Okurlardan

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

   KUZEY – GÜNEY BALIK TAKASI HAKKINDA OKUR MEKTUBU: “Çok değerli üstadım; balık ve balıkçılarla ilgili anekdotunuzu okudum ve size bir takım bilgiler verme ihtiyacı hissettim, müsaadenizle. Pileliyim, Pile’de yaşarım, Erenköy’de 2000 yılında aldığım küçük bir yazlığım var. İki adreste bulunmam önemli gözlemler edinmemi sağladı. Erenköy ve Dipkarpaz en çok balığın tutulduğu bölge, Pile ise balığın güneye geçtiği yer. Direkt konuya giriyorum: Karpaz’da balık tutulur ve Erenköy’de bulunan 4 gamatta bu balıklar toplanır, sınıflandırılır ve her gün en geç saat 11.00’de buzluklu arabalarla yolculuk başlar. Tutulan balıklar, Yeşil Hat Tüzüğü’ne göre barikatlardan direkt Güney’e; Lefkoşa, Limasol, Larnaka, hatta Baf’ta Laççi’ye kadar gider.
   Vurguluyorum: Karpaz’da tutulan ve bazen Suriyeli balıkçıların yanaşıp bizim Karpazlı balıkçılara verdikleri de dahil olmak üzere, taze balıklar Güney’e gider. Güney’den dönüşe geçen gamatlarımız bu kez Mısır ve Körfez ülkelerinden gelen ve dört günlük süre sonunda buzlu sınıfına geçmesi gereken ucuz ve lezzetsiz balıkları arabalarına doldurup Kuzey’e geçiriyorlar. Ertesi sabah Kuzey’deki restoranlara ‘taze’ diye dağıtılan balıklar işte bunlardır.
   Turnike aynen böyle dönüyor. Günlük taze balıklar Güney’e, Mısır ve Körfez ülkelerinden gelen ıskarta balıklar Kuzey’e.
   İddiamdır: Balık restoranlarımızda yediğimiz deniz ürünleri; balık, karides, kalamar, ahtapot, sipya, midye velhasıĺ bütün balık ürünlerinin % 95’i Güney’den gelen buzlu ve bayat balıklardır. Lütfen bilgiyi kullan, ama ismimi sakın kullanma. Ben gazeteci değilim, köylü tanık gözlemciyim ve beni vallahi çiğ çiğ yerler. Sağlıkla kal üstadım.”
   Pile ve Erenköy’de yaşayan okurumun sunduğu bu gözlemler hakkında yanıt hakkını kullanmak isteyen varsa, onların görüşlerine de köşem açıktır…
                              ***
   BALIKÇILIK ÜSTÜNE YİNE: Özer Raif de balıkçılık hakkında şunları yazdı adresime: “Bazı balıkçıların bu işte hiç kazançları kalmadığı iddiaları gerçek dışıdır dostum. Külliyen yalan. Devletten bedava av, vergisiz mazot ve para yardımı almalarına rağmen hiçbir yatırım yapmadan Ortaçağ sistemiyle tuttukları balıkları Güney’e satıp bizim yüzümüze bile bakmazlar. Son zamanlarda çok ince ağ kullanıyorlar… Bu nedenle hamsi büyüklüğündeki yavru barbunları avlamaktadırlar… Bu gidişle önümüzdeki yıllarda denizlerimizde barbun cinsi balık kalmayacak.
   Gazimağusalı Gazeteci – yazar Eşref Çetinel dostumuzun yerinde yaptığı bir araştırmaya göre Mağusa’daki 98 balıkçıdan 92’si emekli polis veya gardiyandır. Bunların bir teki dahi bu işten vazgeçip teknesini bağlamış değildir.”
                              ***
   DUAYEN NİYAZİ AYDENİZ ÇOK DERTLİ: Ta Limasollu günlerden beri ekmek yediği ve yedirdiği sektörüne özveriyle ilham verici hizmetlerini sunan turizm sektörümüzün öncü duayenlerinden, Deniz Kızı efsanesinin yaratıcısı Niyazi Aydeniz tarafından arandım. Çalıştıracak ehil insan bulmakta zorlandıklarını, hele Kıbrıs Türk gençlerinin turizm sektöründe çalışmaya hiç yanaşmadıklarını belirten Niyazı Aydeniz ağabeyimiz şunları söyledi: “Bir zamanlar sektörümüzde canla başla çalışan, ama yanlış yaklaşımlar yüzünden ülkemizden uzaklaştırılan Türkiyeli emekçileri özlemle arar olduk… Türkçeyi bile bilmeyen ve sektörümüzdeki insanlarla, turistlerle, müşterilerle iletişim kurabilmekte zorlanan yoksul ülkelerin emekçileriyle baş başa kaldık… Onların da ülkede oturma süreleri izne bağlı… Ülkeden çıkış yapıp tekrardan giriş yapmaları gerekir ki, çıkanların çoğu da geri dönmüyor ve biz onların boşalan yerlerini dolduramıyoruz… Çalışma hayatının bu sorunlarına çözüm bulunması için hükümet nezdinde yaptığımız girişimlerden de sonuç alamıyoruz… Çalışma hayatının ara eleman ve işçi açığının gittikçe büyümesinin krizler içindeki ekonomimize vurduğu ağır darbe acaba ne zaman fark edilip bir çaresine bakılacak?”
                              ***
   “KIBRISLI”: O yazım üzerine turizmci iş adamı Ahmet Niyazi’nin görüşleri: “Türkçe konuşan Kıbrıslı’ terimine ilk defa Brüksel’de iki toplumlu AB organizasyonlarında tanık oldum. Kıbrıs’tan Türk ve Rum örgüt temsilcilerinin katıldığı bir toplantıda bizden birisi kalktı kendisini işte o şekilde tanıttı. Ben bu tanıtma şekline tepki gösterince de yandaki başka iki sivil toplum temsilcimiz ‘Ahmet Bey, bu normal bir tanıtım’ gibisinden çocuğu savunmaya kalktılar.
   İleriki aylarda da bizim gazetelerimizde bunlardan birinin STELİOS ödül çeki ile boy boy resimlerini gördüm… İşte bu organizasyon böyle işliyor!..”
                                     ***
   MUSTAFA KORTUN YAZDI: “20 Temmuz’u Yunan bayraklarıyla protesto eden o Rum gençleri… Helenizm’in Kıbrıs’taki askerleridir bunlar. Rum derin devleti tarafından da desteklenmektedirler. 2016 yılında Nikos Anastasiades ‘ENOSİS plebisitinin yıldönümünün okullarda kutlanması’ yasasını Rum Meclisi’nden geçirmişti. Dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı buna sert tepki gösterince ‘basit bir tarihi referans’ diyerek durumu kurtarmaya çalışmıştı. Bu basit tarihi referansın ürünleri işte ortada maalesef.”
   Benim notum: Rum gençlerinin Yunan bayraklı 20 Temmuz protestosu… 20 Temmuz’un kendilerini o Yunan bayraklı darbe katliamından kurtardığını birileri anlatmalı bunlara… Diğer yandan, bağımsız bir AB ülkesinin, yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sembolü Yunan bayrağı mı?..
                             ***
   İSKELE’DEN OKUR MEKTUBU: “Ahmet Abi; İskele’de yapılan apartmanların isimlerinden bazıları: Titus, Spartaküs, Liberyus, Kontstantinapolis… Her birinde… 50 adet daire var, alıcıların ancak %2’si Türk… Bu konuyla alâkalı belediyeden bilgi almanızı isterim… İskele gittikçe evrim geçiriyor. Bir Kıbrıslı Türk’ün oralardan ev alması artık imkansız gibi bir şey. Yabancılar ikişer tane, hatta daha fazla alıyorlar. Yakında çocuklarımız onların kiracısı olacak…”

AHMET TOLGAY

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz