Ankara ya da İstanbul’da İncil yakılsaydı neler olurdu?

Ankara ya da İstanbul’da İncil yakılsaydı neler olurdu?

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

   İsveç’in başkenti Stockholm’da, Türkiye Büyükelçiliği önünde Kuran-ı Kerim’in yakılmasına KKTC’de de tepkiler çığ gibi! Kınamalar ardı ardına gelirken, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Avrupa ülkelerinde artan yabancı düşmanlığı, göçmenlere yönelik sistematik ve İslamofobi olarak tanımlanan İslam dinine ve Müslümanlara karşı nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin beslemenin, ne yazık ki bugün çok daha büyük ölçekte olduğunu söyledi. Bu tür çağdışı yaklaşımların dünya barışını dinamitlediğine dikkat çeken Tatar, failler hakkında gerekli işlemleri yapmanın, dünya barışı, huzuru ve insanlığa karşı bir ödev olduğunu kaydetti.

   Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, uluslararası toplum ve yargı makamlarının olaya tepki göstermesi gerektiğine işaret ederken, Başbakan Ünal Üstel de, olayı şiddetle kınadı, “bu çirkin provokasyonlar ve saldırılar tarihte bir kara leke olarak yerini alacaktır” dedi. Din İşleri Başkanı Ünsal ile Din-Gör-Sen Başkanı İşkey de olayı şiddetle kınadılar.

   Kuran yakma basit bir tahrik değildir.  NATO üyeliği konusunda Finlandiya ile İsveç’in başvuruları vardır, ancak NATO üyesi Türkiye’nin, üyelik konusunda her iki ülke ile üzerinde mutabık kaldığı anlaşmaların yerine getirilmesi istenmektedir. Ancak maalesef İsveç bu konuda, zamanında AB’nin Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri tutmadığı gibi,  Türkiye’ye verdiği sözleri tutmamakta, anlaşmalara sadık kalmamaktadır. Tabii ki, İsveç’in, Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmasını istemeyen, ipi germek isteyenler de bu süreçte, kendi çıkarlarını düşünmekte, arananlar listesinde olup da, İsveç’te barınanların Türkiye’ye iade edilmesini doğal olarak kabul etmemektedirler. Bu noktada İsveç makamlarının, onlara söz geçiremediği ve aciz bir tavır sergilediği gözlemlenmektedir.

   İsveç güvenlik güçleri ise, bu faşizan eyleme göz yumarken, olayı demokrasi ve fikir özgürlüğü olarak açıklaması gülünçtür. Zorlu Töre’nin de ifade ettiği gibi, bunun fikir özgürlüğü ile bağdaşır bir yanı yoktur.

   İsveç makamları, bu olayı hoşgörü ile karşılayabilir. Sıradan bir olay olarak tanımlayabilir. Ancak gerçekte öyle değildir. Nasıl ki İncil, Tevrat ve diğer kutsal kitaplar önemliyse, Müslümanların kutsal kitabı da o denli değerlidir. Kaldı ki, birçok Müslüman, evlerinde İncil de bulundurmakta, İncil’in de neler yazdığını merak edip okumaktadır. Bu dine karşı bir saygıdır. Herkesin fikirlerine saygı gösterildiği gibi, dinine de saygı gösterilmesi gerekir.

   Esasen dine karşı hoşgörü ve saygı gösterilmiş olsa, dünyada kavga ve çatışmadan eser kalmazdı.

   Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ‘Yurtta barış dünyada barış’ hakim olur, barışın yerini savaşlar almazdı. Ancak emperyal güçler, özellikle İslam ülkelerinde farklı mezhepleri birbirlerine düşürerek, çıkarlar sağlama politikasını sürdürmeye devam etmektedirler. Bu taktikleri hala daha Asya ve Afrika ülkelerinin çoğunda görmekteyiz. Kısacası din istismar edilmekte, insanlar birbirlerine karşı ötekileştirilmektedir.

   Mesela Ankara veya İstanbul’da sistemli provokasyon sonucu İncil yakılmış olsaydı, kimler ayağa kalkmazdı ki? Yer yerinden oyna, Türklerin ne barbarlığı kalırdı, ne de canavarlığı! Bütün mesele İsveç makamlarının işi hafife alması, daha doğrusu İsveç’te yuvalanan bölücü örgüt mensuplarının, İsveçli yöneticileri avuçlarının içine almış olmalarıdır. Ancak nerden bakılırsa bakılsın, Kuranı ateşe vermek dünya barışına ve demokrasiye ağır bir darbedir.

   Ha; bir de şunu ifade edelim. Bu olay karşısında sus-pus olanlara da bir bakınız. İncil yakılsaydı, ortalığı velveleye verir, eylemler düzenlerlerdi. Ama yakılan Kuran-ı Kerim oldu mu, ‘Sin de gülle geliyor’ hesabına yatırlar.

                                                                                         ***

Neyzen Çiftliği’nin son çınarı Asaf Onbaşı

dün Minareliköy’de sonsuzluğa uğurlandı

   Aslen Minareliköy’lü, Neyzen Çiftliği’nin son çınarı Kamil (Asaf) Onbaşı dün kendi köyünde defnedildi. Tüm sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Evlatları Ayşe-Ahmet Özdoğan (merhum), Metin Onbaşı-Pembe Onbaşı (merhume), Asaf Onbaşı-Zarif Onbaşı, Cansev-Hüseyin Özen; torunları Kamil-Emete Özdoğan, Fatoş-Erhan Binici, Kamil-Hayriye Onbaşı, Gülden Özdoğan, Mustafa-Arman Onbaşı, Selmin-Mehmet Erdoğan, Hidayet Onbaşı, Özhan Taşkent, Selmin ve Ahmet Özen ile torun çocukları, sevgili babaları ve dedeleri, sevilen iyi insan Kamil Onbaşı’yı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisinde olduklarını ifade ederek, mekânının cennet olmasını dilediler.

  

AKAY CEMAL

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz