zihniyet egemen değil ve sözleşmeler istisnalar dışında pek fazla uygulanmıyor” dedi.

“ŞiDDET VAKALARI DAHA GÖRÜNÜR OLDU”

Ülkede ev içinde yaşanan kadına yönelik şiddet ve çocukların maruz kaldığı vakaların artmış gibi göründüğünü söyleyen Aslı Murat, “Aslında yaşanan şiddet vakaları daha görünür oldu” diye konuştu. Geçmiş dönemlere nazaran bazı yasalar, kurumsal kazanımlar ve toplumsal farkındalık seviyesinin artması ile insanların daha fazla ses çıkardığını ve şikayetçi olup hakkını aradığını belirten Aslı Murat, “Böylece cezasızlığın önüne geçilebiliyor” dedi. Sorunların ortaya çıkışından ziyade, sonrası için efor sarf edildiğine değinen Aslı Murat, önemli olanın şiddet ve istismarı önleyebilmek olduğunun altını çizdi.

Çocukların yaşadığı sorunlarda okulların, önleyici mekanizmalar için hayati öneme sahip olduğunu belirten Aslı Murat, “Öğretmenler aracılığıyla verilecek eğitimler ve takip etme süreçleri çocuğun ev içinde veya yakınında yaşadığı istismarın en erken tespit edebilecek imkana sahip. Onları bu alanda güçlendirmemiz gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

Mağdur olan kadınların ekonomik, sosyal ve hukuki araçlardan yararlanabilmesi için imkanların yaratılması gerektiğine dikkat çeken Aslı Murat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kıbrıs Türk Barolar Birliği arasında yürütülen Adli Yardım Protokolü kapsamında kadınlara yönelik hizmet sunduklarını hatırlatarak, “Bu hizmetler yeterli değildir, bu yüzden vakit kaybetmeden aynı bakanlık içindeki Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin aktifleştirilmesi ve Sosyal Hizmetler Dairesi’nin güçlendirilmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.

“İNSAN TİCARETİNDEN KAR SAĞLAYAN GÜÇLER, KONUNUN ÜSTÜNÜN KAPATILMASINI SAĞLIYOR”

İnsan ticaretinin ülkenin bir gerçeği olduğunu ifade eden Aslı Murat, insan ticareti sorununun, insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin çalışmaları neticesinde yavaş yavaş gündeme yerleştiğini belirtti.

İnsan ticaretinin Ceza Yasası’nda suç kapsamına alındığına işaret eden Aslı Murat, maddenin işletildiğini söylemenin pek mümkün olmadığına değinerek, çoğu polis memurunun bu alanda bilgi eksikliklerinin olduğunu açıklayarak, “Bu suçtan kar sağlayan güçler, konunun bir şekilde üstünün kapatılmasını sağlıyor. Bazen basit gibi görünen fiillerin bu suçun unsuru olduğunu belirtmeliyiz” diye konuştu.

“YABANCI ÖĞRENCİLER İNSAN TİCARETİNE MARUZ KALIYOR”

“İnsan ticareti konusunun geçmişte genellikle gece kulüplerinde çalıştırılan kadınlar üzerinden gündeme gelirken, artık o mekanları aştığı hatta sektör olarak tarım, hayvancılık, ev içi bakım hizmetleri gibi alanlara da yayıldığını görüyoruz” diyen Aslı Murat, ev işlerini yapmak için çalıştırılan ve çocuk bakıcılığı yapan kişilerin pasaportlarının işverenlerinin kasalarında tutulduğuna işaret ederek, “Yaşanan bu durumu çok normal olarak tanımlıyor. Ülkeye çalışmak için getirilen kişiler, farklı gerekçelerle borçlandırılıyor ve her ne yaşarsa yaşasın o kişinin yanından ayrılabilmesi engelleniyor” dedi. Murat, yabancı öğrencilerin yoğun bir şekilde bu gibi meselelere maruz kaldığının altını çizerek, “Belli grupları yaftalamadan önce iyice araştırıp değerlendirme yapmak gerekiyor. Çok şaşırtıcı gibi duyulabilir ama bunların hepsi yaşadığımız coğrafyada gerçekleşiyor” dedi.

“AYRIMCILIK UYGULAMADAKİ SORUNLARDAN KAYNAKLANIYOR”

Toplumda yaşanan ayrımcılıkla mücadele kapsamında yasal düzenlemenin yanı sıra bunun denetimi ve izlenmesi gerektiğine vurgu yapan Aslı Murat, çoğu zaman yaşanan hak ihlallerinin yasal boşluktan kaynaklanmadığını ifade ederek, “Uygulamadaki sorunlardan kaynaklanıyor” dedi. Ayrımcılığı ortadan kaldırmada en büyük aracın ‘eğitim’ olduğunun altını çizen Murat, “Toplumun zihniyeti eşitlik yönünde beslenir, en küçük yaşlardan itibaren sadece insan olmaktan kaynaklanan hakların varlığını öğrenirsek daha güzel bir yaşamı kurabileceğimize inanıyorum ama yakın gelecek için aydınlık bir tablo çizmek kolay değil. Eğer siyasi iktidar, ekonomik ve sosyal sorunların çözümü konusunda bir ilerleme kat etmez ve aksine daha da geriye düşersek hak ve özgürlüklerimiz de ona paralel ihlal edilecektir” açıklamasında bulundu. Hak ihlalinin yaşanmasına göz yuman, her attığı adımla toplumu daha da karanlığa gömen ve bir çıkış yolu önerisi olmayan bir yapıya da toplumun izin vermemesi gerektiğine dikkat çeken Murat, “En büyük güç aslında toplumun kendisinde, toplumun elindedir. Bunu hatırlamak ve aktif bir şekilde haklarımıza sahip çıkmak zorundayız” dedi.

“OMBUDSMAN MAKAMI DİZDARLI DÖNEMİNDE GAYET AKTİF ÇALIŞAN BİR YAPIDAYDI”

Devlet yapılanması içerisinde, insan hakları alanında sorumluluk alıp gereken uyarıları yapabilecek Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) makamının olduğunu söyleyen Aslı Murat, “Ombudsman Emine Dizdarlı döneminde gayet aktif çalışan bir yapıdayken maalesef şu anda aynısını söylemek mümkün değil” ifadelerine yer verdi.

İnsan hakları ihlalleri ile ilgili faaliyet gösterebilecek bir kurumun hayata geçmesi gerektiğini vurgulayan Aslı Murat, “İnsan hakları algısının, tüm dairelerde, sivil toplum örgütlerinde ve bu alanda çalışanlarda ana akımlaşması gerekiyor” dedi.

“DEVLET HER TÜRLÜ HİZMETİ TOPLUMUN GENELİNE EŞİT BİR ŞEKİLDE SUNMAK ZORUNDA”

Ülkede insan hakları ile ilgili çalışma yürüten kurum, kuruluşlar hakkında bilgilendirme yapan Murat, örgütlerin yürüttükleri faaliyetler aracılığıyla insan hak ihlallerini görünür kılmak, sıkıntı yaşayan kişilere hukuki, psikolojik destek vermek ve barınma imkanı yaratmak gibi alanlarda çalışıldığını aktardı. Murat, “Anayasada da yazdığı üzere sosyal ve insan haklarına saygılı bir devlet olduğunuzu iddia ediyorsanız, o zaman sivil toplumun omuzlarına bu koca yükü bırakamazsınız” diyerek, devletin her türlü hizmeti toplumun geneline eşit bir şekilde sunmak zorunda olduğuna işaret etti.

İnsan hakları ihlallerinin yaşandığı durumlarda cezalandırma konusunda büyük bir sorun yaşanmadığını aktaran Murat, “Mahkemeler gündemlerine getirilen meselelerde adaleti sağlamak için gerekeni yapıyorlar. Esas sorun mahkeme gündemine getirilemeden görünmez kılınan vakalarda, işte cezasızlık o noktada yaşanıyor ve bu adalete duyulan güveni de azaltıyor” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

Aslı Murat: İnsan ticaretinden kar sağlayan güçler, konunun üstünün kapatılmasını sağlıyor

 

Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz