Anılarda yolculuk… “Biz de oradaydık!”

Anılarda yolculuk… “Biz de oradaydık!”

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Ne kadar ilginçtir… Zaman bizi çok ileriye taşımıyor bazı konuların tartışılmasında… Bugün, “Anılarda yolculuk” deyip sizleri 20 sene önce 11 Ağustos 2001’de yayımlanan “Biz de oradaydık” başlıklı yazımla buluşturuyorum:

***

Hep söylerim. Kıbrıs Türküne en son verilecek ders, yurduna ve tüm değerlere ciddi anlamda sahip çıkma anlamında milliyetçiliktir.

Kıbrıs Türkü, özellikle en yoksul ve ekonomik anlamda en zor durumda olan kesimleriyle, işçisi, memuru, öğretmeni, doktoru, hemşiresi, mühendisi kısaca tüm meslek grupları ve katmanlarıyla bu sınavı sadece teoride değil, pratikte verip geçmiştir.

1958’lerde, 1963’lerde adanın her köşesinde çocuk yaştan en yaşlısına kadar herkes nöbetini tutup, kanını canını hiç gözünü kırpmadan verdi.

Erenköy’de, Geçitkale-Boğaziçi’nde nice şehitler verdik.

O günlerin koşulunda yok olmamak için verilen mücadeleye kimse özel bir beklentiyle katılmadı. Ne puan, ne arsa, ne ev beklentisi vardı.

Aradan yıllar geçti, şimdi bakıyoruz Kıbrıs Türkünün yediden yetmiş yediye firesiz verdiği mücadeledeki toplumsal birlik beraberliğimiz yaralanıyor.

Önceki akşam K. Kaymaklı Türk Spor Kulübü’nün 50’nci yıl gecesinde eski bakan ve milletvekillerinden Hüseyin Celal ile birlikteydik. Erenköy savaşlarının yıldönümü. Doğal olarak sohbetimiz oralara kadar uzandı.

Hüseyin Celal’ı yakından tanıyanlar ne denli iyi niyetli, mütevazı olduğunu bilirler. Birkaç cümlede her şeyi çok güzel özetledi:

“Erenköy’e kimsenin zorlamasıyla çıkmadık. İsteyerek öğrenimimizi yarıda kesip, hiçbir ciddi askeri bilgimiz olmadan savaşın göbeğinde kendimizi bulduk. Siyasi düşünce yelpazesinin her diliminden arkadaşlar, hepimiz oradaydık. Yaşamla ölüm sınırının üzerinde kader birliği yaptık, yokluğu, ölüm korkusunu, her türlü zorluğu paylaştık. Şimdiki siyasi düşünce yapımızı sevmeyenler, o günlerde yaptıklarımızı silip yok edebilirler mi?”

Kuşkusuz yok etmeleri mümkün değildir. Ortada bilinçli bir dışlama ve hizmetleri göz ardı etme eylemi olduğuna inanmak istemiyorum. Çünkü bu küçük ülkede kimin ne zaman ne yaptığını herkes bilir. En önemlisi dışlama izlenimi veren davranışlar tam ters etki yapar.

Küçük Kaymaklılıyım. Orada 1963’te yaşananlar için isteyen istediğini söylesin, çocuk yaşımda gördüklerimle beynime yazdıklarımı kim silip değiştirebilir ki? Şimdi ortalarda “tören ve ziyaret mücahitliği” yapmasalar da Osman Efe, Kamil Hür, Mehmet Şakir ve öteki isimsiz kahramanların yaptıklarını tarih sayfalarından biri silebilir mi? Silemez.

Rahmetli Naci Talat, Özker Özgür, Alpay Durduran, Hüseyin Celal ve daha nice ismin sol dünya görüşünü benimseyip, Kıbrıs konusunda resmi görüşün dışında görüş savundukları için Erenköy’de yaşamları pahasına katıldıkları mücadele günlerini yok sayabilir misiniz?

Aslında eğri oturalım doğru konuşalım. Zorunlu askerlik gelene dek tümümüz gönüllük esasına göre mücahitliğimizi yaptık. Hem de çocuk denilecek yaşlardan başlayarak. Gerekirse bugün de aynı görevi yerine getiririz. Mücahitliğe girerken şimdiki gibi terhis günümüzü de bilmiyorduk. Kimimiz 3-4 yıl kimimiz 13 yıl mücahit kaldı. Nereden çıkardılarsa, bir puan işi çıkarıp o anlamlı hizmetlerimize fiyat biçip, adeta tazmin edip sıfırladılar. Bu tür hizmetlerin değeri asla biçilemez. Bizde değer biçildi. O anlamlı mücadeleye sahip çıktığını söyleyenler, bu uygulamaya karşı çıkacaklarına en önde o günlerin özverili mücahitlik hizmetlerini değerli taşınmaz mallara dönüştürdüler.

Bir yerlerde ciddi yanlış yapılıyor. Bu kafada gidilirse yakın bir gelecekte önemli yıldönümlerini de ayrı ayrı kutlarsak kimse şaşmasın…” (11 Ağustos 2001-KIBRIS Gazetesi)

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın