AB Liderler Zirvesi ve yıllardır süregelen hep aynı terane…

Kıbrıs Gazetesi

AB Liderler Zirvesi ve yıllardır süregelen hep aynı terane…

 

   Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’nden beklenen kararlar çıktı. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, Türkiye’ye yönelik çift yönlü bir strateji izlediklerini, yapıcı bir siyasi diyaloğa şans vermek istediklerini, bunun olmaması halinde tüm seçenekleri masada bulundurduklarını söyledi. AB Konseyi Başkanı ayrıca, AB üyesi ülkelerin liderleri Doğu Akdeniz konusunda “Türkiye’nin yapıcı ve olumlu bir çaba göstermesi halinde” Türkiye-AB pozitif gündemini başlatmak üzere mutabık kaldıklarını açıkladı. Michel, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’ne tam desteklerini ifade ettiklerini bildirdi, “Türkiye’nin olumlu adımlarını görmemeleri halinde” tüm enstrümanlarını ve seçeneklerini masada tuttuklarını kaydetti. Michel, “Bu, Türkiye’nin bize daha olumlu yaklaşması halinde, Türkiye ile daha pozitif bir gündem istediğimizi belirten bir mesaj” dedi.

   Zirvede Dağlık Karabağ konusu da ele alındı ve acilen ateş-kes yapılması ve diyalog kurulması çağrısında bulunuldu. Michel, sorunun Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu ile çözülmesi gerektiğini belirterek, Azerbaycan ile Ermenistan’ın ön koşulsuz diyaloga girmesi gerektiğini ve bunun mümkün olduğundu söyledi.

   Önce sondan başlayalım. Sn. Michel; Minsk Grubu’nun bu sorunu çözemeyeceğini pek ala siz de biliyorsunuz. 30 yıldan bu yana elle tutulur, gözle görülür ne yaptı Minsk Grubu, bir arpa boyu yol kat edebildi mi? ABD, Rusya ve Fransa temsilcileri, işgal edilen Azerbaycan topraklarının –BM kararı olmasına rağmen- iade edilmesini sağlayabildi mi? Bu konuda parmağını kıpırdattı mı? Hiçbir olmadığına göre, Minsk Grubu bu konuda hiçbir şey yapamaz ve sorunu da çözemez. Ha; işgal edilen topraklar Azerbaycan’a ait değil de, Ermenistan’a ait olsaydı, söz konusu grup temsilcileri parmağını oynatır, o toprakların Ermenistan’a iade edilmesi konusunda çalmadık kapı bırakmazdı.

   Şimdi Azerbaycan sahada avantajlı durumda ya, hemen ön koşulsuz ateş-kes çağrıları birbiri ardına geliyor. Bu dünya işte böyle ayrımcıdır. Hele AB, ayrımcılık politikasının dik alasını sürdürmektedir. Dün sabah KIBRIS TV’de Elif Şen Çatal’ın sunduğu ‘Manşet’ programında da vurguladığım gibi, Türkiye, bir konuda yüzde yüz haklı olsa bile, mesela AB, gene de bir mazeret yaratır, gerekçe uydurur ve ona göre bildiri yayınlanır. Çünkü ‘şımarık üye’ Güney Kıbrıs’ı ve Yunanistan’ı tatmin etmek gerek. Başka türlü olmaz. İlla ki, bu iki ülkenin ve de Fransa’nın tatmin edilmesi ve bu arada Türkiye’ye de “Bak karışmam ha! “ diye uyarıda bulunulması lazım. Tabii ki Rum tarafı ve Yunanistan bu son kararı yine de beğenmeyebilir, “Beklentimiz olan yaptırımlar gelmedi” diyebilirler. Onlar, Türkiye’nin elinin kolunun bağlanması, hareket edemez duruma gelmesi ve istedikleri her şeyi AB üzerinden yapma sevdasındadırlar.

   Türkiye, Doğu Akdeniz’de ‘yapıcı ve olumlu bir çaba’ gösterirse, ‘Türkiye-AB Pozitif Gündemi’ başlatılabilirmiş. Aksi halde tüm seçenekler masadaymış! Burada bir tehdit ve şantaj hissedilmiyor mu? Örneğin Yunanistan veya Rum Yönetimi, “Türkiye, benim Münhasır Ekonomik Bölgemde doğalgaz arıyor” diye çığlık çığlığa ortalığı velveleye verdiğinde ne olacak? Bölgede KKTC’nin de deniz yetki alanları vardır ve Türkiye’ye kendi hakkı olan bölgelerde doğalgaz arama izni vermiş bulunmaktadır. Bölgenin denizleri sadece Rum Yönetimi’ne ait değildir. Unutulmasın ki, Türkiye, Doğu Akdeniz’de en uzun sahile sahip ülkedir ve deniz yetki alanları da ona göre tanzim edilmiştir.

   Aslında Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, zaman zaman yaptığı teşhisler cuk diye tam yerine oturmaktadır. Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın, Türkiye-AB ilişkilerini rehin almaya çalıştığını söyleyen Çavuşoğlu, “Doğu Akdeniz’deki kararlı adımlarımız neticesinde biraz gerginlik olmuş, ama biz de kendi haklarımızı, Kıbrıs Türk halkının haklarını savunmaya çalışıyoruz” dedi.

   AB, Türkiye’nin bu denli dik duruşunu beklemiyordu. O kadar ki, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkenin en büyük uçak gemisi ‘Charles De Gaulle’ü Doğu Akdeniz’e göndererek. Limasol Limanı’na demirletmiş, aklınca Türkiye’ye gözdağı verilmek istenmişti… Tüm bu yapılanlara karşı Türkiye’nin geri adım atmaması ve Doğu Akdeniz’de kendi yetki alanlarında doğalgaz aramalarını sürdürmesi, karşı cephede bu kez saldırgan değil, fakat daha ılımı bir tavır sergilenmesine neden olmuştur.

   Kısacası, yıllardır Avrupa Birliği’nde aynı teraneleri hep izliyoruz. Şımarıklıkları da görüyoruz, dik duruşları da!

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın