12 Nisan yaklaşırken, turizmde beklentiler…

12 Nisan yaklaşırken, turizmde beklentiler…

✏️–Kıbrıs Gazetesi —✏️

 

Koronavirüs’ün (Covid-19) yıkıma uğrattığı sektörlerden biri de hiç kuşkusuz turizmdir. Esasında olumsuz yönde etkilenmeyen sektör yoktur da, lokomotif sektörlerden biri olan turizmin etkilenmesi, darbe üstüne darbe alması, ülke ekonomisini darboğaza sürüklemektedir. Yalnız bizde değil, turizm hareketinin nasıl canlandırılacağına ilişkin çalışmalar yapılmakta, virüsün seyrine göre, alternatif yöntemlere başvurulmaktadır.

Yüksek öğrenim ve sağlık da, lokomotif sektörlerden sayılır. Eğitimin ülkeye getirileri bilinmekle birlikte, Covid-19 bu sektörü de yaralamış bulunuyor. Bunun yanında sağlık turizmi de son birkaç yıldan beri gündeme gelen ve giderek gelişen bir sektör olarak bilinir. Bu konuda Sağlık Turizmi Konseyi Başkanı Ahmet Savaşan’ın yoğun çabaları, özellikle çeşitli ülkelerdeki turizm fuarlarındaki tanıtma gayretlerini inkâr edemeyiz. Covid-19’a rağmen, turizmde yeni arayışlar bizde olduğu gibi, Güney Kıbrıs’ta ve dünyanın nice ülkelerinde de yoğun bir şekilde devam ediyor.

Örneğin Güney Kıbrıs’ta otelciler, 2019 rakamlarının yarısını bile tutturabilirlerse ayakta kalabileceklerini ifade ederken, bu yıl 2 milyon civarında turist beklediklerini dile getiriyorlar. Hava ulaşımında herhangi bir sıkıntısı olmayan Güney Kıbrıs’ın bu beklentisine karşın, Kuzey Kıbrıs’ın beklentisi ne diye soracak olursak, kesin bir şey söyleyebilmek mümkün değildir. Her ne kadar ‘Kapalı Devre’ turizm modelinin pandemi koşullarında en güvenli şekilde açılmasını sağlamak amacıyla yoğun çalışmalar yapılıyorsa da, belirsizlikler de bir takım sıkıntılara neden olmaktadır.

Turizm Emekçileri İnisiyatifi Sözcüsü Fuat Neşe, istekleri yerine getirilmediği takdirde, yarın Başbakanlık önünü ana-baba gününe çevireceklerini söyledi, “Haddimi aştığımı söyleyebilirler, ancak 14 aydır ne çektiğimizi biz biliriz” dedi. Cuma günü polisle karşı karşıya gelmekten korkmadıklarını söyleyen Neşe, “Çocuğumuza bir kalem bile alamıyoruz. Artık hiçbir şeyden korkumuz kalmadı. Bir tek turizmin açılmasını isteyen Turizm Bakanı… Destek versinler de açılsın, ekmek paramızı kazanalım” şeklinde konuştu. Virüsün ülkeye otellerden yayılmadığını, ama bu sürecin faturasının turizm emekçilerine ödettirildiğine vurgu yapan Neşe, “Korona’nın yuvası oteller değildir. Bu biliniyor, ama neden kabul edilmiyor” sorusunu sordu.

Turizm sektöründe yalnız turizm emekçileri değil; otelcisi de, acente sahibi, tur operatörü, rehberi, bunun yanında taksici, restoran sahibi, esnaf da turizmin açılımını bekliyor. On binlerce insan bu sektörden ekmek yiyor. Aradan geçen 1 yılı aşkın bir süre turizmcilerin adeta kâbusu oldu. Bir karabulut gibi çöktü üzerlerine.  Aslında tüm ülkenin ve insanlarının! Süreç uzadıkça da her taraftan çığlıklar yükselmeye başladı. Çünkü turizm, eğitimle birlikte bu ülkenin lokomotif sektörüdür. Pandemi nedeniyle tanıtımın da yapılamaması, hava ulaşımı ve tanınmamışlık dezavantajı Güney Kıbrıs’a kıyasla KKTC’yi çok daha fazla etkilemektedir.

Her şeye rağmen, insanlığı tehdit eden, korku salan virüse karşı alınan önlemlerde yoğunluk göze çarpmaktadır. İnsanlara el aman çektiren Covid-19’un verdiği mesajlar da dikkate alındığında, benzeri yeni felaketlere karşı nasıl ve ne tür adımlar atılması gerektiği de herhalde zihinlerde yer etmektedir diye düşünüyoruz. Her ne kadar sağlıktaki uzmanlar, “Bu virüsle yaşamayı öğreneceğiz” diyorlarsa da, bundan böyle her şeye hazırlıklı olmak gerek. Turizmin yanı sıra, sağlığı ile, eğitimi, tarımı, sanayisi, hulasa her şeyi ile!
Geleceğin ne getireceği, ne götüreceği belli olmadığına göre, turistlerin yoğun ilgi odağı tarihi eser turizmine de ağırlık vermek zorundayız. Geçen gün de ifade ettiğimiz gibi, KKTC, güneye kıyasla tarihi yerler ve eserler bakımından çok daha zengin olmasına rağmen, nedense pazarlamasını tam olarak yapmış değildir. Bu noktada bunları dünyaya tanıtmak sadece turizmcilerin değil, aynı zamanda devletin de görevidir. Hatta Türkiye ile bu konuda işbirliği yaparak, ‘Açık hava müzesi’ görünümündeki tarihi eserleri dünya kamuoyunun bilgisine sunmak mümkündür.

Daha bunlar gibi KKTC’de yabancıların ilgisini çekebilecek nice yörelerimiz mevcuttur. Örneğin Barış Harekâtı’ndan bu yana 47 yıl geçmesine rağmen, dünyanın hiçbir yerinde olmayan hür eşekler olayını bile turizme kazandıramadık ve sınıfta kaldık. Böyle bir olanak başka ülkelerin elinde olsaydı, neler yapmazlardı diye düşünmeden edemiyoruz. Ülkede gerek Türkiye’den gelen, gerekse yabancı turistleri cezp edecek o kadar çok şey var ki, değerini bilmek, pazarlamak ve ekonomiye soluk vermek gerek.

 

 Haber Kıbrıs

Buradan Haber Kaynağına Ulaşabilirsiniz

 

 

[slide-anything id=’39937′]

Yorum bırakın