Akıl vermeyi hiç sevmem…

Kıbrıs Gazetesi

Akıl vermeyi hiç sevmem…

 

   İçinden geçmekte olduğumuz dönemlerde, akıl vermenin yakınından bile geçmem.

   Çok yalın kurallarım var.

   O kurallarımdan taviz vermeksizin, yazarım ve de konuşurum.

   Nedir o kurallarım?

   BARIŞ, DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE KIBRISLI TÜRKLERİN, ÇIKAR VE DUYARLILIKLARI.

   Bugüne kadar 10 bin dolayında makale yazdım, 12 sözcükten oluşan kurallarımın dışına hiç çıkmadığım için rahatım, huzurluyum.

   Bırakın herhangi bir yazımı, yazılarımdan, anımsatılırsa yüzümü kızartacak bir paragraf, bir cümle bile yoktur.

***

   Bu topraklardan doğdum… Tüm öğrenim hayatım bu topraklarda geçti… Ancak kuyunun dibindeki kurbağa gibi yaşamadım.

   Dünyanın dört bir yanını gezdim.

   Gezerken özgür bir ruhla öğrenmeye çalıştım.

   Düşündüklerimi hiç çekinmeden anlattım.

   Bana, “bende kalsın” denilerek söylenenleri, pazara kadar değil, mezara kadar saklarım. Bu disiplinim, terbiyem bilindiği için, her görüşten insanlar benle görüşlerini rahat paylaşır.

   Bilgi ve gözleme dayalı, objektif yorumlamam bilindiği için içten ve dıştan, önemli kurumsal yapılardan bana ulaşılıp, görüşlerim sorulur.

   Örneğin en son pazartesi, dünyanın önde gelen Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının birinin Londra’daki ofisinden aranıp, bizdeki cumhurbaşkanlığı seçimi, hidrokarbon konusu, genelde Doğu Akdeniz’de yaşananlar dahil pek konuda sorular yöneltip değerlendirmelerimi dinlediler.

                                                                         ***

   Hiçbir zaman ben demedi miydim, demem.

   Öngörülerim doğru çıkınca da, “Nerden biliyordun?” sorarlar.

   Deneyim ve duyumları birleştirince tahminlerin gerçekleşme olasılığı yükselir.

   1 Ekim 2020 Perşembe günü, yazımın başlığı “Biri bizi gözetliyor” du.

   O yazımın ilk satırları ise şöyleydi:

   “Cumhurbaşkanlığı seçimi için geriye sayım devam ediyor.

   Önümüzdeki pazartesi – salıya kadar seçime dönük önemli hamleler denenecek.

   Çarşamba’dan başlayarak, seçim günü için hazırlıklar ivme alacak.

   Eskiden, son gece hatta seçim günü, bitirici hamleler olurdu.

   Bu kez olabilir mi?

   Denemek isteyenler olabilir.

   Ancak parlamentoda temsil edilen tüm siyasi partilerin Cumhurbaşkanlığı yarışında olması, çok taraflı kontrole pozitif etki yapacak.”

   Dün günlerden salıydı ve deprem gibi gelişmeler yaşandı.

   Son dönemin en hareketli günüydü.

   Türkiye’den su yeniden gelmeye başladı.

   Maraş’ın özel mülkiyet olmayan sahil kesiminin perşembe günü halka açılacağı duyuruldu.

                                                     ***

   Telefonum hiç susmadı.

   “Ne olacak?” diye soranlara yanıtım hep aynı oldu: “ ÇOK ŞEY OLACAK?”

   Saat 22.10 yazımı tamamladım.

   Gazeteye göndermek için 23.00’e kadar bekleme kararı aldım.

                                               ***

  Önce HP Parti Meclisi’nin koalisyon hükümetinden ayrılma kararı aldığı duyuldu.

   23.16’da da HP Genel Başkanı Yenal Senin, koalisyon hükümetinden çekildiklerini resmen açıkladı.

   Ardından da Kudret Özersay, kamuoyuna seslenip, “Devletin kurumlarının yok sayıldığı süreç yaşandığını belirtti. Tatar’ın bir önceki ziyaretinde de haberimiz yoktu. Bu kez dozu daha da arttı. Burada tek başına bir hükümet yoktur. Yaşananlar kabul edilebilir değildir. Tatar’ın tavrı Kıbrıs Türk Halkının iradesinin yok saymaktır. Maraş gibi çok önemli bir konu seçime malzeme yapılmıştır.” dedi.

   Çok hareketli günün sonunda, son nokta “Hükümetin düşmesi” oldu.

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın