Nokta atışları

Nokta atışları

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

ERGÜN VEHBİ HEM KIRGIN, HEM ÖFKELİ: Ona ve onun gibilere “geçmiş olsun” dileklerimle gireceğim söze… Bu ülkede milletvekilliği, Erenköy direnişi ortamında TMT komutanlığı yapmak dahil, Sanayi Holding ve ETİ gibi kurumlarda, devletin kökleşip kurumsallaşmasına önemli hizmetleri olmuş Ergün Vehbi’nin basına yansıyan acı yakınmalarını vicdanı olan herkesin üzülerek okuduğuna eminim… Artık yatalak bir hasta durumunda olduğunu belirten Ergün Vehbi, kendi durumunda olan yaşlıların ve hastaların tedavi ve bakım sorunlarını çok net biçimde ortaya koyarken, diğer alt yapılarımız gibi sağlık ve sosyal yapımızın da çöktüğünü yaşadıklarından örnekler vererek belirtti. Yatalak ve bakıma muhtaç duruma gelen yaşlıların devletin sağlık servislerine ulaşabilmekte ve destek almakta hayli zorlandığına parmak basan Ergün Vehbi’nin, kartal gibi olduğu o eski sağlıklı günlerini anımsadım haklı yakınmalarıyla yüzleşince… Kürsülere çıktığında, mikrofonun önüne geçtiğinde gür ve sert sesiyle yeri – göğü sarsardı… Dilerim yeniden topluma hitap etme olanağı hasta yatağı başında kurulacak bir kürsüde Ergün Vehbi’ye verilsin… Eminim, tüm vicdan sahiplerimize tercüman olarak yapacağı uyarı şu olacaktır: “Ey devletin alt yapılarını en yukarıdan en aşağıya çökertenler: Siz sanıyor musunuz ki, çökerttiğiniz bu alt yapıların altında kalmayacaksınız? Her şeyin bir sırası var. Sıra size de gelmeden, toparlanın ve kendinize geliniz!”
                              ***
   “POLİTİKADA VEFA” MI DEDİNİZ?:  Bir zamanlar partili olarak efor harcamış olanlarla ideolojik farklılaşmalar yaşanınca onları dışlamak ve bir daha taraflarına bakmamak bir CTP klasiğidir. Bu konuda CTP tarafından dışlanmışlara dair yığınla örnek var… En başta Özker Özgür ve oğlu Birikim Özgür, Sonay Adem, Ergün Vehbi ve Zeki Beşiktepeli gibi… Bir zamanlar CTP’nin genç şahinlerinden iken daha sonra yol ayrımına giren Beşiktepeli’nin cenazesine CTP’den iki dal çiçek bile gitmemesi dikkat çekiciydi…
                              ***
   FIŞ FIŞ KAYIKÇI: Bizim denizlerin balıkları ve Türkiye’den ithal balıklar Rum tüketiciler tarafından kapışılırken, Güney Kıbrıs’a da bolca ihraç edilirken; yükselen balık fiyatlarına yerel tüketiciler yanaşamıyorlar… Hükümetten hak ettikleri destek ve teşviki alamadıklarını vurgulayan yılların profesyonel ve emektar balıkçıları, kayıklarını bir kenara çekerek mesleği teker teker bırakırken, bu iş kolu da vergi de ödemeyen amatör balıkçılara kalıyor… Profesyonellerin kayıkları varsın çekildikleri köşelerde çürüsün… Fış fış kayıkçı / Kayıkçının küreği / Cız cız eder yüreği… Durumlar aynen bu…
                              ***
   ANLAMLI YANIT: Ataşe maaşları ile ilgili sendikacı eleştirilerine Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’dan anlamlı yanıt: “Bu devlet sadece ataşeleri değil, sendikacıları da ödüyor.” Değil mi ama?.. Hem devletten maaşlarını alırlar, hem de başında bulundukları sendikalardan “profesyonel sendikacı” olarak ödenirler… Yani sözün özü,  camdan evde oturanlar diğer evlere taş atmamalı!.. Mesela yıllarca Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası’nın başında olan Ahmet Kaptan bu konuda olumlu bir örnektir… Hem devletteki görevinin başına düzenli olarak giderek memuriyet sorumluluklarını ihmal etmedi, hem de başında bulunduğu sendikadan profesyonellik maaşı almadı, devletten aldığı maaşla yetindi… Aynen bu formatta çalışan başka sendikacı varsa, bildirsinler, onların adlarını da takdirle açıklayalım…
                              ***
   KALP AĞRISINI DİNDİRMEK: Milletvekili Devrim Barçın sosyal medya paylaşımında “Bir vekil olarak aldığım maaş artışı kalbimi ağrıtıyor” dedi. Ve çoğu kişinin merak konusu oldu: Kalbinin ağrısından kurtulmak için, o parayı kalbine iyi gelecek birilerine bağışlayacak mı acaba?..
                              ***
   TOSUNOĞLU DA RAHATSIZ: DP milletvekili Hasan Tosunoğlu da milletvekili maaşları konusunda konuşarak haksız maaş aldıklarını savundu… İşte Tosunoğlu’nun dedikleri: “Bir milletvekili  olarak söylüyorum, bu maaşlar haksızdır, mali yapımızın üzerindedir ve doğru değildir. Milletvekili maaşı kamudaki bir müdürün maaşına denk olabilir. Meclis’teki çalışma saatleri ve üretime denk de ayrıca kademeli olarak artırılabilir. Ancak şimdiki haliyle yaralayıcıdır. Üst maaş dilimine bir çizgi çekmemiz, bir sınır koymamız şarttır… Bu sınır da asgari ücretin belirli bir katını geçmeyecek düzeyde olmalıdır. Bu maaşlarla milletvekilliğinin adeta bir mesleğe dönüşmesi de kaçınılmazdır. Şunu da açıklıkla ifade etmeliyim ki, milletvekilliği kesinlikle iki dönemle sınırlandırılmalıdır…”
   Milletvekilliğinin zaten mesleğe  çoktan dönüştüğü ve hatta atadan evlâda  bir aile mesleği olarak kurumsallaştığı Tosunoğlu’nun bu sözlerine dair özel vurgumdur… Manzaraya bakar mısınız: Cumhuriyet Meclisi’ndeki tablo vurgulamak durumunda kaldığım bu gerçeğin en açık göstergesi…
                                         ***
   TOSUNOĞLU İLE SOHBET: Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim. Aynı zamanda ülkemizin başarılı iş adamlarından olan Sayın Tosunoğlu, telefonla aramak duyarlılığını gösterdi… Uzun sohbetimiz sırasında sorularım üzerine şirketinin ülkeye “bağış” niteliğinde yaptığı yatırımlardan çekingen bir ses tonuyla söz etti… Engelli eğitimi ve rehabilitasyonu konusundaki duyarlılıklarını anlattı… Bir siyaset kurumuna dönüştürülen Kalkınma Bankası’nın ıslahı bağlamında hazırladığı yasa tasarısını da yakında Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na sunacağını ilk kez açıkladı… Teşekkürler Sayın Milletvekili…

  

AHMET TOLGAY

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Cevap Yaz