Hulusi Akar’dan Kıbrıs mesajı ve düşünceler…

Hulusi Akar’dan Kıbrıs mesajı ve düşünceler…

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Güney Kıbrıs’ta bir araya gelen Sırbistan Dışişleri Bakanı Nikola Selakoviç ve Rum meslektaşı Yoannis Kasulidis, Türkiye ve Kosova’nın tek yanlı eylemlerini kınamışlar… Gündemde Kosova’nın olduğunu biliyoruz da, Türkiye ne alaka? Rum ve Yunan siyaseti Türkiyesiz, daha doğrusu bir bahane bulup da Türkiye eleştirilmeden yürütülemez. İlla ki bir kulp bulunacak. Nitekim Kasulidis, Türkiye’nin, Güney Kıbrıs’ın sözde Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde (MEB) ve Maraş’taki ‘kışkırtmaları’ ve Rum tarafının sunduğu ‘Güven Yaratıcı Önlemler’ konusunda Sırp mevkidaşına bilgi vermiş, Rumlara verdiği destekten dolayı teşekkür etmiş…

   Her şeyden önce Türkiye, Rum tarafının MEB’i ile ilgilenmez. İlgi alanı kendisine ve KKTC’ye ait MEB’tir. Onlar, KKTC’yi, Kıbrıs’ta Türk varlığını yok saysalar da, Doğu Akdeniz’de bir varlık olduğunu ve hakları bulunduğunu da herkes bilmektedir. KKTC’nin sahip olduğu kıyı şeridi bunun kanıtıdır. Kaldı ki, Türkiye, Doğu  Akdeniz’de en uzun sahile sahip bir ülke olarak, yetki alanının nerede başladığını, nerede son bulduğunu çok iyi bilmektedir. Kasulidis de bu gerçeği çok iyi bilmesine rağmen, huylu huyundan vazgeçebilir mi?

   Ve gelelim Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, Kıbrıs’la ilgili sözlerine… Geçenlerde Rum-Yunan lobisinin baskısı üzerine, ABD’nin Türkiye’ye satacağı – henüz belli değil ya – F-16’larla ilgili olarak, ‘Vermezlerse, başka alternatifler yok değildir’ sözleri eminiz bazı çevreleri rahatsız etmektedir. Bunu vurgularken, kendi işimize bakalım ve Akar’ın, Ankara’da Gazi Orduevi’nde düzenlenen ‘KKTC Silahlı Kuvvetler Günü’ resepsiyonunda yaptığı konuşmadan söz edelim. Hulusi Akar’ın, resepsiyona Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarıyla birlikte katılması önemli bir mesaj niteliğindedir. Bu çerçevede İstiklal Marşı ile birlikte Mücahitler Marşı’nın da okunması ayrı bir anlam ifade etmekte, Mehmetçikle Mücahidin birlikteliğini simgelemektedir.

   Hulusi Akar, oradaki konuşmasında, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın, adadaki herkes için barış ve huzurun başlangıcı olduğunu belirtti, “Harekâtın ardından adadaki kan ve gözyaşı durmuştur” dedi. “Kıbrıs bizim milli meselemizdir” ifadesini kullanan Akar, Türkiye’nin adadaki garantörlük görevini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, bundan sonra da getirmeye devam edeceğini dile getirdi. Akar özetle şunları da vurguladı:

   “Çözüm önerilerine herhangi bir karşılık bulamadık. Çözümün mümkün olmaması için ellerinden gelen her türlü gayreti gösterdiler. Kıbrıs Rumları, gerçekleri, oradaki Türk varlığını görmeli, Türk varlığının egemenliğini ve bağımsızlığını tanımalıdır. Onların da güven ve refah içinde yaşama hakkını kabul etmelidir.”

   Var mı bu sözlerde bir yanlışlık? Yok! Son zamanlarda birçok Rum bile, son Crans-Montana’da yapılanları açıklamaya, Rum heyetinin hiçbir şeyi kabul etmeyerek masayı terk ettiğini yazmaya, söylemeye başladı.   Genelde aklı başında Rumlar da, 48 yıldan beri bu adada barışın hüküm sürmesinin nedeninin Türk askeri varlığına dayandığını kabul etmekte, kendi aralarındaki sohbetlerde bu gerçeği dile getirmektedirler. Yalan mı?  Eğer burada Türk askeri varlığı olmasaydı, ada kan gölüne dönerdi. Çünkü 1974 öncesi bu adada neler olup bittiğini gören ve bilen Rumların da, Türklerin de çoğu halen hayattadır. Çocukları yanıltmak isteyen bazı öğretmenler de bunun bilincindedir, ama aldıkları direktifler o şekilde davranmalarını gerektirir.   

   Her neyse; bu güne kadar her şeyi reddeden, her öneriye karşı çıkanların hangi taraf olduğu gerçeği artık Rum toplumu arasında da konuşulmaya başlanmış olması olumlu bir harekettir. Uzun yıllar müzakere heyetinde görüşmeci olarak hizmet veren Emekli Büyükelçi Osman Ertuğ da, geçenlerde Rum tarafının kaç tane öneriye hayır dediğini sıralamış ve bu konuda geniş bilgi vermişti. Maalesef aynı şekilde değişmeyen zihniyet Güney Kıbrıs’ta geçerli olup, Ada’daki Türk varlığını görmezden gelme, dışlama, bir başka deyişle hazmedememe siyaseti sürgit etmektedir.

   Tüm bunlara rağmen, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın da ifade ettiği gibi, Türkiye, Kıbrıs’taki garantörlük görevini eksiksiz şekilde yerine getirmeyi sürdürecektir. Çünkü adadaki barışın devamı ve bölgedeki istikrarın idamesi bakımından bu görev kaçınılmazdır. 

AKAY CEMAL

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz